Zulüme lanet mi, talanı örtmek mi?

İsrafil K.KUMBASAR

Cöldeki ‘isyan’ ateşinin küllerinden yükselen sözde ‘demokrasi’ baharı, birden kabuk değiştirerek ‘kendi evlatlarına’ölüm kusan bir canavara dönüşüyor.
‘Kibriti’ çakan el, ‘hedefine’ savrulan okun gidişine gözünü dikmiş, ‘yarınları’ kurgulamaya çalışıyor.
Tevatürler, tahminler, beklentiler sokağı dalgalandırıp, artık birer ‘bir gram petrol’ kadar dahi değeri olmayan ‘gölge’ niteliğindeki milyonlara adrenalin pompalıyor:
‘Direniş’, ‘isyan’, ‘devrim’.
‘Cola’, ‘Burger’, ‘Jean’, ‘Net’, ‘Facebook’, ‘Twitter’ tezgahında evrim geçirmiş olan ‘gül dudaklı’ haspalar, ‘tepeden tırnağa tattolu’ babayiğitler.
Devrimin altyapısının, kolayından tav olunan ‘haz çağının’ simgelerinden oluşması kimsenin umurunda değil.
‘Petrol’, ‘dolar’, ‘borsa’, ‘altın’, adeta nefes nefese kalmış Arap atlarının yarışına öykünme halinde; biri inişe geçiyor, biri patlama yapıyor.
Ocaklar sönüyor, ülkeler kavruluyor; Washington’daki, Brüksel’deki, Tel Aviv’deki devâsa binaların loş ışıklı odalarından ‘şen kahkahalar’ yükseliyor.
Krallar, şeyhler, diktatörler, nefeslerini tutmuş, dalganın bir gün dönüp dolaşıp ‘kendilerini’ de önüne katacağı korkusu ile yatıp kalkıyor.
Neresinden bakarsanız bakın, ne ‘vuranın’ ne de ‘vurulanın’ savaşıdır bu.

 


***

 


Eminönü iskelesindeki korkuluklara dayanmış, bir yandan Mısır’daki katliamı protesto etmek için toplanan kalabalığı izlerken, bir yandan da Haliç’in karşı kıyısındaki bir başka katliama konu olan tersane ve rıhtıma göz gezdiriyoruz.
Bırakın ‘sınır’ ötesindeki önüne gelen her şeyi kasıp kavuran başıboş alevleri, yanı başlarında dahi ‘neler olup bittiğinin’ farkına varamayan telaş içerisindeki insanlar geçip gidiyor yanımızdan.
Biraz öteden, süslü sandallarda ızgara yapılan balıkların kokusu ulaşıyor genzimize.
Tam o esnada, hemen birkaç adım öteye kondurulmuş olan, ‘tarihi mimari’ süsü verilen, büfe tipi bir ‘çorbahane’ dikkatimizi çekiyor. Bir kaç hafta önce böyle bir mekan yoktu buralarda; üstelik 10 metre batısında, 50 metre doğusunda iki kocaman büfe var zaten.
Öyle güzel kondurulmuş, kurşun kaplı kubbesi ‘tarihi doku’ ile öylesine uyumlu olmuş ki insan  “Hah işte, kılıf böyle olmalı, en azından gelecek eleştirilere ‘Tarihi dokuyla uyumlu’cevabı verilir”  diye düşünüyor.

 


***

 


Söze her başladıklarında  “Devlet çorap mı yapar kardeşim, hepsini satacağız” diyenler, ‘ne güzel tezgahlar’ kuruyorlar, akıl alacak gibi değil, değil mi?
Kaşla göz arasında Eminönü iskelesine kondurulan çorbahane, o kafanın ‘izini’ sürebilmek için sadece ufak bir örnek.
‘Cola’dan, ‘Burger’den, ‘Jean’den, ‘Net’ten, ‘Face’den, ‘Twitter’dan kafayı kaldırabilse insanlar, adım adım gerçekleşen işgali görecekler.
Galata Köprüsü’nün hemen yanı başındaki iskelelerin birileri tarafından nasıl da ‘çitler ile çevrildiğine’şahit olacaklar.
Evet, devlete ‘bir çok şeyden’ el çektiriliyor; ama başka eller, ustaca manevralarla o ‘kaynakların’, o ‘kaymakların’ üzerine oturuyor.
Tüyü bitmemiş yetimlerin kesesinden ‘bir kuruşa’ mezata çıkarılanlar, bir yıl geçmeden ‘bin kuruşa’ ikinci, üçüncü şahıslara devrediliyor.  Sonra gelsin ‘yeni kaynak’, ‘yeni kaymak’ arayışları.
Nerede ‘boş’ bir alan bulup AVM kurarız, hangi kuytuda ‘orman arazisine’ kazma sallarız, hangi ‘kamu kuruluşuna’ mal pazarlarız?
Üşenmeyin, bir gece sadece Sirkeci ile Karaköy arasında 15 dakika yürüyüşe çıkın.
Orada ‘taşeronların’ insafına bırakılmış, ‘asgari ücrete’ mahkum edilmiş, ‘üç-beş ayda bir girdi-çıktı yapılan’çöpçüleri göreceksiniz.
Tamam, ‘çölündeki’ yangına dertlenmeye devam edin, ama bir damlacık da ‘yanıbaşınızdaki’ yangınlara gözyaşı akıtmaya çalışın.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş