17 Eylül 2021 Cuma
İstanbul Hava durumu İstanbul 27°C
Doviz verileri
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
YAZARLAR
Durmuş HOCAOĞLU
Durmuş HOCAOĞLU

"Millet" mes'elesi ve Alain'in prensipleri

[email protected]
+
Aa
-
20 Haziran 2008 Cuma

Ne diyorduk? “Türkler sâhiden bir ’millet’mi?” Bir okuyucum,  “Nereden çıktı bu soru”  diye soruyordu, gönderdiği mektubunda; evet, nereden çıktı?
İlkin şuradan, Alain’in üç prensibinden:
1: Hakîkati bütün rûhunuzla arayınız. Bize vahiy inmediğine göre, hakîkati kendimiz bulacağız ve hakîkat de ciddiyet demek olduğuna binâen, ancak, elimizden geldiğince, rûhumuzun bütün kuvvetlerini seferber ederek bulunabilir;
2: Dâimâ, hakîkate giden en zor, en dolambaçlı yolu seçiniz. Aldanma riski en ziyâde, kolay ve basit yollardan gidildiğinde karşımıza çıkar: Hakîkat, pahalı bir şeydir, ücreti çok yüksektir, ağır bedel ister, hakîkate tâlip isek, bunu göze almalıyız.
3: Hayâtınızda en az bir defa düşünmek için durup derin bir soluk alınız. Evet; mutlaka böyle olmalı; hayâtımızda en az bir defa -hattâ bence birden ziyâdece- düşünmek için durup derin bir soluk almalı, düşüncelerimizi havalandırmalı, gözden geçirmeliyiz; yoksa, kendimizi mutlaklaştırarak, Jaspers’in tâbiriyle, kaskatı figürlere dönüşürüz ve bu da bir entelektüel körlüğe yol açar.
Bu soru, ikincileyin, şuradan, doğrudan doğruya, yaşanan pratikten, hayâtın kendisinden çıktı: Avrupalı bir ülke ile yapılan millî maçta ekzistansiyel milliyetçiliği adetâ bir volkan gibi indifâ eden cemiyet de aynı cemiyet, AB’nin kapısına dayanıp ondan iş-ekmek-hürriyet talep eden ve dahası, bunun da ötesine geçerek, lisân-ı hâl ile, “ben, kendim için iyi, doğru ve güzel olanı yapabilecek irâde, kudret ve tâkatten mahrûmum; bütün bunları benim için sen yap”  diyen cemiyet de aynı cemiyet ve AB’nin elitleri küstahlaştığında bu defa ona buğzeden cemiyet de aynı cemiyet ise burada bir problem var demektir; bu kadar çok tenâkuz sıhhat alâmeti olamaz. Çünkü bunu diyen bir cemiyet “millet” olamaz, en azından tartışılabilir hâle gelmiştir -niçinine az sonra ona sıra gelecek- ve yine bunu diyen bir cemiyet de teftiş edildiğinde ve/ya emir aldığında ve hattâ aşağı görüldüğünde, buna da darılamaz - çünkü veren el alan elden üstündür ve yardım alanlar emir de alır; beri yandan, “Avrupa Avrupa, duy sesimizi, bu gelen Türklerin ayak sesidir” diyen bir cemiyet de bunların hiçbirisini yapamaz ve tabiî, zıddı da aynen doğrudur.
Şimdi ilkine bakalım: Ben, kendim için iyi, doğru ve güzel olanı yapabilecek irâde, kudret ve tâkatten mahrûmum; bütün bunları benim için sen yap” diyen bir cemiyet “millet” olabilir mi?
İyi ama “millet” nedir?
İmdi, “Şüphesiz milliyet fikri, en güç tarif edilen şeylerden biridir” diyen Paul Henry’yi hâtırlataraksuper[1]nosupersub, “millet” nedir suâlinin, cevâbı çok kolaya ve çok basite ircâ edilebilecek bir suâl olmadığını bilelim.
Millet’in muhtelif târiflerini, önce Yeniçağ’da uzun-uzadıya tefrika ettiğim ve sonra edisyon yaparak editoryal bir kitapta neşrettiğim bir yazımda biraz etraflıca ele almağa çalıştımsuper[2]nosupersub; burada sadece kalın çizgilerle bir dokunmakla yetineceğim. Ludwig von Mises’e göre, millet, bir dil -tam ifadesiyle “konuşma”- cemaatidir; buna mukabil, dil’i, ırk’ı, soyu, din’i, ekonomik menfaati bir tarafa iten Renan’a göre, kazançlar, menfaatler ve sevinçlerden ziyâde, kayıplar ve fedakârlıklarda birleşen, “mânevi bir aile” dir; Stalin’e göre, dil, toprak, ekonomik birliğin ve or-tak kültür biçiminde beliren rûhî şekillenme birliğinin hüküm sürdüğü, tarihi olarak meydana gelmiş kararlı bir topluluk; kader birliği alanında, karakter birliği için-de birleşmiş olan insanların oluşturdukları bir bütündür. 
[1] Paul Henry., Milliyetler Meselesi., Tercüme eden: Fehmi Baldaş., Kanaat Kitabevi, İstanbul, 1939., s.9
[2] Yeniçağ’da, 02 Mart-28 Mayıs 2007 tarihleri arasında, ardışık tam otuzdört yazı hâlinde “Dersimiz Milliyetçilik” başlığı ile yayımlanan bu tefrika, Şubat 2008’de yayımlanan şu kitapta yer almaktadır: “Tabiî ve Fıtrî Bir Ekzistans Olarak Milliyetçilik”. Arslan, Huzeyfe Süleyman (Ed.), Statükodan Değişime Milliyetçilik Ufku, Binyıl Yayınevi., Derleme: 1, ISBN 978-9944-0743-0-8., Ankara, Şubat 2008 içinde, s.195-309

DİĞER YAZILARI
TÜM YAZILARI
DİĞER YAZARLAR
Milli güçle orantılı politika
Milli güçle orantılı politika
Armağan KULOĞLU
Milli güçle orantılı politika
CHP, bu defa tuzağa düşmedi!
CHP, bu defa tuzağa düşmedi!
Arslan BULUT
CHP, bu defa tuzağa düşmedi!
Diyanet, laiklik, siyaset
Diyanet, laiklik, siyaset
Arslan TEKİN
Diyanet, laiklik, siyaset
Siyaseti kişiselleştirmenin halka maliyeti
Siyaseti kişiselleştirmenin halka maliyeti
Esfender KORKMAZ
Siyaseti kişiselleştirmenin halka maliyeti
Türkiye'nin sorunu demokrasi sorunudur
Türkiye'nin sorunu demokrasi sorunudur
Orhan UĞUROĞLU
Türkiye'nin sorunu demokrasi sorunudur
Köşkte çay servisi yapanlara duyurulur!
Köşkte çay servisi yapanlara duyurulur!
Özcan YENİÇERİ
Köşkte çay servisi yapanlara duyurulur!
Mevlana için değer mi?
Mevlana için değer mi?
Selcan T. HAMŞİOĞLU
Mevlana için değer mi?
Ankara'da Okur-Yazar Buluşması ve Kumpas Mektupları...
Ankara'da Okur-Yazar Buluşması ve Kumpas Mektupları...
Yavuz Selim DEMİRAĞ
Ankara'da Okur-Yazar Buluşması ve Kumpas Mektupları...
Erdoğan dizginleri çoktan elinden kaçırdı!
Erdoğan dizginleri çoktan elinden kaçırdı!
Evren Devrim ZELYUT
Erdoğan dizginleri çoktan elinden kaçırdı!