100. Yıl, demokrasi ve İmamoğlu

A+A-
Tuncay MOLLAVEİSOĞLU

Bugün doğum günümüz...

Yıkılmış, teslim olmuş, parçalanmış son Türk İmparatorluğu'nun küllerinden Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin doğduğu gün bugün...

Kanla, destanla yazılan bağımsızlık mücadelesinin ilk adımıydı 19 Mayıs...

Doğduğu tarih belliydi Mustafa Kemal'in, ancak ay ve günü o günlerin koşullarında ailesi tarafından not alınmamıştı. Atatürk yıllar sonra doğum gününü soranlara "19 Mayıs" diyecekti.

Atatürk'ün doğum günü olarak kabul ettiği gün, Türk ulusunun da tarih sahnesinde yeniden doğduğu gündü...

***

Bu yılın ilk yazısının başlığı; "2019; 100. YILINDA YENİDEN MİLLİ MÜCADELE" idi. Bu yılı çok özel etkinliklerle, kutlamalarla 12 aya yaymalı ve bize vatanımızı armağan eden kahramanlara en büyük saygıyı, 100. yılı anlamına yakışır şekilde kutlayarak göstermeliyiz demiştim.

Değerli Dostum tarihçi-yazar Sinan Meydan da bu yılı "Atatürk Yılı" olarak kutlayalım önerisini getirmişti.

Sinan Meydan ile TELE 1 ekranlarında "tarihten güncele" adlı bir programa başladık.  Amacımız her kentte Atatürkçülerle buluşmak, o kentte hem etkinlik yapmak hem de bu etkinliği ve konuşmalarımızı ekrandan yayınlamaktı.

Bugüne kadar üç program çekebildik... CHP'li yerel yönetimlerin ilgisini siz anlayın artık!

***

Ne "Atatürk Yılı" ilan edildi, ne de "100. yılında yeniden milli mücadele" ruhuna yakışır etkinlikler yapılabildi...

Bu yıl Mustafa Kemal'in, silah arkadaşlarının, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucularının mirasına uygun tek gelişme yerel yönetimlerde muhalefetin Siyasal İslamcılara verdiği dersti...

Unutulmaz bir fotoğraf olarak siyasi tarihimize girdi; İBB Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu önce Anıtkabir'i ziyaret etti, ardından AKP iktidarının belediye tabelalarından söktüğü TC ifadesini yeniden olması gereken yerine vidaladı!

***

Mustafa Kemal Atatürk 19 yıl gibi kısacık bir zamanda, yani Samsun'a kurtuluş mücadelesi için adımını attığı andan, gözlerini kapattığı o erken gelen karanlık güne kadar; sadece 19 yılda; dünyanın en güçlü devletlerini dize getirmiş, demokrasinin yeşermesi için çağının çok ötesinde adımlar atmış, düşmanla savaşın ardından ekonomik savaşı ve uygarlık savaşını da kazanarak bugün vatan dediğimiz toprakları bizlere miras olarak bırakmıştır...

"Benim en büyük eserim Türkiye Cumhuriyeti'dir" diyen Büyük Önder, eserine nasıl ihanet edildiğini görmedi ancak ilerde yaşanacakları tahmin ederek gençlere seslendi; "Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak olan sizlersiniz" dedi...

Gençler, bu görev hala omuzlarınızdadır...

25 yıl boyunca iki büyük kentin rantını ele geçiren, milyarlarca dolarlık kaynakla iktidarını güçlendiren, Atatürk düşmanlarına açık destek veren, Atatürk'ü tıpkı işgal yıllarındaki İngilizler gibi, Yunanlılar gibi, son Osmanlı Padişahı ve Şeyhülislamı gibi millete düşman etmek isteyen zihniyete İstanbul'da Ekrem İmamoğlu, Ankara'da Mansur Yavaş son verdi.

İmamoğlu dün taksicilerle sahur buluşmasında; "yarın 19 Mayıs'ın 100. yılı. İstanbul'un sokaklarında 19 Mayıs'a dair bir iz, bir işaret yoksa bunun sorgulanması gerekir. Ayıptır. Allah bize nasip edecekti, 100. yılı bu şehre yaşatacaktık... Yokluktan, cahillikten ve kıtlıktan doğmuş bir milletiz. 100. yıl bir daha gelmeyecek, bu şehre bu coşkuyu yaşatmayanları kınıyorum..." dedi.

"100. yılında yeniden milli mücadele" diyorum ya... İstanbul'da 23 Haziran'da çalınmış seçimi yeniden kazanmak bu mücadelenin ta kendisidir...

Atatürk'ün "demokrasi ile taçlandırın" diye vasiyet ettiği mirasına, demokrasi ve hukuk devletini askıya alarak gölge düşürenlere en güzel yanıt bu olacaktır.

Türkiye 100. yılında onca yalana, Emperyalizmin kucağından konuşan Atatürk düşmanı tarikat ve cemaatlere, onların iktidardaki yol arkadaşlarına rağmen hala Mustafa Kemal'in ışığını göğsünde taşıyan yurtsever insanlarla dolu.

Bu insanların tek bir partisi de yok!

19 Mayıs'ı doğum günü olarak gören, kurucu kahramanlarına vefalı her partiden insan, karşı devrimin iktidarına direnecek ve 23 Haziran'da demokrasi mirasımıza sahip çıkacak...

Bakın İmamoğlu milli mücadelenin 100. yılında çağrı yapıyor; " Bir avuç insana tabi yönetime son verelim. Bu düzen bitmeli... İstanbul'dan başlangıç ülkeye nefes aldıracaktır. Demokrasinin onurunu, namusunu kurtaracağız..."

AKP'DE BEKANIN PUSULASI ŞAŞTI!

Bakın, gemileri ilk fareler terk edermiş...

Fareyi takip et, geminin durumunu anla...

***

AKP'li ünlü bir yandaş demiş ki; "100 senedir Kemalizm'in dinsiz, imansız, vicdansız baskıları altında inleyen, her daim ezilip katledilen ama yine de vatanına küsmeyen Müslüman Kürtler'e binlerce selam olsun!

Ne mutlu Yahudi olduğunu defalarca itiraf eden birine Atam demeyen asil Türkler'e ve Kürtler'e..."

Asalet senin yakınından bile geçmez... Bu cümlelerin bile vatana ihanet ettiğinin ve bölücülüğün resmidir.

Atatürk ile aynı cephede bu milletin tüm unsurları savaştı ve kanını döktü. Ancak senin dedelerin o dönemlerde de; hem Çanakkale Savaşı'ndan "arazi" oldu hem de Kurtuluş Savaşı'nda Yunan ile birlikteydi.

"Keşke Yunan kazansaydı" diyen zihniyetin çürümüş ağızları...

İstanbul'u geri almak için yapmayacağınız hinlik yok. Ancak emin olun bu kez sözde "kardeşim" dediğiniz Kürtler de size oy vermeyecek.

Fareler "beka meselesinin" yönünü değiştirelim diyorlar. "Sayın Bahçeli bu işe ne diyecek?" hala merak konusu...

 

  • Yorumlar 12
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları