​​​​​​​18 Adamız Libya'dan önemsiz mi?

A+A-
Orhan UĞUROĞLU

Doğu Akdeniz'de, Amerika'nın desteklediği Yunanistan, Mısır, İsrail üçlüsü, yanlarına Avrupa Birliği'nin desteklediği Kıbrıs Rum Kesimi'ni alarak petrol ve doğalgaz aramaya başladılar.

Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dışlandı ki elbette tepkiliyiz ve sondaj gemilerimizin Doğu Akdeniz'de arama çalışmaları başlatmasını da destekliyoruz.

Ayrıca, "Münhasır Ekonomik Bölge" anlaşmasının Libya'daki Ulusal Mutabakat Hükümeti ile imzalanmasını ve her iki ülke meclislerinde de kabul edilmesini onaylıyoruz.

Meclis'te kabul edilen "Asker Gönderme Teskeresi" konusuna gelince karşı olduğumu yazdım, Halk TV'de yaptığım Halk Uyanıyor canlı yayınında konuk ettiğim Abdullah Ağar'la tartışırken de söyledim. Sayın Ağar ise, "Büyük riskler var ama teskere geçmeli" görüşünü savundu.

"Libya'daki siyasi dengeler" başlığı ile Halk TV'nin YouTube sayfasından bu söyleşimi izleyebilirsiniz.

Değerli okurlarım,

18 Türk adasını 2002 yılından bu yana tek tek işgal eden Yunanistan'ı adalarımızdan kovmak mı önemli, Libya'da yarını belli olmayan, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi Başkanı Fayez Al Sarraj'ı Türk askeri göndererek korumak mı önemli?

İşgal altındaki 18 adamızı sahiplenen Yunanistan'ın kara sularımızı da işgal ettiğinin hala farkına varmayacak mıyız?

Bu konuyu daha açık yazmadan an itibarı ile Yeniçağ web sayfasında yayınlanan şu bilgiyi hemen aktarayım.

"Libya'nın başkenti Trablus'taki tek sivil havalimanına düzenlenen roket saldırıları nedeniyle uçuşlar ikinci bir emire kadar durduruldu…"

Bu saldırının;

Birinci mesajı, Türkiye'ye, "Sakın gelme" şeklindedir.

İkinci mesajı, Türk Hava Kuvvetlerine ait savaş uçaklarının Trablus'u kullanmalarını engelleyeceğidir.

Üçüncü mesajı, Türkiye'ye, "Türk Ordusu gelirse ona da saldırırız" şeklindedir.

Değerli okurlarım,

Elbette Akdeniz'de oluşturduğumuz "Münhasır Ekonomik Bölge" önemlidir ama Hafter'in Trablus'u ele geçirmesi ve yönetimi devirmesi durumunda bu anlaşma sürer mi?

"Türk ordusu gelirse gemilerini batırır, uçaklarını düşürürüm" diyen Hafter, büyük olasılıkla tek taraflı iptal eder bu anlaşmayı.

Hafter kim?

Amerikan vatandaşı ve 20 yıl CIA ajanlığı yapmış, bugün de Rusya'nın da desteğini alan Kaddafi'nin eski bir subayıdır ve Libya'nın yüzde 93'ünü halen kontrol altında tutmaktadır.

Putin'e de yakındır.

O takdirde, Libya'ya askeri güç ile müdahale etmek yerine Putin'den destek alıp Hafter ile de anlaşmamız gerekmez mi?

İnanıyorum ki diplomasi her türlü savaştan daha etkili bir silahtır.

Dışişleri Bakanlığının resmi web sitesindeki şu sözlerden ders alınması gerekmiyor mu?

"Atatürk'ün dış politika alanında ortaya koyduğu vizyon, "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" sözleriyle çizdiği hedef ve bu yönde izlediği kararlı politikalar, belki de Türk devletinin bugünkü konumuna gelmesindeki en önemli etkeni teşkil etmiştir."

İlaveten;

"Her türlü meseleye öncelikle akılcılık ve gerçekçilik merceğinden yaklaşan Atatürk'ün dış politika vizyonu da maceracı ve yayılmacı eğilimleri reddeder" görüşü yer almaktadır.

Değerli okurlarım,

MAK Danışmanlık tarafından % 53.5 erkek, % 46.5 kadın olmak üzere yapılan araştırmada soruların birisi, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini başarılı buluyor musunuz?" şeklindeydi.

Katılımcıların;

Yüzde 37'si, "Evet başarılı buluyorum"

Yüzde 53'ü, "Hayır başarısız buluyorum" diyor ki, kalan yüzde 10 ise kararsızlar ile görüş bildirmeyenlerden oluşuyor.

Libya konusunda "Tek Adam" teskere istedi, Meclis'te muhalefetin uyarılarına rağmen AKP ve MHP oyları ile kabul edildi ama milletin çoğunluğu da bu rejimi beğenmiyor.

 "Tek Adam" Türkiye'yi Suriye politikasında da zora düşürmedi mi?

PKK uzantısı PYD/YPG'ye karşı başlattığımız Barış Pınarı harekâtını, Amerika'nın "Erdoğan ve ailesinin mal varlığına bloke koyma, Halkbank'a ceza uygulama ve Sözde Ermeni Soykırımını kabul etme" yaptırımları ile durdurmadı mı?

Peki, yarın Türk Silahlı Kuvvetleri, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatı ile Libya'da Hafter'e karşı askeri harekâta başlar da Trump tekrar devreye bu tehditleri sokarsa ne yapacağız?

Atatürk'ün, "maceracılığı reddeden" ilkesi doğrultusunda Libya'ya asker gönderme kozumuzu elimizde tutarak Türkiye'nin menfaatlerini diplomasi ile kazanmaya çalışmalıyız.

Öncelikle Putin'e ve onun desteklediği Hafter'e, "Münhasır Ekonomik Bölge" anlaşması ile Libya'nın da Rusya'nın da Doğu Akdeniz'deki petrol ve doğalgaz rezervlerine ortak olacağını hatırlatmamız gerekmez mi?

Rusya'nın amacı da, Akdeniz'de egemenliğini arttırmak değil mi?

 

  • Yorumlar 15
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları