2020 Ekonomide riskler

A+A-
Esfender KORKMAZ

Stratejik riskleri, siyasi sorunları bir tarafa bırakıp yalnızca ekonomik riskler açısından bakarsak, 2020  yılının Dünyada sorun yaşanmaz. Aynı şartlar altında Türkiye'de ise 2020 yılı rahat geçmeyecektir.

Dünya'da hızlı büyüme yavaşladı, 2020 yılı için Dünya ortalama büyüme oranı yüzde 2.4; ABD de yüzde 1,8; Çin'de 5,9 ve Asya pasifik ülkelerinde 5.1 olarak tahmin ediliyor.   Aslında Dünya için bu oranda bir büyüme dengeli büyümedir ve aynı zamanda istikrarın yerleştiğini de gösteriyor. Zira potansiyel üstünde yüksek büyüme aynı zamanda üretim faktörlerinin tedariki ve finansmanı açısından istikrarı da bozabiliyor.

İşsizlik açısından da, bazı gelişmekte olan ülkeler dışında bir sorun görünmüyor. Dünya çalışma Örgütü (İLO) işsizlikten çok çalışma koşullarının iyileştirilmesine çalışıldığını açıkladı.

FED ve ECB'ninde faizleri düşürme konusunda bekleme içinde oldukları anlaşılıyor. Önemli bir stratejik sorun yaşanmazsa, petrol fiyatlarının da 60 dolar dolayında kalması bekleniyor.

Türkiye istikrar konusunda Dünya'dan ayrıldı.

2020 yılında yüzde 3 büyüme yaşayacak, fakat bu oran potansiyelin büyümesinin altındadır.  Ayrıca fert başına büyüme daha düşük yüzde 1.6 dolayında olacaktır. Bu oranda fert başına büyüme gerekli olan gelir artışını yaratmaz. İç tasarrufların artması yatırım sermayesi için Türkiye şartlarında fert başına büyümenin en az yüzde beş olması gereklidir.

2020 de en büyük risk yatırımlarda gerilemenin devam etmesidir.

Doğrudan yabancı yatırım sermayesinde de azalma beklenmektedir. Yerli ve yabancı yatırım sermayesi, hukuk ve demokratik altyapıda bozulmadan dolayı yeni yatırım yapmıyor. Ayrıca 2020 bütçesinde yatırımlara ayrılan ödenek düşük; yüzde 7 dolayındadır. Devlet altyapı yatırımlarını yapmıyor, kamu özel işbirliği programı içinde özel sektöre yaptırıyor, hizmet pahalıya çıkıyor. Üretimde navlun girdi maliyetleri yatırımları caydırıcı derecede yüksek oluyor.

Kronik enflasyonda, yatırım fizibilitesi ve yarını  görmek açısından bir engeldir. Hükümet; siyasi maliyetinden korktuğu için yapısal çözümlere yanaşmıyor. Enflasyonu da çözemiyor.

Yeni yatırımlar yapılmadığı için gençler arasında işsizlik oranı yüksektir. Aynı nedenle üretimde kullandığımız aramalı ve hammaddeyi ithal etmeye devam edeceğiz.

Yatırımlarda durgunluk; Bir… İşsizliğin ve özellikle genç işsizliğin devam etmesine neden olacaktır. İki… yüzde 3 büyüme de olsa, ithalat talebi aratacak ve dış ticaret açığı da aynı şekilde artacaktır. 

2020 Bütçe açığını artıran üç sorun var

* Kamu özel işbirliği nedeni ile köprüler, yollar, hastaneler için verilen talep garantisi, bütçe giderlerinin artmasına ve açıklara neden oluyor.

* Bütçenin yüzde 42'sini oluşturan transferler ve özellikle transferler içinde popülist yardımlar, hem bütçe kaynaklarının etkinsiz kullanılmasına hem de bütçe açıklarının artmasına neden oluyor.

* Özelleştirilecek kamu işletmeleri kalmadı. TOKİ yatırımları daraldı. Durgunluk nedeniyle ve aşırı yük nedeniyle vergi gelirlerinde reel olarak artmıyor.

Bir önemli risk unsuru da eksi reel faizdir. Faiz oranları halen sınırda olmasına rağmen Cumhurbaşkanı düşük faiz enfasyonu da düşürür diyor. Faizlerin tek haneye inmesini istiyor. Bu şartlarda eksi faiz nedeniyle tasarrufların yatırımlara gitmesi gerekir. Gel gör ki güven altyapısı olmadığı için kimse yatırım yapmıyor. Bu defa tasarruflar dövize ve altına yöneliyor. Kısmen borsaya yöneliyor ve fakat ekonomik istikrarın da bozulması borsaya talebi sınırlıyor.

Son olarak en büyük riskimiz de artık siyasi sorundan çok ekonomik teröre dönüşen 4 milyon Suriyeli sorunudur.

dfs-004-001-011.jpg

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları