2020 yılı günah keçisi oldu

A+A-
Fatma ÇELİK

Bu yılın başından beri aldığımız kötü haberler yüzünden 2020 yılını suçlar olduk: "2020 felaketler yılı", "2020 Türkiye'ye iyi gelmedi", "2020'yi sağ çıkarabilirsek iyi"… Parasızlık yüzünden bunalan kişinin, kendisini valilik önünde yakmasında bile "2020'de yitirilen bir can daha" yorumu yapıldı. Sanki aylarca konuştuğumuz siyanür vakaları 2019'da yaşanmamış gibi.

Sanki 2019'da her şey çok güzelmiş de 2020 olunca, yani 31 Aralık 2019 gecesi 00:00'da -bir anda- değişmiş her şey gibi.

Unutuyoruz. Medyada, sosyal medyada, hatta günlük hayatımızda gündemlerimiz öylesine hızlı değişiyor ki, öncesinde yaşanan kötü olayları unutuyoruz.

Oysa geçen sene şubat ayında İstanbul Kartal'da 7 katlı bir binanın çökmesiyle 21 kişinin ölmesi, 14 kişinin de yaralı kurtarılması ile konuştuk biz kötü yapılanmanın, hatalı işçiliğin, yapıların denetlenmemesinin nasıl insan hayatına mal olabildiğini. Elazığ depremi, göçük altında yitirdiğimiz vatandaşlarımızın olduğu ilk olay değildi ki…

2019'un ağustos ayında İzmir'deki orman yangınlarını kadere bağlayanlara karşı yangın söndürme uçağı eksikliğini konuşmuştuk. Van'daki çığ felaketi, afetlere müdahalede yetersiz kalınmasının yeni örneği değildi ki…

Hükümetin dış politikadaki hataları yüzünden, 2019'da da pek çok şehit verdik, 2018'de de…

2020, 2019'u tekrarlıyor; 2019 da 2018'in tekrarıydı. Belki daha kötüye gidiş var ama hatalar aynı. Aynı hatalardan alınması gereken dersleri alamayışımızdan bu kötüye gidiş. Karabulutlar yok ülkemizin üzerinde, nazarlara falan gelmedik…

"Ülkenin tepesine 4 adet helikopterle çarşaf gerip, kurşun dökelim de nazar çıksın" diye durumu tiye alanları bile gördük sosyal medyada.

Nazardan falan olmuyor bu ölümler. "Avrupa bizi kıskanıyorcu zihniyete" kanıp inanmayalım bunlara. Ne nazar ne karabulut ne de başka bir uhrevi veya mistik sebep aramaya gerek var. Yalnızca "yönetim kötü".

Sizin-benim hayatlarımızı önemsemeyenlerce yönetiliyoruz.

İşini ciddiye almayan, mesleki açıdan yetersiz kişiler idarenin her kademesine yerleşmiş.

Denetimler yetersiz. Önlemler yetersiz.

Bilim göz ardı ediliyor. Bilim insanları dinlenmiyor.

Tedbir olmayınca da böyle can kayıplarıyla karşılaşılıyor.

Sabiha Gökçen Havaalanı'nda meydana gelen uçak kazası, liyakat ve ehliyet ölçütlerinin yaşamsal önemini de açıkça ortaya koyuyor. Ancak liyakatsizliğin olumsuz sonuçlarını bir tek bu uçak kazasında mı gördük? Senelerdir ülke içindeki hiyerarşik yapılanmada da liyakat esasının terk edilmesi, zincirleme olarak pek çok olumsuz sonuçlar doğurmadı mı?

Bilim insanlarının uyarılarına kulak tıkayıp doğal afetlere karşı önlem almazsanız, particiliği her kurumun içine sokarsanız, yapılacak projelerin değerlendirilmesinde bilime uygun raporlar hazırlanmasını engellerseniz, bilimle çakışan projeleri sırf gösteriş için hayata geçirirseniz, bürokrasinin önemini göz ardı ederseniz, sistemin işlerliğini denetleyecek bir tek kurum dahi bırakmazsanız; felaketler peşimizi elbet bırakmaz.

Üfürükçülere, kurşun döktürmelere falan gerek yok, 2020'yi günah keçisi yapmaya da. 2020 biter, 2021 gelir; felaketleri bitirmek için gerek olan, yalnızca liyakati ve hukuk devletini esas alan, halka ve bilime yüzünü dönen iyi bir yönetimdir.

dfs-004-001-011.jpg

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları