24 Haziran sonrası "geçiş dönemi"

A+A-
Fatma ÇELİK

24 Hazirandan sonra ülkenin akıbeti ne olacak, herkes merak içerisinde… Seçim sonuçlarında bizi bekleyen dört senaryodan hangisi gerçekleşecek? Meclis çoğunluğunu millet ittifakı mı, cumhur ittifakı mı alacak? Cumhurbaşkanlığı yarışını kim kazanacak?

Cumhurbaşkanlığı ile meclis çoğunluğu zıt ittifaklarca kazanılırsa ne olacak?

Başkanlık rejimi nasıl uygulanacak?

Her ne kadar, geçen hafta jet hızı ile kabul edilen, Bakanlar Kurulu'na yeni rejime uyum amaçlı kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisini veren yetki kanununun genel gerekçesinde "21/1/2017 tarih ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 18/19/1982 tarih ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında değişiklik yapılmış ve yapılan değişiklikle, parlamenter hükümet sistemi yerine cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi getirilmiştir" ifadesi yer alsa da, anayasa hukukunda "cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi" diye bir kavram yok.

Yeni sistem açıkça, a-tipik uygulamalar içeren bir "başkanlık sistemi".

Bu sistemin nasıl uygulanacağına dair ipuçlarını bize verecek olan ise, ilgili yasanın verdiği yetkiyle çıkarılan yeni rejime uyum düzenlemeleri içeren KHK'lar.

Öte yandan, her ne kadar, mevcut Cumhurbaşkanı hariç diğer tüm adaylar, parlamenter sisteme geri dönüş vaadinde bulunuyor olsa da, dönüşün seçimlerin hemen ardından yapılması elbette ki mümkün değil.

Bu da, seçimlerin ardından -Erdoğan dışındaki adaylardan birinin kazanması durumunda- bizi bir "geçiş dönemi" beklediği anlamına gelmektedir.

Bu geçiş dönemi önemli… Bu dönemde Anayasa'nın, madde 2'de yer alan "Cumhuriyetin niteliklerine" uygun bir şekilde yorumlanıp uygulanması çok çok önemli… (m.2: "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.")

Cumhurbaşkanlığı kararnamesi gibi, tek kişiden oluşan yürütmeye fazlaca yetkiler veren imkânın mümkün olduğunca kullanılmaması, "Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz", "Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz" gibi, yasama erkini TBMM lehinde tutan hükümler nezdinde, erkler ayrılığının fiiliyatta korunması elzemdir.

Nitekim birincil ve en önemli ilke, hukuk devleti ilkesidir. Hukuk devleti ilkesinin uygulanabildiği, bu ilkenin sağlam temellere oturtulduğu ülkelerde hükümet şeklinin ne olduğu önem arz etmemektedir. Çünkü hukuki uygulamalardan taviz verilmediğinden, vatandaş durumdan etkilenmemektedir. Çünkü "hukuk" vardır!

Ancak, bizim gibi, hukuk devleti ilkesinin tam olarak uygulanamadığı ülkelerde hükümet sisteminin ne olduğu bu denli tartışılmakta, sistem değişiklerinin yaşanması halinde de yasalara ve vatandaşa yansımaları bu denli fazla hissedilir olmaktadır.

Geçiş döneminde yapılacak hukuki düzenlemeler, her türden hukuksuzlukların yaşandığı bu dönemden edinilen tecrübeler doğrultusunda, herhangi bir açığa müsaade etmeyecek kadar detaylı ve özenli olmalıdır.

Özellikle OHAL sürecinde yaşadığımız sıkıntılı hukuksuzluk sürecinden alınan feyzle, OHAL kararlarına sebep, sonuç sistematiği içerisinde ayrıntılı düzenleme yapma ve OHAL sürecinde Anayasa değişikliğine gidilememesi gibi elzem kuralların getirilmesi yerinde olacaktır. Türkiye, bu türden önlem eksiklikleri yüzünden sıkıntılı bir OHAL süreci yaşamaktadır.

Tabi, bu türden düzenlemelerin yapılacağı bir geçiş süreci, mevcudun dışında bir adayın cumhurbaşkanlığını kazanması veyahut millet ittifakının meclis çoğunluğunu elde etmesi ihtimaline ilişkindir. Aksi bir durum halinde, yönetim mevcut zihniyetle devam edeceğinden, konuşacağımız konu "Cumhurbaşkanlığı kararnamesi" olacaktır.

Cumhurbaşkanı kararnamesinin hukuki boyutu ve kapsamı ile ilgili -anayasal bilgi kirliliğinden kaynaklı- eksik veya yanlış bilgileri gidermek adına ise, kapsamlı bir yazı önümüzdeki günlerde kaleme alacağım. Çünkü cumhurbaşkanlığı kararnamesi, istemin getirdiği en büyük, en tartışmalı ve önümüzdeki seçimlerden sonra mevcut yönetim anlayışının devam etmesi halinde nasıl bir rejimle karşı karşıya kalabileceğimizi gösteren en çarpıcı yetki türü.

***

Günün Sözü:

"Hiç kimse onu bulandırmadığı ve ihlal etmediği sürece hukuk, teneffüs ettiğimiz hava gibi, görünmez ve tutulmaz bir şekilde etrafımızı kaplar. O, ancak kaybettiğimizi anladığımız zaman değerinin farkına vardığımız sağlık gibi sezilmez bir şeydir."

Laedr

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları