ABD, güvenli bölgede YPG'yi korumak ister

ABD, güvenli bölgede YPG'yi korumak ister
Genelkurmay Şube Müdürü Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay, "ABD, bu mutabakat ile terör örgütü YPG/PKK'nın pozisyonundan vazgeçmiş değildir" ifadelerini kullandı.

Bünyamin ÖZTÜRK / Ankara

Türkiye ve ABD arasında Suriye'de Güvenli Bölge oluşturulması yönünde varılan mutabakatı değerlendiren eski Genelkurmay Şube Müdürü Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay, "Mutabakat işlemeyecek ve Türkiye tek taraflı harekât yapmak zorunda kalacak" dedi. Atabay, şu sorulara şu yanıtları verdi:

- Güvenli bölge mutabakatı tamam YPG varlığı ne olacak?

Bu mutabakat, detayları içeren bir anlaşma değil, bir çerçeve anlaşmasıdır. Yani görüşmelere devam etme iradesinin ortaya konulmasıdır. İlk etapta teknik detayları içermemesinin muhtemel amacı şu olabilir: Türkiye ve ABD, kendi kamuoyu nezdinde bağlayıcı bir duruma düşmemek ve ilerleyen görüşmelerde taraflara esneklik sağlamak istiyor. ABD, bu mutabakat ile terör örgütü YPG/PKK'nın pozisyonundan vazgeçmiş değildir. Bugüne kadar Fırat'ın doğusunda elde etmiş olduğu kazanımını kaybetmek istemez. Acı bir gerçek ama ABD; YPG/PKK'yı Türkiye ile birlikte aynı kefede eşit ortak olarak görmeye çalışıyor, birini diğerine tercih etmeyi düşünmüyor. Derin ayrılık burada. Gelinen noktada ABD, Türkiye'nin istediği güvenli bölge olgusuna, terör örgütü YPG'ye zarar vermeden uygulanabilir bir kılıf arıyor. Muhtemelen güvenli bölgenin sınırlı ceplerle, Arap nüfusunun yoğun olduğu alanlara angaje edilmesi düşünülüyor. Mutabakat, ABD'nin niyet ve maksadının daha yakından takip ve anlaşılması bakımından Türkiye için bir fırsat olacaktır. En azından, sahada uygulamaya geçilmesi bakımından bir kapı aralanmıştır. Bunun lehimize bir fırsata çevrilmesi, Türkiye'nin inisiyatifi kaptırmadan süreci iyi yönetmesine bağlı olacaktır.

- Müşterek Harekât Merkezi amaca hizmet eder mi?

ABD'nin Müşterek Harekât Merkezi'ni operasyonel olmaktan ziyade daha çok bilgi alışverişi, koordine ve karşılıklı raporlaşma amacıyla kullanmak istediği görünüyor. Bu merkez, operasyonel yetenekte olmalı ve buna bağlı 'Müşterek Görev Gücü' oluşturulmalı. Bu da sahaya yansıtılmalıdır. Aksi takdirde bu merkez oyalama merkezi haline dönebilecektir. ABD, söz konusu merkeze; Türkiye'nin güvenlik endişelerini giderici uzun soluklu bir merkez olarak bakıyor. Bu merkez, Türkiye'nin güvenlik endişeleri sürünceme bırakılarak Harekât Merkezi sınırları içerisine hapsedilmeye çalışılacaktır.

- Güvenli bölge PYD/PKK terör örgütünün varlığını ortadan kaldırır mı?

Güvenli bölge tesis edilse dahi, ABD Türkiye'nin şehir merkezlerine girmesini istemeyecektir. Çünkü YPG, meskûn mahallerde özellikle şehir merkezlerinde siyasi, idari ve askeri birimlerini oluşturmuş ve buraları tahkim etmiştir. Unutmayalım, ABD'nin bölgede tutunması da YPG ile geliştirdiği ortaklık sayesindedir. Esas hedef YPG/PKK'nın ortadan kaldırılması olmalıdır. ABD'nin terör örgütü ile siyasi-askeri bağları koparılmadığı sürece buradaki tehdit devam edecektir. Güvenli bölge sonrasında oluşturulması düşünülen, 'Barış Koridoru' söylem itibariyle güzel ve kulağa hoş gelmektedir, ancak, kapsam itibariyle içinin doldurulması Türkiye'nin tek taraflı yapacağı bir harekât ile mümkün olabilir. Bu yeni mutabakatın ileriki günlerde tıkanacağını ve Türkiye'nin tek başına inisiyatif almak zorunda kalacağını da belirtmek isterim.

YPG'DEN DÜZENLİ BİR ORDU KURULUYOR

PENTAGON'un YPG/PKK mevcudunun 110 bine çıkarılacağını söylemesi ABD'nin bölgeden hiç vazgeçmeyeceği anlamına gelir. 110 bin silahlı güç düzenli bir ordu demektir. ABD, bölgede devletçiğin temellerini kuruyor, buradan hem Orta Doğu'yu hem Akdeniz havzasını kontrol etmeye hem de İran'ın faaliyetlerini çevrelemeye çalışmaktadır. Ayrıca bu bölge, İsrail'in güvenliğini sağlayabilecek bir noktadır. İşte ABD, bir taşla birçok avantajın sağlandığı bölgeden kesinlikle vazgeçmek istemeyecektir. ABD'nin bölgede uzun vadeli yatırımı; Suriye'nin parçalanması ve federatif hale dönüştürülmesi, İran tehdidinin sönümlendirilmesi, İsrail'e güvenlik kuşağı oluşturulmasıdır. Ayrıca, bölgedeki enerji havzasına ve hatlarına kendi inisiyatiflerinde kontrol edilebilir bir düzenleme getirmektir."

"ARAP KUŞAĞI" İLE DE HAİNLERİN VARLIĞI SÜRER

ÜNAL Atabay, "Güvenli bölge tesisi edilmesi halinde Suriyeli sığınmacıların bölgeye yerleştirilmeleri ne kadar gerçekçi olabilir?" sorusuna da şu yanıtı verdi: Güvenli bölgede YPG, Arapların büyük bir kısmını bölgeden tasfiye etmiş ve bu çerçevede demografik yapıyı değiştirmiş durumdadır. Türkiye, eski demografik yapıya dönülmesini istiyor. Ülkemizde yaşayan Suriyeli sığınmacıların bölgede mal ve mülkleri olmasa da önemli bir kısmının buraya aktarılmak istendiği yönünde bir düşünce olduğu anlaşılmaktadır. Türkiye'deki yaklaşık 4 milyon Suriyelinin sadece bir kısmı bu bölgenin insanı. Eğer bu bölgenin dışından insanların da bu bölgeye yerleştirilmesi durumunda, ikinci bir güvenlik sorunu ile ortaya çıkar. Bu durumda, şüphesiz bölgenin bir Arap kuşağı haline getirilmesi anlamına gelecektir. Suriye'de iç savaş bitmesini müteakip, ileride mal-mülk mübadelesi gibi sorunlar yaşanacak ve yeni bir gerilime sahne olacaktır. Güvenli bölge bir Arap kuşağı haline çevrilmiş olsa dahi, YPG/PKK'nın varlığını ortadan kaldırmış olamazsınız. Önemli olan güvenli bölgenin tesisi değil, tesis edilse dahi, örgüt bir şekilde hattın güneyine çekilmek suretiyle varlığını sürdürecek ve Akdeniz'e çıkış yollarını zorlayacaktır. Fırat'ın doğusuna kapsamlı bir harekâtın yapılmasıyla ancak bunun önüne geçilebilir. Gelinen noktada ABD ile birlikte bu da mümkün değildir. Çünkü ortak noktamız yoktur.

MÜNBİÇ MUTABAKATIN GÖLGESİNDE BIRAKILDI!

MÜNBİÇ coğrafi konumu itibariyle, Fırat'ın batısına yönelinmesi için atlama taşı özelliğindedir. ABD burasını, Fırat'ın doğusuyla birlikte bir bütün olarak mütalaa etmektedir. Yani Münbiç, ABD'nin Suriye'ye uzun vadeli baktığı bir yerdir. Ancak, şunu söyleyebilirim: Türkiye'nin güvenlik endişelerini ilk etapta gidermek amacıyla Münbiç'in doğu yakasında bulunan Süleyman Şah Türbesi'nin yerine nakledilmesinin sağlanacağı ve bu kapsamda Ayn El Arab bölgesinden bir koridor açılacağı ve Fırat'ın doğusunda ilk devriye faaliyetlerinin de bu koridor üzerinde başlayacağını değerlendiriyorum. Müteakiben, Tel Abyad-Resulayn arasında ki Arap yoğunluklu hatlarda bazı cepler oluşturulabilir.

ABD YENİ OYALAMA SÜRECİ PEŞİNDEDİR

ÜNAL Atabay, "ABD bu mutabakat üzerinden yeni bir oyalama süreci yaratır mı?" sorusuna da şu yanıtı verdi: Belki şunu söyleyebiliriz: Mutabakatın ikinci gününden itibaren oyalamaya başladılar bile.' ABD, bölgede muhtemelen İngiltere ve Fransa'nın başını çekeceği yeni bir koalisyon oluşturmanın peşinde. ABD, İran'a daha fazla enerjisini ayırmak niyetinde, bununla birlikte ABD, Orta Doğu üzerindeki siyasal ve operasyonel faaliyetlerin çatı yönetiminde yine kendisi söz sahibi olacaktır, Suriye'de oluşturmayı düşündüğü bu yeni gücün teşkiline kadar oyalamaya devam edeceği düşünülmektedir. İlerleyen günlerde, yeni bir stratejik hamleyle, bu mutabakatı işlevsiz hale getirecek bir senaryo geliştirebilirler. Az önce belirttiğim gibi, İngiltere ve Fransa örneğinde olduğu gibi, böyle bir durumun gelişmesi halinde, bölgede muhataplar artacak, cephe genişleyecek ve Türkiye için daha da çıkılmaz bir hal alacaktır.

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.