ABD: Türkiye, Suriye'de işgalci

A+A-
Cahit Armağan DİLEK

Yunanistan'ın Başbakanı Türkiye'de. Çipras'ın niye geldiğini önceki gün yazdım. Bu üçüncü ziyaretinin en dikkat çekici noktası Heybeliada'da Ruhban Okulu'nu ziyaret edip ayine katılacak olması. Ateist olan Çipras'ın Patrikhaneyi de ziyareti edeceği kilise/din ağırlıklı bu Türkiye ziyaretlerinin Yunan iç politikasına yönelik olduğunu görmeliyiz.

Ruhban Okulu açılıyor mu?

Çipras'ın ziyaretiyle birlikte Ruhban Okulu'nun açılması da hızla gündeme gelecektir. Fener Rum Patrikhanesi'nin Rus kilisesiyle yaşadığı sorunlarla birlikte son olarak Ukrayna kilisesine bağımsızlık vermesinin yanında Ruhban Okulu'nun da açılması Patrikhanenin "Ekümenlik" olarak tanınmasını, dolayısıyla Türkiye'nin tapusu olan Lozan'ın delinmesini beraberinde getirmeyecek mi?

Bunu Türkiye, Kıbrıs'ta işgalci diyen ABD ve AB ülkelerinin 1960 Londra ve Zürih anlaşmalarını tamamen yırtıp atarak Türkiye'yi Kıbrıs'tan çıkarıp Enosis'i gerçekleştirme izlemez mi?

Eğer şimdiden karşı somut adımlar atılmazsa, örneğin Çipras'a Rumların Kıbrıs'ta ABD ve Fransa'ya askerî üs vermeleri 1960 anlaşmalarını ihlaldir, buna izin vermeyin denmezse olacağı bu.

Türkiye-Suriye, Moskova'da Adana Mutabakatı'nı görüştü...

Türkiye'yi yönetenlerin söyledikleriyle Suriye'de sahadaki gelişmeler tam aksi yönde gelişiyor. İşte Erdoğan yönetimi bunu görmüş olacak ki Putin'in hatırlattığı Adana Mutabakatı'na tabiri yerindeyse balıklama atladı.

Bölgeden iyi haber alan kaynaklar Putin-Erdoğan zirvesinden hemen sonra Rusya'nın davetiyle Moskova'da Türkiye ve Suriye'nin Adana Mutabakatı'nı görüşmek üzere bir araya geldiğini bildiriyor.

Bu gizli görüşmede (ki Moskova'ya giden Türk MSB.lığı heyetinin bu görüşmeyi yapmış olması büyük olasılık) Türk heyetinin temel motivasyonunun Adana Mutabakatı üzerinden güvenli bölge oluşturma olduğu ifade edilir. Çünkü Erdoğan, Putin'in mutabakatı gündeme getirmesiyle güvenli bölgeye yeşil ışık yaktığını düşünüyordu. Ve bu konuda Putin'in olurunu almak üzere Ankara'nın Şam'la görüşmeyi kabul ettiği iddia ediliyor.

Ancak Adana Mutabakatı'yla ilgili olarak hem Moskova hem de Şam'dan gelen resmî açıklamalar, mutabakatın güvenli bölgeyle ilişkili olmadığı yönünde. Putin'in ana mesajı Şam ile Ankara'nın doğrudan görüşmesiydi. Suriye'den Türkiye'ye yönelik terör tehdidinin bertaraf edilmesinde Adana Mutabakatı'nın iyi bir örnek olduğunu hatırlatmaktı.

Türkiye plansız, öngörüsüz ve takıntılı yaklaşımlarıyla Suriye'de bir ABD, bir Rusya'ya savurulup duruyor. Ancak karşısında uzun vadeli planları ve kendi çıkarlarını önde tutan devletler olduğunu unutuyor. Böyle olunca her defasında kandırılıyor.

Türkiye, Suriye'yi işgal etti!

ABD çekilmediği gibi bölgeye yönelik askeri gücünü artırıyor, yeniden konuşlanıyor. Suriye'deki planların başında İsrail'in güvenliğini sağlama bağlamında İran'ın etkisini ortadan kaldırmak var. Sonrasında PYD/YPG'nin korunması ve Türkiye'nin Fırat'ın doğusuna girmesinin önlenmesi. Bunu Trump bizzat ayaküstü görüştüğü PYD temsilcisine de söyledi. Yani oluşacak bölge YPG'yi güvenlik altına alacak bölge olacak.

Nitekim ABD senatosuna her üç ayda bir sınır ötesi operasyonlara ilişkin verilen raporlamada 2018'in son çeyreğine ilişkin raporda Türkiye'ye ilişkin önemli suçlamalar var. Bunlar aslında Trump'ın ve diğer ABD kurumlarının açıklamalarıyla örtüşüyor.

Raporda Türkiye'nin Suriye kuzeyine yönelik operasyonları ABD'nin ortağı PKK/YPG'ye olan bu terör örgütüne ve Suriye kuzey doğusunu Türk işgal tehdidi olarak yazılıyor. İşin ilginç olanı raporda YPG'nin PKK'nın uzantısı olduğunun medyadaki rivayetlere dayandırılması. Demek ki Türk yetkililerin açıklamasını hiç dikkate almamışlar.

Raporda Türkiye'nin Fırat Kalkanı ve Afrin harekâtlarıyla Türkiye'nin Suriye'yi işgal ettiği (invade) yazılı.

Ayrıca Türkiye'nin 2017'den bu yana Suriye'de IŞİD'e karşı operasyon yapmadığı da belirtiliyor. Yani Afrin harekâtında Türkiye'nin PKK yanında IŞİD'e de operasyon yapıyoruz açıklamasını ciddiye almamışlar.

'Boş ver raporu ben Trump'ın dediğine bakarım' diyemezsiniz. Başmüfettiş dahil rapordaki üç imzanın sahipleri ABD Dışişleri ve Savunma Bakanlıklarıyla USAID temsilcisinin. Ve Kongre'ye veriliyor. Yasa gereği. Yani resmî mi resmî.

Önceki gün de ABD Dışişlerinden YPG/SDG'nin elindeki yabancı esir teröristlerin ilgili ülkelerce geri alınması açıklanmasında SDG'nin koalisyon adına IŞİD'le savaştığını belirtip SDG'ye övgü dolu sözlerle teşekkür ettiği açıklaması geldi.

Koalisyon üyesi Türkiye, IŞİD'le savaşması için SDG'ye vekalet vermiş ki böyle bir ifade var. Bugün Vaşington'daki koalisyon ülkeleri toplantısında Çavuşoğlu bunun hesabını sorabilir mi?

İşte böyle bir politikayı savunan ABD'nin Türkiye'ye, "haydi boşaltacağım yerler senin, istediğin operasyonu yapabilirsin" demesini beklemek hayal olur.

ABD bunu yapmayacağı gibi, Türkiye'nin güvenlik kaygılarını sözde karşılamak üzere Türkiye'ye muhtemelen NATO'dan olmak üzere daha fazla güçle gelmeye hazırlanıyor. Bari bunu görün.

 

 

  • Yorumlar 5
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları