Abdullah Öcalan, neden "1921 Anayasası" diyor?

A+A-
Arslan BULUT

Türk Silahlı Kuvvetleri, Gara'da Pençe Kartal-2 Harekâtı yapar ve 50 teröristi etkisiz hale getirirken, PKK'nın daha önce kaçırdığı söylenen 13 "sivil" Türk vatandaşı da bir mağarada başlarından vurulmuş olarak bulundu...

Aslında, PKK kalkışması, Türkiye'nin başından vurulması hedefine göre programlanmıştır. PKK'nın bu hedefi Türk kamuoyunda bilindiği için terör yoluyla hedefine ulaşması mümkün değildir. Bu sebeple, PKK'yı kullanan ABD ve AB, eş zamanlı olarak Türkiye'yi yöneten siyasi kadrolar üzerinden aynı hedefe dönük siyasi projeleri uygulatmaya çalışmıştır. Turgut Özal'ın "Federasyonu tartışalım", Tansu Çiller'in "Bask modeli", Mesut Yılmaz'ın "AB'nin yolu Diyarbakır'dan geçer" diye ifade ettikleri yaklaşımlar, dış dayatmaların eseriydi. Tayyip Erdoğan döneminde, Oslo'da PKK ile "koordinatör ülke temsilcisi" nezaretinde masaya oturulması, açılım süreci ve Dolmabahçe mutabakatı da böyle bir dayatmanın sonucuydu.

Öyle ki o günlerde konuyu şu soruyla incelemiştik:

"Koordinatör ülke temsilcisi, Oslo'daki müzakereleri başlatırken, 'Bu sadece bizim fikrimizdi. Ne Türk tarafından ne de Kürt tarafından olumlu yönde herhangi bir teklif aldık. İki tarafın değil, bizim sorumluluğumuz altında girişilen bir inisiyatiftir. Abdullah Öcalan tarafından üretilen kendi fikirleri parlamentoda yasa çıkaracakları zaman dikkate alınacaktır.' demedi mi?"

***

Bugün de AKP sözcüleri "Yeni Anayasa yapmak"tan "yeni devlet kurmak"tan söz ediyor. Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, "Bugün 1921 Anayasası'nın ruhuyla, cumhuriyetimiz yeni anayasayla taçlanacaktır" diyor.

Oysa 1921 Anayasası ruhundan bahseden, Abdülhamit Gül'den çok önce Abdullah Öcalan'dır.

Terör örgütünün başı Abdullah Öcalan'ın, "Kürt sorunu başta olmak üzere Türkiye'nin yaşadığı sorunların çözülmesi için 1921 Anayasası'nın günümüze uyarlanması gerekir" söylemi biliniyor.  Bunu da "Mustafa Kemal, Birinci Meclis döneminde Türk demedi, Türkiye halkı dedi, Türk Milleti demedi, millet dedi" gibi kabullere dayandırıyor.

Öcalan'ın 2010'daki Anayasa değişikliği sürecinde kendisini ziyaret edenlere yaptığı açıklamalar yayınlanmıştı. Öcalan, "1916-20 sürecinden sonra 1921 Anayasası oluştu. Bu anayasanın daha sonra netleştirilip demokratikleştirilmesi beklenirken 1924 Anayasası ile -bu anayasada tamamen Kürtlerin inkârı vardır- daha oligarşik ve bürokratik bir anayasa haline getirildi. Şimdi de AKP anayasası haline getiriliyor. Ben, 1921 Anayasası'nı yeniden güncelleyelim diyorum" demişti…

1921 Anayasası'nda 10'uncu madde ile Türkiye coğrafi olarak vilayetlere ayrılıyor, 11'inci maddede "Vilâyet mahalli umurda manevi şahsiyeti ve muhtariyeti haizdir." deniliyordu. Öcalan ve PKK, buradan "siyasi özerklik" çıkarmaya çalışıyor. Oysa 1921 Anayasası, vilayetlerin, ırk, din ve dil esasına göre değil coğrafi şartlara göre kurulduğunu belirtiyordu.

***

Avukat Gülseren S. Aytaş hatırlatmıştı:

"1-2 Kasım 1922'de Birinci Meclis'in çıkardığı Saltanatın Kaldırılmasına Dair Kanun'da, Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu ve sahibi olan Türk milletinin egemenliği padişahtan aldığı, Osmanlı İmparatorluğu'nun yerine yeni ve milli bir Türk devleti kurulduğu izah edilmekteydi. Türkiye'nin ortaklık devleti olarak kurulmadığı, egemenliğin asla bölüşülmediği, Türkiye'nin milli bir Türk devleti olduğu ifade edilmekteydi. Birinci Meclis kararıyla sabittir ki bu esas devletimizin temel ilkesidir; hiçbir suretle değiştirilemez."

Tabii, AKP, HDP ile ittifak yapmak istiyor da bunu "1921 Anayasası'nı esas alalım" diye ifade ediyor olabilir ama bu tespiti yapanlar, AKP'nin de başından beri rejimi değiştirmek istediğini, bu yüzden "laikliğe aykırı eylemlerin odağı" olmaktan cezalandırıldığını gözden kaçırmamalıdır.

Söz konusu olan, Türk Milleti'nin egemenlik hakkının, siyasi aldatmacayla ve din kullanılarak ortadan kaldırılmak istenmesidir.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58