Acı ama gerçek; Lira çöpler liginde!

A+A-
Evren Devrim ZELYUT

Kredi derecelendirme kurumlarının verdiği notlar bir ülke ekonomisi için önemlidir. Bu notlara bir zamanlar bizim yöneticilerimizin iddia ettiği gibi 'bizim için yok hükmündedir' diyemeyiz. Eğer ülkeyi Kuzey Kore gibi tüm dünyaya kapatarak bir dikta altında yönetecekseniz orası başka. Ancak ihracat yapıyorsanız, yabancı sermeye ülkeme gelsin fabrika kursun, hisse senedi/tahvil alsın böylece bana dolar/euro getirsin diyorsanız, kredi notlarını dikkate almak zorundasınız. Neden mi? Çünkü yatırımcılar bir ülkeye gelmeden önce oranın kredi notuna bakarak yatırım kararlarını verirler. Eğer ülke notu, 'yatırım yapılabilir seviyesi'nin altında ise, oraya yatırım yapmak riskli olacaktır. Bu nedenle ilgili kurumların verdikleri notlar tüm dünyada yakından takip edilir.
Ülke notu 'yatırım yapılabilir seviyesi'nden ne kadar uzaklaşırsa ülkeye o kadar az yatırım gelir. Ayrıca dış sermaye gelecekse de bu kaynağın faiz maliyeti not düştükçe artar.
 23 Ocak Cumartesi günü uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor's (S&P), Türkiye'nin kredi notu ile not görünümünü açıkladı. Buna göre döviz cinsinden kredi notunun "B+", yerel para birimi cinsinden kredi notunun ise "BB-" olarak teyit edildiği bildirildi.
Peki bu notlar ne anlama geliyor? Aşağıdaki tabloda S&P, FITCH ve Moody's'in Türkiye'ye verdiği notları kırmızı ile işaretledik. Her üç kurumda Türkiye'yi yatırım yapılamaz olarak nitelendiriyor. Hatta S&P ve Moody's Türkiye notunu 'çöp' seviyesine almış durumda.
evren-notlar.jpg
Üç kurumun Türkiye'ye neden bu notları takdir ettiğine baktığımızda ise gerekçelerin ortak olduğunu görüyoruz. Yüksek enflasyon, cari açıkta süregelen sorunların kur riskini artırması, iç ve dış politikadaki gerginlikler…
Türkiye'nin notunun geldiği yere baktığımızda S&P açısından; Ruanda, Senegal, Kenya, Bolivya ile aynı ligdeyiz. Moody's açısından; Tanzanya, Uganda, Nijerya ile aynı ligde olduğumuzu görüyoruz. FITCH açısından baktığımızda ise bu sefer Umman, Bangladeş, Guatemala ile aynı ligde bulunuyoruz.
Hiç bu ülkeler Türkiye ile bir olur mu? Bizim tarihimiz var, stratejik önemimiz var, üç kıtanın ortasındayız v.b. sözleri duyar gibiyim. Ancak yaşamın gerçekleri çok basit bir matematiğe bağlı. İşsizlik oranınız gerçekte %20, enflasyon oranınız %30, dış ticaret açığınız 50 milyar dolar ve rezervleriniz eksi ise dünyadan görünüşünüz ve kategoriniz maalesef bu şekilde oluyor.
Bu kötü tablonun terse çevrilip, Türkiye'nin isterse gelişmiş ilk on ülke arasına girmesi için kuvvetli bir potansiyeli olduğu konusu ise ayrı bir tartışma konusudur. An itibari ile çekilen fotoğraf, bu şekildedir.
İşin kötü tarafı ise mevcut tablonun bu yönetimle değişme imkanı olmamasıdır. Bu görüşümüzü bir hissiyata ya da kişisel yargıya bağlı olarak sizlere arz etmiyoruz. Bakınız İngiliz Ekonomi ve İş Araştırmaları Merkezi'nin (CEBR) raporuna göre, dünyanın 17. ekonomisi olan Türkiye'nin 2020'de 20. sıraya ve 2021'de 22. sıraya gerileyeceği kaydediliyor. İşin Türkçe tercümesi küme düşüyoruz!
Ancak Türkiye için daima umudun var olduğunu unutmayalım. Başarmak ve büyümek bizim kaçınılmaz kaderimizdir. Önemli olan gerçekleri görerek, bölünmüş toplumu bir araya getirecek bir yönetimin iş başı yapmasıdır.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58