Adı üstünde "Kimsesizler"

A+A-
Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, "Kimsesizler" adlı televizyon dizisiyle ilgili inceleme başlattığını duyurdu;

Daha yayına girmeden…

Fragman görüntülerinden yola çıkıp, içeriğe dair -herhalde- 'tahminde' bulunarak…

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın, "Kamu vicdanını yaralayan sert ve hoyrat ifadeler" uyarısı da dikkate alınarak…

Ve de illa ki;

"Vatandaşlardan gelen yoğun şikayetler doğrultusunda."

***

Yoksa, dizinin FOX TV'de yayınlanıyor olmasıyla zinhar ilgili değildir; neden olsun ki, "Radyo ve televizyon yayıncılığını düzenleyen ve denetleyen kamu otoritesi olarak" politikalarından biri de "medyada çoğulculuğu sağlamak" olan RTÜK'ün yandaş dürtülerle karar alacak hali yok ya!

Keza, başrol oyuncusu, "Kimsesizler"in dizideki tartışmalı "kimsesi" konumundaki  Erdal Beşikçioğlu'nun, sosyal medyanın, 'ak troller'i en çileden çıkarıcı aktörlerinden biri olmasının da hiçbir tetikleyici rolü olmamıştır. Zira görülmüş şey değildir bu topraklarda sanata ve sanatçıya sansür; ikisi de hürdür!

Ben eminim, RTÜK'ün yegane gamı, tasası, gayesi "İnsan onuruna, hak ve özgürlüklerine saygılı bir yayıncılık alanı yaratmak"tan ibarettir.

Ne yapıyorsa, "Hak, menfaat ve değerlerimizi gözetimizi gözettiği" içindir.

***

Yalnız -ve her zamanki gibi- anlamadığım şeyler var;

Kim bu "yoğun şikayette bulunan vatandaşlar"?

Zehir hafiye gibi "jurnallemek" aşkına sadece FOX TV'yi mi izliyorlar?

Öyle ya, "mantık" bilimi, bir TV dizisinin toplumun ruh sağlığına, çeşitli kişi, kurum yahut değerlerle ilgili algısına etkisi konusunda, daha yayına girmeden öngörüde bulunup da harekete geçecek kadar yüksek hassasiyet sahibi bir "izleyici vatandaş kitlesi"nin, hali hazırda yayında olan ve -mesele sahiden buysa- izleyenler üzerindeki ruhsal arazları saymakla bitmeyecek başka diziler için de aynı şikayet prosedürünü işletmesini bekler.

Onlardan hemen aklıma gelen iki tane var;

Biri TRT 1'in "reyting şeytanı"nın bacağını kırdığı yeni yapımı "Masumlar Apartmanı".

Diğeri, TV 8'in, iki sahnesinden birinde şiddet, taciz, tecavüz ve dahi akla hayale gelebilecek bütün fenalıkların "kör gözüm parmağına" hali bulunan "Kırmızı Oda"sı.

Üstelik de, diğer bütün asap bozucu tarafları bir yana, benim ahlak anlayışıma göre "suç", yasalarda böyle bir karşılığı bulunmuyorsa "kabahat", "ayıp" sınıfında değerlendirilebilecek bir tavrın ürünü bile sayılmaya namzet ikisi de…

A-aa ne tesadüf, bir de aynı psikiyatrın, tuttuğu hasta notlarından yazdığı kitaplardan uyarlanmış ikisi de…

***

İnsanlar bir psikiyatra gittiklerinde, ona her ne anlatıyorlarsa, onu "o odada kalması" güvencesi altında anlatırlar. Anlattıklarının sadece o odada kalmasını değil muhtemelen o odaya gömülmesini de arzularlar; hayatlarının herhangi bir döneminde, üstelik de bütün ülkenin malumu olarak yeniden hayatlarının, evlerinin ortasına düşmesi son isteyecekleri şey bile değildir belki…

Kim, birinin çıkıp da, doktor-hasta gizliliği çerçevesinde vakıf olduğu kabuslarını, sancılarını, korkularını, acılarını, utançlarını, eksikliklerini, fazlalıklarını velhasıl travmalarını pazarlamasını ister?

Böyle bir ifşaya nasıl göz yumulabilir; dahası nasıl alkış tutulabilir; dahası "devlet"in uhdesindeki TRT nasıl buna ortak olabilir?

Ya, o dizilerden herhangi birinde, hayatının herhangi birine dokunulduğunu fark eden birinin aştığını düştüğü ruhsal sorunları nüksederse? Ya nüksetmekle kalmaz, trajik ve geri dönülmez başka "son"ları da beraberinde getirirse? Hangi para, hangi reyting, hangi şöhretle ödenir vebali? Ödenebilir mi?

***

Bir süre önce kadına ve çocuğa şiddet/istismar yayınları üzerinde konuştuğum, bu alanda uzmanlaşmış bir profesör üstüne basa basa uyarmıştı:

"Bu dürtüye sahip insanlar için böyle olayların çok fazla görünür konuşulur olması teşvik edici olabiliyor, güdülüyor…"

Potansiyel katiller, sapıklar, sapkınlar, pedofililer bu hikayeleri izleyip de "Ayyy ne acıklı şeymiş be, yapmayayım en iyisi" demiyorlarmış yani; tersine, siz detaylandırdıkça daha da fazla canları çekiyormuş o rezil, sefil suçları!

"Oluş şeklini değil, cezalandırmaları konuşmamız gerekiyor" diye de eklemişti.

Her şeyi geçtim, bir psikiyatr bunu dahi bilmez mi ki, birbirinden beter fenalıkların "oluş şekli"ne dair hayli ilham verici sahnelerin "referansı" yaptırır kendini?

***

"Kimsesizler" dizisindeki ifadeleri "sert ve hoyrat" bulan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkilileri, bir de bu dizileri izlesinler bakalım "uzman" gözüyle; kurumlarına dokunmadığı sürece sertlik ve hoyratlık serbest değilse! Yahut, "hasta notları" bir anda Türk dizi sektörünün biricik hammadde kaynağına dönüşen bu psikiyatr "dokunulmazlık" bünyesinde değilse…

Adı üstüne birilerinin "Kimsesiz" olmasıdır, tek sorun belki yine…

 

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58