Akıl almaz siyasi mantık

A+A-
Orhan UĞUROĞLU

Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan partilerin grup başkanvekilleri, partilerinin genel başkanlarının vekilidir. Genel Başkan adına partilerinin resmi görüşlerini açıklayan yetkili isimlerdir.

AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan, genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın adına, partisi adına görüşünü şöyle açıkladı:

"İstanbul Barosu üyesi olarak, bu kanun teklifi nihayete ererse yapacağım ilk iş mensubu olduğum İstanbul Barosu'ndan istifa ederek ilk kurulacak baroya üye olacağım…"

Neden istifa edecek?

Çünkü İstanbul Barosu yönetimi AKP'nin "AK Baro" kurulmasına olanak verecek "çoklu baro" yasa teklifine karşı çıkıyor.

Turan diyor ki;

"Türkiye'de 80 baro var. Kanun hazırlanırken herkesi davet ettik. 30 baro davete geldi…"

Değerli okurlarım,

Bu akıl almaz siyasi mantık için elbette birkaç söz söylemek lazım.

Birincisi;

Demokrasinin olmazsa olmaz şartı; çoğunluğun seçtiği yönetime razı olmaktır…

Turan, madem çoğunluğun seçtiği İstanbul Barosu başkanının ve yönetiminin kararlarını beğenmiyor o zaman yapması gereken milletvekilliğinden istifa edip İstanbul Barosuna Başkan adayı olarak çıkmak ve rakipleri ile yarışmaktır.

AKP yönetimini beğenmeyen, Recep Tayyip Erdoğan'ın icraatlarını eleştiren vatandaşlar ne yapsınlar?

Turan'ın "istifa" formülü elbette çözüm değildir.

Yapmaları gereken seçimde sandık başına gidip beğenmedikleri yönetimi değiştirmektir.

İkincisi;

80 Baro'dan 30'u yani azınlığı istiyor diye yasa mı değişir?

Turan'ın, "İstifa edip ilk kurulacak baroya üye olacağım" sözü günlerdir yazdığım AK Baro'nun çağrısı ve ilk adımıdır.

AKP'li barolara üye olan avukatları davalarda düşünebiliyor musunuz?

Partili cumhurbaşkanının "ita amiri" olarak atadığı savcılar ve hâkimler AKP'li avukatların yandaşı olmayacaklar mı?

Bu sadece bugün iktidarda olan AKP için değil, yarın hangi partili cumhurbaşkanı olursa olsun aynı tehlike yargıya vurulmuş en büyük siyasi damga olur.

Değerli okurlarım,

Türkiye'nin çeşitli kentlerinden Ankara'ya gelen Baro Başkanları Meclis'te partileri ziyaret ederek "çoklu baro" hakkındaki endişelerini dile getirmek istiyorlar.

AKP'li Meclis Başkanı gelen grubu Meclis'e sokmuyor.

CHP, İYİ Parti ve HDP grup başkanvekilleri devreye giriyorlar ancak üç kişilik temsilcinin Meclis'e girmesine izin veriliyor.

O barolar ki, anayasa ve yasalara göre "Kamu Hizmeti" yapan devlet kurumu niteliğindedir.

AKP Grup Başkanvekili Turan, bu baro başkanlarının görüşleri için şöyle dedi:

"Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu absürt talepte bulunduklarını söyledi…"

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu'na asla yakıştıramadım.

Meslek örgütlerinin taleplerini "Absürt" olarak değerlendiren Feyzioğlu'nu gerek "çoklu baro" konusunda AKP'ye verdiği destek için gerekse meslektaşlarının taleplerini "Absürt" olarak değerlendirdiği için kınıyorum.

Değerli okurlarım,

Partili cumhurbaşkanı diyorum ama bunun fotoğrafını da sizlere sunayım:

İşte Parti devleti olduğumuzun net fotoğrafı budur.

AKP genişletilmiş il başkanları toplantısında AKP Genel Başkanı Erdoğan konuşuyor

Arkasında cumhurbaşkanlığı forsu olan Türk bayrağı var.

Cumhurbaşkanlığı faaliyeti mi? Hayır…

AKP faaliyeti mi? Evet…

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin "Tek Adam" rejimi budur…

İşte bu yüzden çözüm demokratik parlamenter rejim olmalıdır…

İşte bu yüzden Türkiye'm Monokrasi ile değil Demokrasi ile yönetilmelidir.

Monokratik yönetim değil Demokratik yönetim tarzı şarttır.

Değerli okurlarım,

Halk TV ve Tele1 TV'ye 5'er gün ekran karartma cezası verdi RTÜK…

Radyo ve Televizyon Üst Kurulunda AKP+MHP üyeleri çoğunluktadır.

Yani iktidarın siyasi talimatları doğrultusunda özgür medyayı susturmaya hatta artık tamamen kapatmaya çalışıyorlar.

Halkın haber alma hakkı engelleniyor.

Özgür medyanın gündeme getirdiği haberlere ve yorumlara tahammül edememelerinin tek bir nedeni var:

Vatandaşlar doğruları, gerçekleri özgür medyadan öğrenmesin istiyorlar.

Yandaş medyanın yanlı ve aldatıcı haberleri izlensin Türkiye'de her şey toz pembe zannedilsin istiyorlar.

Ve şimdi de sosyal medyaya kısıtlamalar getirilmek isteniyor.

Milyonlarca vatandaşın en önemli özgür haberleşme ağı olan sosyal medyaya bile tahammülleri yok.

Geri zekâlı birkaç kişinin attığı saçma sapan ahlak dışı tweetler yüzünden özgürlükler kısıtlanmaya çalışılıyor…

Bunun anlamı da işte yukarıda söz ettiğim Monokratik yönetim tarzıdır.

Değerli okurlarım,

50 yılı aşkın gazetecilik deneyimime göre diyorum ki;

Bir iktidar oy kaybederse millete baskı yapar…

Bir iktidar oy kaybederse anti demokratik yasalar çıkartır,

Bir iktidar oy kaybederse medyayı susturmak için baskıyı arttırır, gazetecileri hapse atar,

Bir iktidar oy kaybederse muhalif siyasi partiler için baskıyı arttırır, siyasetçileri hapse atar…

Bu iktidar, hangi iktidar acaba?

  • Yorumlar 6
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları