AKP'den kayyum açıklaması

AKP'den kayyum açıklaması
AKP Sözcüsü Ömer Çelik, İçişleri Bakanlığınca 3 büyükşehir belediyesine kayyum atanması ile ilgili yaptığı açıklamada, bu belediye başkanlarının yine hukukun içerisinde hareket etmek yerine yanlış yollara tevessül ettiğini belirtti.

Çelik, İçişleri Bakanlığının Mardin, Van ve Diyarbakır büyükşehir belediyelerine kayyum atama kararını değerlendirdi.

Bu konunun daha önce Türkiye’de yaşandığını hatırlatan Çelik, “Maalesef çukur olayları zamanında ve öncesinde bir takım belediyelerin terör örgütüne, belediyenin imkanlarını kullandırdıkları, terörle bağlantılı kişileri istihdam ettikleri, halka hizmet için verilen hizmet araçlarını terör örgütüne çeşitli yollarla lojistik sağlamak için kullandıkları biliniyor. Bunun tekrar edilmemesi için pek çok çağrı yapıldı. Esas mesele halkın oyuyla seçilmiş olanların, hukuk devletinin kuralları içinde halka hizmet etmesidir. Ama terörle
ilgili olarak bahsedilen iddialar daha öncesinde de yaşanmış olanlar, maalesef yeniden bu belediye başkanları tarafından aynen tekrar ediliyor. Dolayısıyla hukuk devletinin ilkeleri icabı, bu kişiler görevden el çektiriliyor.” diye konuştu.

“DEMOKRASİ NEHRİ HUKUK YATAĞINDA AKAR”

Anayasa’nın İçişleri Bakanlığına verdiği yetkilerin açık olduğunu ifade eden Çelik, sözlerine şöyle devam etti:

“Burada şöyle bir tartışma yürüyor, deniyor ki; ‘Bunlar seçimle geldiler, dolayısıyla bu şekilde görevden alınmaları doğru değil. Seçimle görevden gitmeleri gerekir.’ Tabii seçimle iş başına gelenlerin, hukuk devletinin ilkeleri içinde hareket etmesi ve bir sonraki seçimde de tekrar seçimlerin yenilenmesiyle pozisyonlarının belirlenmesi diye bir süreç söz konusudur demokrasilerde.

Demokrasi nehri hukuk yatağında akar. Dolayısıyla demokratik yollarla iş başına gelmiş olanların, hukuk devletinin prensiplerine uyması gerekir. Türkiye gibi yoğun bir terörle mücadele veren ve uzun yıllara dayalı olarak teröre karşı bedel ödemiş olan bir ülkede, terörle mücadele demokrasiyi savunmanın ilk şartıdır. Bir kişi terörle mücadele konusunda herhangi bir şekilde doğru pozisyon alamıyorsa, onun demokrasi konusunda söylediklerinin hiçbir manası, etkisi ve meşruiyeti de olmayacaktır.”

Terörün on yıllardır Türkiye’nin canını yaktığını, demokrasiye ve hukuk devletine saldırdığını vurgulayan Çelik, dolayısıyla bunun bir güvenlik meselesi olmasının yanı sıra demokrasiyi, hukuk devletini korumakla ilgili bir mesele olduğunu kaydetti.

AKP Sözcüsü Çelik, ortaya çıkan tablonun açık olduğunu dile getirerek, “Maalesef bu belediye başkanları yine hukukun içerisinde hareket etmek yerine yanlış yollara tevessül etmişlerdir. Sonuçta Anayasa’nın verdiği yetki kullanılarak, halkın verdiği yetkinin bunlar tarafından teröre hizmet yoluyla kirletilmesinin önüne geçmek için bu şekilde bir tedbir alınmıştır.” değerlendirmesinde bulundu.

Ömer Çelik, İçişleri Bakanlığının kayyum kararına yönelik eleştirilere ilişkin ise şunları kaydetti:

“Bunların ortak noktası ‘Hukuki değil, siyasidir.’ diyorlar. Açık bir şekilde terör örgütü propagandası, terör örgütüne yardım etme şeklindeki süreçler, geçmişte de görüldü. Bu belediye başkanlarının göreve geldiği andan itibaren tasarruflarını İçişleri Bakanlığımız, ayrıntılı bir şekilde yayınladı. Hangi iktidar buna göz yumabilir?

Terör konusunda, teröre destek verme konusunda birileri bir gayret içindeyse, bunlara karşı bir tavır alındığı zaman bu tavrı doğru bulmamak, teröre destek verenlerin durumlarını hafifletmeye çalışmak asıl demokratik ilkelerle bağdaşmaz, asıl bu eleştiriler siyasidir. Burada eleştiriler, hukuk çerçevesinin hassasiyetlerini gözetmeyen siyasi eleştiriler olarak gündeme getirilmektedir. Tam tersine eleştirilerin herhangi bir şekilde hukuk hassasiyeti olmadığını, sadece siyasi bir takım mülahazalarla yapıldığını görüyoruz.”

Çelik, seçimle gelenin, seçimle gitmesinin temel demokratik prensip olduğunu aktararak, “Demokrasiler, hukuk çerçevesinde yaşarlar, hukuk çerçevesinde çalışırlar. Seçilmiş bir kişi, bir belediye başkanı hukuk prensiplerine uymuyorsa, hukuk devletinin temel prensiplerini, demokrasiyi yok etmeye çalışan bir terör örgütüne yardımda bulunuyorsa, buna karşı nasıl bir tasarrufta bulunulacaktır? Herhangi bir iktidarın, bu şekilde teröre yardım eden bir mekanizmayı görmezden gelmesi başlı başına bir suçtur. Açık ve net şunu
söylemek gerekiyor; hangi iktidar olursa olsun, hukuka saygılı bir iktidarın, bu şekildeki eylem ve işlemlere izin vermemesi son derece doğaldır. Eğer hukuk çerçevesinde hareket etselerdi, bu hassasiyetleri gözetselerdi, kimse bunların yönetimde kalmasına müdahale etmeyecekti.” ifadesini kullandı. “Halkın iradesine saygısızlık.” diye bir argümanın da öne sürüldüğünü belirten Çelik, “Halkın iradesine saygısızlık, halktan demokrasi ve hukuk temelinde oy alıp daha sonra terör örgütüne bu imkanları kullandırmaktır. Asıl
halkın iradesine saygısızlık burada gerçekleşmektedir.” şeklinde konuştu.

İspanya’da terör örgütü ETA ile ilişki içinde olan Batasuna Partisi’nin kapatılmasının ardından AİHM’in aldığı kararı hatırlatan Çelik, “Batasuna, AİHM’e, düşünce hürriyetinin ve parti kurma hürriyetinin ihlal edildiğini söyler. AİHM, bu konuyu inceler ve partinin kapatılmasını doğru bulur. Sebepleri şunlardır; Birincisi, bu partinin mensubu olan milletvekilleri terörist cenazesine katılmışlardır. İkincisi, terör örgütünü övmüşlerdir. Üçüncüsü, terör örgütünün başka siyasileri tehdit etmesi karşısında sessiz kalmışlardır. Bunun
gibi birçok gerekçeyle AİHM bu kararı vermiştir.” diye konuştu. Çelik, bu Batasuna kararının, “Demokratik meşruiyetin alanı nedir?”, “Kim demokratik meşruiyet alanının dışına, bu terör örgütlerinin propagandası yoluyla nasıl çıkmış olur?” bunu en iyi gösteren karar olduğunu vurguladı.

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş