AKP'nin son yılı mı?..

A+A-
Mehmet FARAÇ

Ne kadar şaşırtıcı değil mi, yaşamın neredeyse her alanında artık "yeni"ler "eski"yi arıyor...

Sosyal yaşamdan eğitime, teknolojiden bilişim devrimine kadar insanları adeta teslim alan her yenilik, bir sonra gelecek yeniliğin esaretiyle neredeyse tüm özelliğini kaybederken, insanların eskiye özlemini arttırmaktan öteye de gidemiyor...

İnsan kendi yaşamındaki devinimle hırpalanıyor, yoruluyor, eskiyor ama bir yandan da başka yeniliklere ulaşmak için koşarken, nedense hep arkasına bakmayı tercih ediyor... Nedeni şudur bu çarpıcı paradoksun;

Çünkü her şey tuhaf biçimde değerini yitiriyor, güzelliklere değer veren eski günler antikalışıyor ve yeni nesnelere ulaşma çabalarında kendini paralayan insanlar, boş- gereksiz- yıpratıcı bir yaşam hareketliliğinin içerisinde hızla tükeniyor, ancak bunun bir türlü farkına da varamıyor...

Peki; eski yılın bitmesine, yeni yılın başlamasına iki gün kalmışken yazıya neden mi böyle başladık?..

Çünkü artık yaşamın hiçbir alanındaki yenilikler eskiye olan özlemi gidermiyor, eski her geçen gün değer kazanıyor ve bizi yenilik adı altında oyalan her nesne aslında sevinçlerimizi, mutluluklarımızı, özlemlerimizi ve sosyo- kültürel değerlerimizi de yok edip gidiyor...

Bu iddiayı kanıtlamak için vereceğim tek örnek bile yeterlidir:

Söyler misiniz; cep telefonundaki yazışma sistemleri hayatımızı esir aldığı için büyüklerimizin evlerine gidip ellerini öpmek yerine, onların bayramlarını telefonla-mesajla kutlayacak kadar erozyon yaşıyorsa kültürümüz, teknoloji sizce iyi bir şey mi?..

Yıkım, yozlaşma, 2019!..

Dün de önceki gün gibi hızla eskidi işte... Bugün ve yarın geçtiğinde yeni bir yıla gireceğiz...

2020'yi karşılarken teknolojinin adeta zirveye çıkardığı cep telefonlarını kullanarak sosyal medya hesapları üzerinden milyarlarca yeni yıl mesajı yayımlayacak insanlar...

Ve herkes çocuklarına, eşine, ailesine, çevresine, dostlarına, topluma ve ülkeye "huzurlu- sağlıklı- mutlu bir yıl" dileyecek yine...

"Yeni" ve "eski" burada da çatışıyor işte...

Söyler misiniz; daha önceki onlarca yılda olduğu gibi, 2018'in 31 Aralık'ında 2019 için yeryüzünde kaç milyar insan "mutlu bir yıl, sağlık- huzur ve güzellikler" umut etti acaba?..

Dünyanın diğer ülkelerinde insanlar beklediğini buldu mu bilemiyorum ama Türkiye'de, 2019'a girerken "sağlık, mutluluk, uzun bir ömür" dileyen milyonlarca insanın çok büyük bölümü hayallerine ulaşamadı...

Çünkü Türkiye gibi bir ülkede, insanlar sosyal yaşamdan ekonomiye, eğitimden siyasete kadar her alanda baskı altında tutularak boğulurken, yeni yılla ilgili umut dolu beklentilerin gerçekleşme olasılığı hiç de yüksek olamaz...

Bakınız, o kadar iyi dileğe rağmen işsizlik azalacağına yükseldi...

Bu ülkede üniversite bitirmiş bir milyon genç asgari ücretle de olsa iş bulamıyor...

Terör bu ülkenin gündeminden 2019'da da çıkmadı...

Yolsuzluk rezaletleri gazete manşetlerinden hiç düşmüyor...

Açlık ve sefalet yüzünden insanlar siyanürle intihar edebilecek kadar umutlarını yitirdiler bu ülkede...

Velhasıl, ağır vergiler, zamlar, enflasyon, zengin ve yoksul arasındaki çarpıklıklar, en küçük tartışmanın cinnete dönüşmesi ile başlayan sosyal patlamalar, siyasetteki kirliliğin yol açtığı kaos, devlete güvensizliğin zirve yapması, güvenlik alanındaki sorunlar, hukukta tartışma yaratan kararlar ve bunlara benzeyen yüzlerce sorunun 80 milyon insanın büyük bölümünü esaret altında tutması yüzünden, 2019 yılı da Türkiye için hiç de iyi geçmedi...

2020'nin ilk dileği...

Evet, burası Türkiye... Sanki doğa katledilerek köprü- havaalanı- yol yapılması çok iyi bir şeymiş gibi yandaş medyacılık pembe tablolar çizse de, geçmişteki 16 yılda olduğu gibi, AKP'nin iktidarda olduğu 17.yıl da, yani 2019 da Türkiye Cumhuriyeti için kara bir yıl oldu...

Türkiye sadece yolsuzluk ve rüşvet rezaletlerinin ayyuka çıkması, sosyal patlamaların insanları bunaltması ve siyaset takiyeciliğinin mide bulandırması yüzünden değil; bürokratik yozlaşma ve yandaş çıkarcılık devleti iyice ele geçirirken, eğitim alanında dayatılan gericilik de Türkiye'yi uygar dünyadan hızla koparıyor...

Çünkü ideolojilerine kara çarşaf giydiren zihniyetler, toplumu bağnazlığın girdabında, geleceği belirsiz bir kaosa sürüklemeye devam etti 2019'da da...

Velhasıl, Türkiye'de son 17 yılda sosyal yaşamdan ekonomiye, siyasetten eğitime kadar her alanda derinleşen yozlaşma 2019'da zirve yaptı ve Türkiye, Orta Doğu bataklığının yanıbaşında, bir dönem örnek olduğu bir coğrafyaya ideolojik olarak daha fazla benzemekten başka bir şey yapamadı... Uygar dünya Mars'ta yaşam alanları ararken; Türkiye 2019'u, Trakya coğrafyasında, "kanal" adı altında, ikinci bir "rant" boğazı yıkımı ve taklit otomobil takiyeciliğiyle kapatırken, bu kafayla 2020 de geçmişten hiç de iyi olmayacak...

Peki; 2019'da hiç mi iyi bir şey olmadı?..

Evet oldu; AKP ve onun beslendiği kaynağın 25 yıldır esaret altında tuttuğu siyaset, CHP ve İYİ Parti'nin oluşturduğu "Millet İttifakı"nın çabasıyla adeta siyasi devrim yaptı ve Türkiye AKP'nin baskıcı yönetim anlayışından önemli ölçüde uzaklaştı... Umarım bu yerel yönetim başarısının devamı gelir, 2020 AKP'nin iktidardaki son yılı olur ve Türkiye "muasır medeniyet" hedefindeki aksaklıkları biraz daha giderebilir...

İşte size bu yüzden "huzurlu- mutlu bir yıl" dilemekten çok, "uyanık olun" demeyi tercih etmek zorundayım...

Yeni yılınız kutlu olsun...

 

  • Yorumlar 15
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları