AKP'nin troykası ne yapacak?...

A+A-
Tuncay MOLLAVEİSOĞLU

Yerel seçimlerde İstanbul ve Ankara başta olmak üzere büyükşehirleri kaybeden AKP'de hesabın kime çıkarılacağı tartışma konusu...

Tekrar edeyim; iki büyük şehirde, milyarlarca dolarlık rantı ile siyasetin de ticaretin de finansmanının sağlandığı çark zinciri çöktü ve 25 yıl süren küçük imparatorluklar dönemi kapandı...

İstanbul'un seçim sonuçlarına rağmen "verilmeme" stratejisi de ters tepti. "Ne olursa olsun İstanbul'u bırakmayalım" diyenlere karşı akl-ı selim üstün gelmiş görünüyor.

Peki kim bunlar?

Pelikancılar diye ünlenen ve ilişkileri, operasyonları ile neredeyse dizisi yapılacak boyutta şöhrete kavuşan yapı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden vazgeçilmemesi gerektiği üzerinde baskı yapıyordu. Damat Berat Albayrak'ın kontrolünde olduğu ileri sürülen Pelikancılar ile Reis'çilerin ciddi rekabeti seçim sonuçlarından kimin sorumlu olduğu tartışmasında iyice görünür hale geldi. 

Reis'çiler AKP'nin giderek "aile" kontrolüne girmesinden rahatsızlar. Buna karşılık Albayrak'ın çevresi ise Erdoğan'dan sonra gelecek kesin lider olarak Damadı hem içerde hem de dışarda anlatıyor.

Erdoğan bu süreci şimdilik izlemekle yetiniyor. Berat Albayrak ile Binali Yıldırım arasında seçim gecesi yaşandığı ileri sürülen diyaloğu biliyorsunuz. Albayrak'ın Binali Yıldırım'ı kaybetmiş olduğunu bildiği halde seçimi kazanmış gibi açıklamaya zorladığı ve aralarında tatsız konuşmaların geçtiği anlatılıyor.

İstanbul'da seçimin tekrarı halinde Binali Yıldırım'ın adaylığı kabul etmeyeceği de yine bana aktarılan bilgiler arasında.

Pelikancılar ile Reisçiler arasındaki bilek güreşi parti içi iktidara odaklı...

Bir de dışarda Abdullah Gül-Ali Babacan-Ahmet Davutoğlu ekibi var ki onlar da tüm hazırlıklarını tamamlamış durumdalar.

Size de ilginç gelmiyor mu?  "Bu üç isim parti kuruyor" diye aylardır konuşuluyor; bu iddiayı ne yalanlıyorlar ne de doğruluyorlar...

Yani bir hazırlık olduğu ve zamanını kolladıkları kesin...

İsimlerinin baş harflerinden yola çıkarak "3A" (Abdullah-Ali-Ahmet) ekibi diyebileceğimiz bu yapıyı 2002 yılında DSP'yi ayrıştıran; Kemal Derviş - Hüsamettin Özkan ve İsmail Cem'den oluşan troyka oluşumuna benzetiyorum. 

Yerel seçimlerdeki başarısızlığın ardından AKP'nin troykası kolları sıvadı ancak zamanlama ile ilgili ciddi kaygıları var. Siyaset cesaret ister... Yeni oluşum bugüne kadar ciddi bir çıkış gösteremedi, çekingen ve ürkek davrandı...

DSP'nin troykasının lastiğini Kemal Derviş patlatmıştı... Zaman uzadıkça AKP'nin içindeki yeni yapılanmaya karşı beklentiler de zayıflıyor.

SEÇİMİN KAYBEDENİ?

İlk gün yazdım, seçimin kaybedeni İstanbul'da onlarca miting yaparak kendisini ortaya koyan Recep Tayyip Erdoğan'dır.

Erdoğan ilk kez yenilmiştir ve Ekrem İmamoğlu Erdoğan ile giriştiği ilk büyük yarıştan zaferle çıkmayı başarmıştır.

İmamoğlu'nun başarısı "Erdoğan'ın CHP'li siyasetçilere yenilemeyeceği" efsanesine de noktayı koydu. CHP doğru isimlerle mindere çıktığında sonuç alınabileceğini gösterdi.

İstanbul başarısı ispat etmiştir; Erdoğan yenilmez değildir...

Daha ötesini Abdüllatif Şener söyledi. Dün akşam TELE 1 de yaptığımız programda Şener; "Erdoğan bundan sonra girdiği hiçbir seçimi kazanamayacak" dedi.

  • Yorumlar 10
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları