Anadolu Türkünün kaynağına yolculuk

Anadolu Türkünün kaynağına yolculuk
Tarih ve kültürümüze kazandırdığı araştırmalarıyla tanınan Prof. Dr. Ramazan Demir, yeni kitabıyla okurlarını Türk Dünyasının önemli bir bölgesinde seyahate çıkarıyor. İran'a yaptığı kültür ve inceleme gezisini, "Turan'ın Kalbi Horasan" adıyla kitaplaştıran Prof. Dr. Demir çalışmasıyla ilgili şu bilgiyi veriyor:

Turan coğrafyasının büyük kısmını kapsayan, sınır komşumuz İran hakkında bildiklerimizin hem çok sınırlı, hem de çok yüzeysel olduğunu, bu kültür inceleme seyahatimin ürünü bu kitapta okuyacaksınız. Öteden beri; 'rejim ihraç eden korku merkezi' gibi gösterilip, zihinlerde 'öcü' olarak tanıtılan İran, oluşturulan algıdan çok farklı bir kültüre sahiptir.

İran'da edebiyatın ve sanatın her türünün ileri olduğunu gösteren büyük bir kültür birikimi, mirası var... Sanatçılarına, şairlerine, ediplerine sahip çıkmış; parklarında, caddelerinde şairlerin, sanatçıların heykelleri var; adlarına müzeler kurulmuş...

Mollalar; gül, kitap, Anka kuşu, elif motifini, sembollerini parklarda estetik ve ince duygunun ifadesi olarak işlemişler. Dünyaları dar değil...

Medeniyet adına ufukları geniş; bilime olan ilgilerini geldikleri teknolojik düzey gösteriyor... Nükleer santraller kuracak konumda bir alt yapıya, bilgi birikimine sahip İran... Dünyanın jandarmasına kafa tutup, 30 seneden beri uygulanan "ambargo"ya rağmen emperyalizme 'eyvallah' etmemiş bir millî bilinçle ayakta...

Turan coğrafyasının anayurdu Horasan, İran'ın sınırları içinde...

Bu coğrafyanın hiç bir yerinde Türkçe eğitim yapan okul yok; eğitim programlarında Türkçe dersi de yok... Buna rağmen, toplumun yaklaşık yüzde 26-30 oranında Türk ırkından oluşuyor olması ve Türkçe konuşuyor olması son derece önemlidir. Eğitim dili Farsça olan ülkede, Türkçe ders ve eğitim yasak olmasına karşın insanlar, anadillerini unutmadan koruyabilmişler ve konuşuyorlar... Tebriz, Tahran, Horasan (Meşhed), Şiraz ve İsfahan kentleri, Osmanlı İstanbul'undan hiç de farklı değiller... Belki de, kendi zaman dilimi içinde, daha çok Türk kültürünün coğrafyaya sinmiş olduğu bile söylenebilir; bu durum, çok net olarak dikkat çekiyor.

Anadolu Türkü'nün ana kaynağı (membaı) Horasan'dır. Tarihin her katmanında bu gerçeği görmek mümkündür. Horasan ise İran'ın kalbi...

İnsanlara, yaşam biçimlerine bakıldığında sanki bir Anadolu kentinde olduğunuzu hatırlatıyor. Bu coğrafyada bu duyguyu alıyorsunuz. Farisi bir atmosferi yaşamak, Şia inancının topluma yansımalarını anlamak ve görselliklerle tanımak isteyenlere bu çalışmamın rehber olacağına inanıyorum.

Palme Yayıncılık Tel: (0312) 433 37 57

***

Batı Trakya'dan Anavatan'a anılar

On parmağında on marifet denilen çok yönlü tıp adamlarımızdan Prof. Dr. Rehat Faikoğlu, anılarından kesitleri kısa hikayelere dönüştürerek kitaplaştırdı. Batı Trakyalı Evladı Fatihan Prof. Dr. Rehat Faikoğlu İskeçe doğumlu. Üniversite eğitimi için geldiği anavatanı Türkiye'de hizmet vermeyi sürdüren Faikoğlu, Batı Trakya'dan getirdiği görgü ve kültürü burada pekiştirerek zenginleştirdiği birikimini geçmişte gazete sütunlarında da paylaşmış. Doktorluğu kadar kalemi de takdir görünce Faikoğlu yazdıklarını artık kitaplaştırmak zorunda kalmış ve "The Esintiler" adını verdiği çalışma ortaya çıkmış. "Eskiden Benim Köyüm hep Ormanlıktı..." altbaşlıklı kitabı hakkında Faikoğlu şunları söylüyor:

"İnsan yaşamında belirli dönemler ve bazı olaylar vardır ki hiç unutulmaz. Fırtınalar, tsunamiler, boralar, tayfunlar, hortumlar geçmiştir yaşamımızda ve asla onları unutmaz, tarihleri ile hatırlarız acısı ve tatlısı ile... Daha çok çocukluk yıllarımızda gelip geçen ama bugün düşününce o zaman delip geçen bazı olayları hâlâ unutamayız. Bugün sam yeli, meltem kıvamında nitelenseler dahi hiç unutulmazlar. Küçücük yaşımda yaşadığım rencide edici o günkü olayların beni nasıl kamçıladığını ve 'Başaracağım, göreceksiniz!' dedirttiğini hatırlıyorum.

Bamya çorbasını nasıl unuturum! Anneannemin tören sofralarında, kardeşimle benim annemin dizinin dibinde üçüncü sınıf muamelesi gördüğümüzü... Dayılarımızın bize nasıl dudak bükerek baktıkları hâlâ gözümün önünden gitmiyor. Profesör değil, ne olursanız olun unutulmuyor!

O günlerdeki olaylardan günümüze kadar olanlarından hatırladıklarımı ve güncel olanları mizahi dille yazarak siz sayın okuyucularımın takdirlerine sunuyorum..."

Nobel Bilimsel Eserler Tel:(0312) 418 20 10

***

HAFTANIN KİTABI:

İbadet dili tartışması

Anadilde ibadet konusunun İslam'ın ilk dönemlerinden beri tartışılan bir konu olduğunun altını çizen Cemil Kılıç yeni kitabı "Türkçe İbadet" ile meseleyi gündeme taşıyor. Kur'an-ı Kerim'i anadilde okuma isteğinin de insanî bir hak olduğunu belirten Kılıç, şu değerlendirmede bulunuyor: "Haksızlık, bu haklara karşı çıkmaktır. İsteyen Arapça, isteyen Türkçe ibadet edebilir. Dileyen Arapça ezan dinleyebilmeli dileyen de Türkçe ezan."

Kitapta cevabı verilen sorulardan bazıları şöyle: * İslam kaynakları anadilde ibadet konusunda ne diyor? * Kur'an'a ve Hazreti Muhammed'in sünnetine göre Türkçe ezanın, Türkçe namazın ve Türkçe Kur'an'ın yeri nedir? * İslam tarihinde bu konularda neler yaşandı? Selman-ı Farisi'den İmamı Azam Ebu Hanife'ye ve günümüze kadar neler söylendi, neler yazıldı? * Kim hangi fetvaları verdi? *Farsça ve Berberice ezan okundu mu? * Farsça, Berberice ve Türkçe ibadet hiç uygulandı mı? * Konunun kuramsal yönü uygulamada ne gibi sonuçlara yol açtı? * Anadilde ibadet nasıl uygulanabilir?

 

Kırmızı Kedi Yayınevi Tel: (0212) 244 09 48

***

Servet-i Fünûn yazılarından...

 

Hüseyin Cahit Yalçın'ın 1898'de "Hikmet-i Bedayie Dair" üst başlığı ile on altı yazı hâlinde Servet-i Fünun'da yayımladığı yazı dizisi, "Estetik" başlığıyla kitaplaştırıldı.

İsmail Alper Kumsar'ın yayına hazırladığı dizi, Türk edebiyatında estetik meselesini bir bütünlük içinde ele alan ilk metindir.

Hüseyin Cahit, bu yazı dizisinde her ne kadar estetik hakkında yazılmış birçok esere gönderme yapsa da Hippolyte Taine'in estetik görüşlerini esas almıştır.

Kitapta, Hüseyin Cahit'in aynı konuyla ilişkili sayılabilecek üçü telif, yedisi tercüme on yazısına daha yer verilmekte.

 

 

Ötüken Neşriyat Tel: (0212) 251 03 50

***

KÜTÜPHANEMDEN:

Türk dünyasından haberi olmayanlara

Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Çin işgalindeki Doğu Türkistan dışında, Türk dünyası büyük ölçüde hürriyetine kavuştu ve bağımsız yeni Türk devletleri dünya sahnesinde yerini aldı. Geçmişte, Türkiye kamuoyunu esir Türk dünyası hakkında oldukça bilgisizdi. Bu bilgisizliği ortadan kaldırmak ve esir Türklerden Türkiye'de yaşayanları haberdar etme çabaları da ırkçılık, Turancılık ve kafatasçılık gibi mesnetsiz yakıştırmalarla suçlandı. 1956 yılında Kayseri'de basılan "Anayurtta Unutulan Türklük" adlı kitap bir anlamda bu suçlamalara cevap verip Türkiye sınırları dışında yaşayan çok sayıda soydaşımızın bulunduğunu gündeme getirmek için yapılmış bir çalışma. Azerbaycan göçmeni Cebbar Ertürk, kaleme aldığı kitabı yazma gayesini önsözünde şöyle özetliyor:

Bu kitapçığı hangi şart ve etkiler altında yazdığımı sayın okuyucularıma kısaca açıklamayı lüzumlu bulmaktayım. Senelerdir konuştuğum ve tanıdığım arkadaşlardan, hatta yakınlarımdan birkaçının "Türk illerinde Türk kalmış mı? Onlar Türklüklerini çoktan kaybetmişlerdir" şeklindeki konuşmaları Türkiye sınırları dışındaki Türkler hakkında hakiki bir bilgiye sahip olmadıklarını gösteriyordu. İşte bu kitapça ile Türkiye dışında kalmış Anayurt'taki Türklerin ölmediklerini, Moskof zulmü arttıkça onların Türklüklerine daha fazla sarıldıklarını, felaketlerin, insanları milli birliğe daha fazla yaklaştırıp topladığını, Anayurt'taki Türklerin eskilerden daha fazla olan Türkiye'ye bağlılık duygularını belirtmek istedim.

                                                                                                                                                                    (Ahmet Yabuloğlu)

 

 

 

Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58