Ayasofya erken seçim sinyalidir

A+A-
Orhan UĞUROĞLU

"İstikametimi kaybetmedim" diyen Recep Tayyip Erdoğan Ayasofya kararı ile anlaşılan o ki 2023 istikametini kaybetti. Her geçen gün eriyen AKP için son kozunu da 2023 cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimini erkene alarak oynayacak.

Demem o ki Ayasofya kararı baskın erken seçim sinyalidir…

Yapılan anketler özellikle Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan'ın partilerinin AKP'nin tüm baskılarına rağmen AKP tabanını ve seçmenini parçaladığını gösteriyor.

Enflasyon, hayat pahalılığı, işsizlik, esnaf, tüccar ve emekliyi her geçen gün daha çok eziyor.

Erdoğan'ın seçimi kaybetmemek için kendi sözlerini sakız gibi çiğnemesi AKP oylarının eridiğinin net göstergesidir.

Gelecek ve DEVA partilerini erken seçime sokmamak için Erdoğan son siyasi silahı olan Ayasofya'yı da kullandı.

Ayasofya konusunda Erdoğan demişti ki;

"Orada (Ayasofya) Kuran tilaveti de yaptık. Belli bir bölümünde şu an namaz da kılınıyor. Bunları da aşmak bizim için sorun değil aşarız, ama getirisi götürüsü nedir?

Bunu da burada açıklamam doğru olmaz.

Bunun bir de götürüsü var bunun bizim için faturası çok daha ağırdır.

Unutmayalım; şu anda dünyanın çok çeşitli ülkelerinde bizim binlerce camimiz var.

Acaba bunu söyleyenler bu camilerin başına ne gelir bunu düşünüyor mu?

Şu anda kundaklama hareketleri gibi birçok şeyler yapılıyor.

Bunları düşünmeden söylüyorlar, bunların hesabını yapmadan söylüyorlar.

Ya kusura bakmasınlar bunlar dünyayı tanımıyorlar, muhataplarını bilmiyorlar.

Onun için ben bir siyasi lider olarak bu oyuna gelecek kadar istikametimi kaybetmedim…"

Değerli okurlarım,

İstikamet kaybetme tam da budur…

Erdoğan seçim kaybetmemek için her türlü istikametini kaybeden bir siyasetçi durumuna geldi.

Anımsayalım;

"İstanbul'a ihanet ettik" dedi…

- Erdoğan bu istikametini kaybetti;

İmar Affı yasası çıkarttı ve tüm imar ihlallerini affetti…

MHP'nin ısrarlı af teklifine Cumhurbaşkanı Erdoğan 2018'de şöyle yanıtı vermişti:

"Devlete karşı işlenen suçlarda devlet affedici olabilir. Ama kişilere karşı işlenen suçlarda devletin af yetkisi yoktur... Bunu bazıları şu anda menfaate çevirmek isteyenler olabiliyor. İçeridekiler onların bekleyenleri... Biz arkadaşlarımıza şunu da söyledik, özellikle bu bizim gündemimizde olan bir şey değil."

- Erdoğan bu istikametini de kaybetti…

Şubat 2020'de af çıkartarak yaklaşık 120 bin kişiyi salıveren yasayı MHP desteği ile Meclis'ten geçirtip onayladı…

Miting alanlarında bağıra çağıra polislere, imamlara, öğretmenlere 3.600 gösterge sözü verdi.

- Erdoğan bu istikametini de kaybetti…

3600 gösterge sözünü tutmadı…

Cumhurbaşkanı seçilince Meclis'te özetle şöyle yemin etti:

"Türkiye Cumhuriyeti'nin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine and içerim."

- Erdoğan bu istikametini de kaybetti…

"Tarafsız" kalmadı ve gitti AKP'ye üye olup genel başkan seçildi…

Değerli okurlarım,

Çok üzgünüm çok…

Can dostum, değerli siyasetçi, namuslu, dürüst, çalışkan bir arkadaşımı, kardeşimi, 71 yaşında olan Doğan Taşdelen'i kaybettim.

Neredeyse her yazımı okuyup arayan, görüşlerini söyleyen ve son konuşmamızda da Bodrum'a davet eden Doğan'ım Hakkın rahmetine çok sevdiği huzur bulduğu Bodrum'da kavuştu.

Doğan kardeşimin oğlu Alper de babasından aldığı bayrağı onun gibi onurla taşıyor…

Sevgili Doğan,

Altın kalbin, başarılı kamu hizmetin, adam gibi adam olmanla hep gurur duydum. İyi ki seni tanımış, iyi ki dostun olmuşum.

Bu dünya gelip geçici, ama bıraktığın onurlu ismi Alper'ciğim ilk fırsatta Çankaya'nın en güzel eserine vererek ölümsüzleştirecektir.

Canım arkadaşım, halka hizmet edenlerin, namuslu, dürüst, düzgün siyasetçilerin mekânları inanıyorum ki Cennet'tir. Ruhun şad olsun Doğan'ım.

Eşi Kezban Hanıma, Alper'e ve tüm aileye sabır ve sağlıklı ömür diliyorum…

Değerli okurlarım

Oda TV'nin başarılı ismi Nurzen Amuren CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile çarpıcı bir söyleşi yaptı.

Kılıçdaroğlu dedi ki;

"Korkuyorlar, korkularını toplumu gererek, kutuplaştırarak yenmek istiyorlar…

Ama artık gidicilerdir. Onlar da bunun farkında… Zulümlerinin artması bu yüzden…

Gazeteciler Müyesser Yıldız, Barış Pehlivan, Murat Ağırel ve Hülya Kılınç'ın hala tutuklu olması, Oda TV'nin kapatılması, Halk TV ve Tele-1'e ağır cezalar verilmesi bu nedenledir… Aslında baskıcı yönetimlerin bu davranışları korkunun yarattığı bir sonuçtur."

  • Yorumlar 13
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları