Azerbayca'nın savaşı...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Söz konusu Türk Dünyası boynu olan Azerbaycan olunca binlerce sebep yüzünden bir süre yazmama kararımı ertelemek zorunda kaldım. Şimdi birileri "boyun" tabirimi anlamamış olabilir. Türk Coğrafyasını bir vücut olarak düşünürseniz başı Türkiye ise boynu Azerbaycan diğer büyük coğrafya da bedenidir.

Bu günlerde ekranlarda haritaların başına geçip ahkam kesen sözde strateji-güvenlik uzmanlarının hemen hemen hiç birisi Azerbaycan, Nahçıvan ve Karabağ meselesini o cofrafyayı bilmezler. Devlet imkanı ya da şirket, protokol ile varabildikleri başkent Bakü'de Gülistan Sarayı, 3-5 lüks otel ile musikinin en güzelinin sergilendiği salonları gezmişlerdir. Mihmandarların kontrolünde Hazar Denizi kıyısı ve belki de ikinci büyük kent olan Gence'yi görebilmişlerdir. Oysa Azerbaycan'ın başına Çarlık ve Sovyet dönemlerinden bu yana örülen çorabın sebep ve sonuçlarını öğrenebilmek için coğrafyanın tamamını tarihi, sosyolojik, etnik ve kültürel anlamda bilmek şarttır. Yüzlerce yıl küçük şehir devletleri benzeri" "Hanlık"larla idare edilmiş Azerbaycan'daki Ermeni saldırılarını internetten öğrenen sözde akademisyen ve her konuyu bildiğini sanan gazetecilerden kaçının "kaçkın" kelimesinin anlamını bildiğinden şüpheliyim. Ekranlardaki yüz akımız Prof.Dr.Kürşat Zorlu kardeşim dışında Türk Coğrafyasını top yekün okuyup, yorumlayarak seyirciye aktarana rastlamadım.

Ermeni işgali 25 yılı aştı... Karabağ ve diğer yerleşim birimlerini terk ederek halen vagonlarda, olumsuz koşullarda yaşayanların sayısı 25 yıl önce bir milyondu... Ahkamcılar çok geride kalmış halen aynı rakamı telaffuz ediyorlar. O gün doğanların bugün 25-26 yaşında olduğu gerçeğinden habersizler. O kuşağın "Kızılelması"nın Karabağ ve işgal altında bulunan topraklar olduğunu tahmin dahi edemezler. Zira kaçkınların kamplarına gidip 3-5 yaşlı 8-10 genç ile konuşmadılar bile... Devletin en yetkili ağzından tutunda en yandaş yazarına kadar koro halinde "30 yıl süren işgal" cümlesi sarf ediliyor. Rakamları yuvarlayıp, halkı kandırmak bazı siyasilerin günü kurtarma taktiği olabilir. 17 Temmuz 2020'de "Azerbaycan'a Saldırı" başlıklı yazımın henüz mürekkebi kurumadı. Tovuz'un önemini ve geçmişte yaşananları hatırlattığım yazının son paragrafı "18 yıldır iktidarını sürdüren AKP, Ayasofya ile erimekte olan oylarını durdurabileceği hesabını yaparken; ciddi avantajlar sağlayabilir. Bizden hatırlatması..." diye bitirmiştim. Daha fazla yoruma gerek var mı? Ancak 25 yılı aşkın işgalin 18 yılında AKP tek başına iktidar. Ve senelerce bu konuda bir tek adım atılmadı. Söz konusu Arap coğrafyası olunca her tür çabayı harcayan AKP, Türk Dünyasına hep mesafeli kaldı. Şimdi çıkıp "Azerbaycan'ın sonuna kadar yanındayız" açıklamalarının samimiyetini test etmek de bizlerin görevi...

18 yıllık iktidarınızda "Yerli uçak havada" diyeli 8 yıl oluyor. "Yerli tankı yaptık" diyeli 5 yılı geçti. Altay tankını satmadık ülke bırakmadık.Tek eksiği motoru olsa da ne gam.Bir kaç ayda bir zengin doğal gaz ve petrol yatakları buluyorsunuz. AMA ARAMA PARASI FATURALARA YANSIYOR. Savunma Sanayinde dünyaya ihraçlar gerçekleştiriyorsunuz. Alim Allah 80'den fazla ülkeye yardım yolluyor. Problemli ülkelerde asker bulunduruyorsunuz. Hatta Katar gibi bazı Arap ülkelerinin Saraylarını Mehmetçik koruyor.

Peki ya Azerbaycan için ne yaptınız?

Hatırlatalım...

Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı, R.T. Erdoğan'ın başbakanlığında Erivan'da futbol maçı izlediniz. Ünlü "Açılım-saçılım" sürecinde Bursa'da oynanan maç da stada Azerbaycan bayraklarını sokmayıp, toplayarak çöp kutusuna tıktınız!.. Cumhuriyetin 80 yıllık birikimlerini satarken, 30-40 yıl önce açılan üniversiteleri, havaalanlarını kendinizin inşa ettiğini bile iddia ettiniz. Bugün hemen her biriyle kavgalı konuma geçtiğiniz Arap ülkeleri vazgeçilmenizdi. 28 karısı olup 90 yaşında ölen Suud Kralının Ankara Hilton'daki odasında ayağına kadar gittiniz. Devlet protokolüne göre Anıt Kabir'i ziyaret etmesi gereken Türk Düşmanı Arap yöneticilerinin şerefine yemekler tertip ettiniz! Kral öldü... Milli yas... Nursi öldü gıyabı cenaze namazı vs... Tıpkı "Bir kaç Mehmet öldü diye TBMM acil toplantıya çağrılamaz" dediğiniz gibi Türk coğrafyasındaki şehitler ve doğal felaketlere karşı duyarsız kaldınız.

Sözü uzatmayalım... Ne de olsa AKP iktidara gelmeden evimizde buzdolabı, çamaşır makinası yoktu!

Dilerseniz  önce Çanakkale ve İstiklal Harbinde Azerbaycan'ın durumunu yarınki yazımda hatırlatalım...

 

  • Yorumlar 5
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58