Bakan neden indirildi?

A+A-
Arslan TEKİN

Ekranda görüyordum. İstanbul Kanalı tartışmalarına giriyordu. İsmine hiç dikkat etmemişim. Cahit Turhan'mış. Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanı'ymış.

(Bakanlık adlarına takılmış ve geçmişte tenkit ve tekliflerini yazmıştım. "Ulaştırma Bakanlığı" desek yetiyor hâlbuki. "Alt Yapı" ifadesi de bir tuhaf. Bunun "üstü" ne?)     

Reis, Bakan Bey'i gecenin en koyu karanlığında, 02.00'de, "Görevden aldı." demek hafif kalır, makamından uzaklaştırdı. Halbuki Cahit Bey, Reis'in en ateşli savunucusuydu. "Kanal" yüzünden Saray'a saldıranlara göğsünü siper ediyordu. Bir sürü fizibiliteden bahsediyor, öyle "ikna edici!" örnekler veriyordu ki...

Köylüsünden şehirlisine, okumuşundan okumamışına, 7'den 70'e herkesin anlayacağı, İstanbul Kanalı'nın neden yapılması gerektiğine dair verdiği bir örneği buraya almadan edemeyeceğim. Öyle bir örnek ki... Cümlemi sonra tamamlayacağım. Neydi bu örnek?

"Üsküdar'dan Beşiktaş'a geçen yeğenim söyledi. Geçen yıl 15 dakikada geçiyorduk. Bu sene yarım saati buluyor karşıdan karşıya geçmek. Çok yoğun deniz trafiği var."

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, yazıp duruyorum, "Kanal İstanbul" sitesi kurmuş. Sloganı: "Boğaz nefes alacak Türkiye kazanacak."

Cahit Bey'in yeğinin verdiği örnek İletişim Başkanlığı'nı harekete geçirmiş olmalı. İletişim'in sloganı, Bakan Bey'in yeğenini sözlerinin özeti. (Sahi İletişim Başkanlığı neden "şantiye şefliği" yapıyor? Koskoca bakanlık var. Onlar, "Kanal İstanbul"un ne kadar elzem olduğunu, eğer kanal açılmazsa, Boğaz'da gemilerin birbirine sürtüne sürtüne geçeceğini, maazallah petrol yüklü gemilerin alev alacağını; dümeni kilitlenen gemilerin paşalarımızın tarihî saraylarına, konaklarına çarpıp Osmanlı bakiyesini yok ederek içimizde derin yara açacağını savunacak bir site kurmuyor? Belki de vardır. Bakmadım.)  

Yukarıda yarım bıraktığım cümlemi tamlayayım: Öyle bir örnek ki, Boğaz'ın hemen yanında, Boğaz'dan daha dar ve daha uzun kanalın neden yapılmaması gerektiğini Bakan Bey'in yeğeninin sözleri ve bu sözleri formüle eden İletişim Başkanlığı'nın sloganı ortaya koyuyor. 

Boğaz'dan gemiler geçemiyor mu? Geçiyor. Trafiğini düzenle yeter.

Bütün dünya virüsle boğuşuyor. Ekonomi çökmek üzere, tehlikenin ne kadar süreceği belirsiz, çare bulunamıyor, biz kanal yapmak için kolları sıvıyoruz. İnsana aklınızda zorunuz mu var, derler.

İhaleye katılan firma temsilcileri, virüsten korunmak için her türlü tedbiri alarak salona gelmişler. İki tarihî köprü taşınacakmış.

Küçükçekmece gölünün kıyısında Garip Dede Türbesi var. Alevîler için son derece mühim. Koca bir külliye yaptılar. (Orada ben de lokmalarını yedim. Sağ olsunlar.) Bu türbe ve külliye de mi ihaleye çıkarılacak?!

Birlik zamanı diyoruz, dirlik zamanı diyoruz. Ama bir bakıyorsunuz, hayata geçirilmesi imkânsız bir proje için adımlar atılıyor.

Neden bu inat, neden bu kavga?

Şu anda, evinize kapanın, dışarı çıkmayın dediğiniz halkın ihtiyaçları ön planda tutulmalı. Eldeki bütün imkânlar halk için seferber edilmeli...

Ne yapıyor bizimkiler? İllâ ben ne dersem o olacak, diyorlar. 

Cahit Turhan'ın bakanlıktan uzaklaştırılması, ulaştırmada gerekli tedbirleri almadığı için deniyor. Bütün kontrol Saray'da. Tedbir almadığı görülse, hemen ikaz edilir. Başka bir sebep olmalı.  İhaleden hemen ardından alındığına göre, ister istemez, bağlantı kuruluyor. İhale istenmeyen birine mi gitti?

Kokusu yakında çıkar.

 

 dfs-004-001-011.jpg

  • Yorumlar 11
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları