Banka, faiz, çöküş!..

A+A-
Mehmet FARAÇ

"Balıkların hafızasının 3 saniye olduğu"na ilişkin şehir efsanesinin yıkıldığı 10 yıl öncesinden itibaren gazetelere yansımıştı... Yapılan bazı araştırmalar bu iddianın gerçek dışı olduğunu, hatta balıkların eğitilebileceğini bile gündeme getirmişti...

Konumuz aslında balıklar değil... Hafıza zayıflığı-unutkanlık konusunda bir zamanlar balıklarla eşdeğer tutulan yurdumuz insanının kendisi için yaşamsal olan en önemli olayları bile unutması, geçmişte bırakması, "kader" sayması ve hatta tüm olumsuzluklara rağmen yaşamına devam etmeye çalışmasıdır asıl mesele...

Oysa unutulacak kadar basit değil Türkiye'nin sorunları...

Toplumu derin bir kıskaçta tutan buhranlar sadece ekonomik sıkıntıların cenderesinde halkın boğazını sıkmıyor, aynı zamanda bunlardan kaynaklanan sosyal sorunlar insanları içinden çıkılması zor sorunlara da mahkum ediyor...

Örneğin; Ecevit hükümeti döneminde bir esnafın yazar kasayı başbakanlık önünde yere savurması aylarca konuşulmuşken, Türkiye'de her yıl 100 binden fazla esnafın kepenk kapattığına dikkat çeken araştırmalar partilerin, sendikaların, dernek ve vakıfların raporlarında kalıyor...

Çünkü medyanın yüzde 80'inden fazlasını denetimi altında tutan iktidar, ülkeyi çıkmazda- yurttaşları buhranda tutan meselelerin haber olmasını bile engelliyor...

Bu konularda çalışanlar baskı altında tutuluyor, ekonomik sıkıntıdan yakınan şirketler-holdingler vergi memurlarının baskınına uğruyor ve Türkiye, sosyal sorunları vahim boyutlara ulaştıran ekonomik sıkıntıların ne tür yıkımlar getirdiğini çok net göremiyor...

Batağın 5 yıllık arşivi!..

Dünkü Yeniçağ'ın "Bataktaki vatandaş yapılandırma istedi" manşeti işte yukarıdaki tabloyu bir kez daha pervasızların, ihmalkarların ve vurdumduymazların suratına tokat gibi çarpmıştı...

Arşivler ise hafızalardan daha güçlü...

Hele de fikri takip konusunda elinden geleni yapan Yeniçağ'ın son 5 yılda, dünkü manşeti andıran haberleri hiç aksatmadan sayfalarına taşıdığını görünce, yalnızca bağımsız medyanın ne kadar önemli olduğunu değil, aynı zamanda Türkiye'nin nasıl adım adım çöküşe gittiğini de bir kez daha anlamış olduk...

Ne tuhaf bir ülke Türkiye değil mi?.. Bu ülkede son 5 yıldır ekonomik sorunlar ve yurttaşların bu yüzden içine düştüğü bataklık derinleşirken, güllük gülistanlık tablo çizenlerin kendilerini kurtarıcı gibi pazarlaması ne kadar da acı...

Evet; konu madem hafıza- unutkanlık- arşiv üçgeninde bizlere unutturulan yaşamsal sorunları bir kez daha anımsatma görev veriyor, o halde Yeniçağ'ın geçmiş 5 yıllık manşetlerine göz atalım;

- 5 Temmu 2015: Yılın ilk 3 ayında kredi alan toplam 2 milyon 767 bin vatandaşın 1 milyon 273 bini 25-36 ay vadeli borç yükü altında. 2015 yılı Mart sonu itibariyle tüketici ve konut kredisi borcu olan vatandaş sayısı 17,7 milyon kişiye, borç miktarı da 271,2 milyar liraya çıktı. Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre yılın ilk 3 ayında tüketici kredileri ile konut kredilerinin toplam tutarı 44 milyar 911 milyon lira oldu...

- 21 Eylül 2016: 2002 yılı sonunda vatandaşların, bankaya olan borcu 6.6 milyar lira iken, 2016'da bu borç 400 milyar liraya yükseldi... Bankalara borçlu olan vatandaşların sayısı 25 milyonu geçti... CHP'nin ekonomi raporunda, "2002'den bugüne; tüketicinin bireysel kart borcu 19 kat, kredi borcu 147 kat arttı. Tüketicilerin bankalara toplam borcu ise 64 kat artış kaydetti" denildi...

- 06 Şubat 2017: 2016 yılında bir önceki yıla göre; bireysel kredi kartlarının tutarı yüzde 4,7 artarak 83 milyar 400 milyon liraya yükseldi... Tüketici kredilerinin toplamı yüzde 10,3 artarak 337 milyar 600 milyon liraya ulaştı... Tüketicilerin bankalara toplam borcu yüzde 9,12 arttı ve yaklaşık 420 milyar lira olarak gerçekleşti...

- 8 Aralık 2018: CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan'a göre, vatandaşın 2002 yılındaki banka borcu 6 milyar 600 milyon lirayken Aralık 2018 yılı itibarıyla 520 milyar liraya çıktı... Ayrıca vatandaşın takibe alınan kredi borcu Aralık ayı itibarıyla 29  milyar 350 milyon lira...

- 15 Temmuz 2019: CHP'nin hazırladığı rapora göre, kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe düşen kişi sayısı Nisan 2019'da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 24 arttı. Tüketici kredileri ve kredi kartlarındaki tahsili gecikmiş alacak miktarı 5 Temmuz itibarıyla 19,7 milyar TL'yi aştı...

Vah vatandaş vah!..

Yeniçağ'ın dünkü manşeti ise CHP Meclis Grubu'nun hazırladığı ekonomik rapora dikkat çekmişti...

Buna göre, vatandaşların kredi kartı borçları nedeniyle bankalara ilk 10 aylık dönemde ödedikleri faiz 64.4 milyar liraya ulaştı...

Takibe alınan krediler 48.7 milyar lira artışla 26 Kasım itibarıyla, 142 milyar liraya ulaşarak yeni bir rekor kırdı.

Velhasıl vatandaş, 2003- 2019 arasında bankalara toplam 511.2 milyar lira faiz ödemiş oldu...

Yazının başından itibaren sıralanan saptamalar ve Yeniçağ'ın 2015- 2019 yılında sürekli manşette tuttuğu ekonomik raporlar Türkiye'nin adım adım çöküşe gittiğini, vatandaşın ise artık nefes alamaz hale geldiğini gösteriyor...

Şaşırtıcı olanı ise Yeniçağ'ın bu raporları gündeme getirdiği 5 yıllık sürede yapılan tüm genel ve yerel seçimlerle referandumları AKP'nin kazanmış olması...

O zaman yazının başına dönelim;

Sizce vatandaşın duyarsızlığı, bananeciliği ve vurdumduymazlığı balıklara atfedilen hafızasızlık konusundan çok daha tehlikeli boyutlara ulaşmamış mı?.. Ne yani, bu millet işsizlik, enflasyon baskısı ve sefaletle birlikte duyarsızlığı da alışkanlık haline mi getirdi?.. O zaman "vah"tan başka ne denilebilir ki?..

 

  • Yorumlar 5
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları