Başkanlıkları düşürülsün!

A+A-
Arslan TEKİN

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile resmî kurumlardan atılanlar, mahallî idareler seçiminde aday oldular. Seçimi kazandılar. Sonra peşinden gelen parti adayları, bunlar resmî kurumlardan atılmışlardı, belediye başkanı olamazlar, diye itiraz ettiler ve Yüksek Seçim Kurulu da bu itirazları kabul etti, HDP'den seçilen dört aday mazbatalarını alamadı.

Adana'nın Kozan ilçesinde de MHP Belediye Başkanı seçilen kişi, eskiden bir suça karıştığı iddiasıyla YSK'nın kararıyla başkanlıktan düşürüldü.

Bu beşinin yerine bunlardan sonra daha çok oyu alan partinin adayı başkanlıklara oturdular.

İtiraz etmek bir hak aramaktır. Yerinde. YSK inceliyor. Karar: "Yav hakikaten resmî kurumlardan atılmışlar, olur mu öyle şey! Gelmişler belediyenin başına oturmuşlar. Tövbe estağfurullah! Hemen atılsınlar! Hele öbürü! Cinayet falan diyorlar. Başkanlığı düşürülsün!"

Meğer KHK'yle ihraç edilenlere dair, "Bu şekilde görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, kamu, kurum ve kuruluşlarında görev alamaz." hükmü varmış.

Danıştay 8. Dairesi'nin 2017'de aldığı, "KHK ile ihraç edilenlerin belediye meclis üyeliğinin düşürülmesine" dair hükmünden yola çıkmışlar.

İhraç edilenler milletvekili seçilirken itiraz yok, belediye başkanı seçilirken itiraz var!

Bunlar aday olurlarken, temiz kâğıdı almadılar mı?! Adaylıklarına bir mani yoktur, denilmedi mi?!

Arkadaş! Madem önceden böyle bir hüküm var, neden adaylık için önünü açtınız, diye sormazlar mı?! Mazbataları verilmeyen adaylar, AİHM'ye kadar gidebilirler. Uğraş dur şimdi!

İhraç edilenler için sonradan karar alınıyorsa, birinin kanunen seçilmesine engel olduğu bilinmeyip sonradan ortaya çıkıyorsa, o zaman peşinden gelen mi koltuğu oturmalı, yoksa seçimler tekrarlanmalı mı?

Bu haberi ilk işittiğimde, seçim yenilenmeli, demiştim. Sonra haberleri okuyunca, YSK üyelerinin dördü de aynı görüşü belirtmiş. Hak budur çünkü.

HDP'ye tavrım belli. Ha HDP, ha PKK... Ama ortada kanunî bir durum var. Önceden kanunu işletmiyorsun, herkes yerine oturunca, birileri dürtüklüyor,  kanunu aklına getiriyor. Ciddiyetsizlik... Gevşeklik... İdarî zaaf...

Seçimler derken bir başka meseleye geçeceğim.

Türkiye'nin belli bir bölgesi, sanki yarı otonom bölge. Belediye başkanı seçilen mazbatasını aldı falan diyor, sonra belediye binaların fotoğrafları gösteriliyor. Tabelada "... Belediye Başkanlığı" diye okuduğunuz tabelanın altında mahallî dille yazılar da yer alıyor.

Bu tür tabelaları daha önce Makedonya'da görmüştüm. Bunları geçmişte yazdım. Makedonya Anayasası'nda bu hüküm var. Bizim anayasamızda böyle bir hüküm var mı peki? Yok!

Burada Türkiye'nin bir bölgesinin farklı gösterilmesinin emperyalistlerin iştahını kabarttığını, bizim insanlarımızın akıllarını çeleceklerini, ifsat edeceklerini düşünmeden nasıl "Bunlar başka!" demeye kalkışırsınız!

"Beyefendi"nin günahı hakikaten kebairden (büyük günahlardan). Her aklına estikçe etnisiteden bahsetti, dili yettiği yere kadar etnisite sıraladı! Ardı böyle geldi... Tabelalara kanunda olmayan yazılar kondu. 

Bu ayrıştırma ümmetin/milletin neresinde Allah aşkına!

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58