Beka can simidi mi?

A+A-
Ertuğrul KALAFAT

AKP ve MHP yine beka ipine sarıldığına göre korku dağları aşmış ve "ne pahasına olursa olsun biz bu seçimi kazanmalıyız" hezeyanı başlamıştır.

Devletin bütün organlarını saraya bağlayarak despotizm anlayışını siyaseten ilke edindikleri için insanlarda korku ve tedirginlik başgöstermiştir.

Bütün bu olumsuz tabloyu karartmak için medya üzerinden algı operasyonları yaparak kendilerinin başarılı ve iyi niyetli  olduklarını anlatmaya çalışıyorlar. Mesela ekranlara çıkan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "Ülkemizde üretilmeyen ne var. Hamdolsun her şeyi üretip pazarlıyoruz" diyor. Oysa düne kadar ürettiğimiz ne varsa hepsini de dışarıdan ithal ettiğimiz acı bir gerçektir. Hani "şeker fabrikalarını ve Tekel'i de mi kapatmadınız" diye soracak olsam "hamdolsun hepsi de şakır şakır çalışıyor" diye cevap vererek zeytinyağı gibi üste çıkarlarsa hiç de şaşırmam...

Kalleşliğin sözcük anlamına kahramanlığı yükleyip kendilerini yiğit ve mert yazdırdılar. Onların gözünde kahramanlık bazen Atsız'ın şiirlerinden bir kıta okumak, bazen de Mehteran Marşı ile Cenge Giderken şiirini okumaktan asla ileri gitmez.

Bugünkü siyasetçilerin ve beka dedikleri, devleti uzun ömürlü kılmak değil oturdukları koltukları kimseye kaptırmamaktır. Memleket ve millet tehlikede diyerek seçimleri kazanmak ve kazandıktan sonra "hamdolsun milletim yine oyunu bize verdi" felsefesini kendisine şiar edinmek ve milletin ağzına bir parmak bal çalmak başka bir şey değil...

15 Temmuz'dan önce yaptığı bir konuşmada; bölücülük bu hale gelmişse sebebi Erdoğan'dır PKK'nın silahlanmasına göz yuman Erdoğan "Türk Devleti için öncelikli tehdittir" diyen Sayın Devlet Bahçeli'nin söylediği sözlerden 180 derece çark ederek "Erdoğan giderse devlet yıkılır" anlayışına nasıl geldiğini vatandaşlarımız da çok merak ediyor.

Belki de beka dedikleri bu kelimeyi algılamakta onlar gibi düşünmüyor olabiliriz. Adalet hak ve hukukun memlekete hâkim olmadığı bir ortamda gelecek açısından kaygılanmakta yerden göğe kadar haklıyız. Mesela bu ülkede "Anayasanın ilk 4 maddesi Kur'an hükmü mü? Zamanı gelince onlar da değişecek" diyen anayasa profesörlerini gördük.

"Yeter artık Türk'ten bahsedip durmayın bu ülkede başka insanlar da var" diyerek Türk'ü aşağılayan, andımızı kaldıran ve 'Ne mutlu Türk'üm diyene' sözünü yasaklayanların şimdi bize vatanseverlik dersi vermesi karşısında gözlerimiz yaşarıyor doğrusu...

Ey Bahçeli, bu masalın esas kahramanı olarak daha ne zamana kadar AKP'ye can simidi olacak ve milliyetçileri peşinden sürükleyip gideceksin. Siyasi ümmetçilere devleti teslim etmek devleti ebed müddet anlayışınıza ne kadar katkıda bulundu acaba?

Devleti ebed müddet Atatürk'ün emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin değerlerine sahip çıkarak devleti siyasete kışlaya sokağa hâkim kılmaktır. Devleti aşağılayan, Cumhuriyeti reklam arası görenlerle, milliyetçiliği ayaklarının altına alıp ezdiğini söyleyenlerde zerre kadar samimiyet varsa buyursunlar andımızı okullarda yeniden okusunlar da görelim..

Çocuklarımız Türk'üm diye bangır bangır bağırmadıkları takdirde beka tehlikededir.

5 milyon Suriyeli ülkelerine gönderilmedikleri takdirde beka tehlikededir.

Türk dünyası ile ilgili plan ve projeleriniz, yoksa öz gardaşlarımızın ve soydaşlarımızın hakkını arayamadığınız sürece beka tehlikededir.

Bırakın Lafonten'den masallar anlatmayı. Artık kargalar bile inanmıyor size...

  • Yorumlar 8
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları