Bektaşî Tekkesi Hikâyesi (2)

A+A-
Arslan TEKİN

Biliyorsunuz, Kemal Kılıçdaroğlu, Arnavutluk'ta, Bektaşîlerin davetiyle Tomor Dağı Şenlikleri'ne katıldı.

Tomor Dağı'nın Bektaşîler için taşıdığı önemden bahsedeceğim.

Kruya'nın tepesinde (Mali Krus'ta) bulunan Sarı Saltık makamıyla Berat'ın doğusuna düşen Tomor Dağı'nın (2413 m.) zirvesindeki Abbas Ali'nin (Öl. M. 680) makamı, Bektaşîlerin önemli ziyaret yerleridir. Bu makamlar Hristiyanlar tarafından da ziyaret edilmektedir. Kerbelâ sancaktarı Abbas Ali'nin, Hz. Ali'nin oğlu, İmam Hasan ile İmam Hüseyin'in üvey kardeşi olduğu, Kerbelâ katliamından kurtulup Berat'a gelip yerleştiği ve kutsal Tomor Dağı'nı mekân tuttuğu rivayet edilir. ("Alevîler ve Bektaşîler Arasında" kitabımızdan.)

Arnavutluk'ta Komünist idare çöktükten sonra Bektaşiliği yeniden toparlayan Dedebaba Reşat Bardi (2011'de vefat etti.) Kendisinden sonra dedebaba olan Baba Mondi için, bir konuşmamızda, "Dervişim idi, ben onu Baba yaptım. Gjirokastra dervişimi baba yaptım." demişti.

Mondi, Baba Tahir'in vefatından sonra Kalkandelen'deki Harabati Tekkesi babası oldu.

Harabati'de Baba Mondi'yi görünce eski dostla karşılaşmış gibi oldum. Daha önce Tiran'da, çok kısa da olsa, samimi konuşmuştuk.

Avluya girdiğimizde bir aile çocuğunun başını okutuyordu. Artık "Dedebaba" olan Mondi'nin kendisi hakkında bana anlattıklarını veriyorum:

"-Adım Baba Edmond Brahimay. 1959'da Tiran'da doğdum. 1996 yılına kadar Tiran'da yaşadım. Sonra Korçe'ye derviş olarak tayin edildim. Sonra 97'de Baba olarak tayin edildim.

Ve buraya kadar nasıl geldiğimi anlatacağım. Avlonya'nın Bratay köyündenim. Ailem Bektaşî kökenliler. Reşat Bardi'den önce dedebaba olan kişi babamın akrabasıydı. Ahmet Dede'nin dervişi olan Dede Reşat de öyle. Ahmet Müftar Dede 1980 yılına kadar yaşadı. Ve 80'den bugüne kadar Dede Reşat'ın yanındaydım. Dinin serbest olup olmayacağını bilmeden biz Dede Reşat'a hizmet ettik; çünkü Dede Ahmet'in şahsî dervişi idi. Eğitimimi Tiran'da tamamladım. Ortaokul eğitimimi Hürriyet Şehitleri adlı okulda tamamladım. Skenderbey adlı harp okulunu bitirdim ve o zamanlarda Enver Hoca Üniversitesi diye adlandırılan Harbiye Yüksek Okuluna devam ettim; çünkü, komünist rejiminde aynı aileden çok kişiye üniversitede okuma hakkı vermiyorlardı. Bu durumda ya harp okulunu seçecektim ya da maden işçisi veya tarım işçisi olarak çalışmayı. Harbiye Yüksek Okulundan 1982 yılında mezun oldum. Burel'e subay olarak atandım ve sırasıyla Golobord, Librajd ve Peşkopi bölgelerinde görevlendirildim. 10 yıl çalıştım ama bu süreçte yasak olmasına rağmen Dede Reşat Bardi'den hiç ayrılmadım. Bu 10 yılda bir doğum günü ya da başka bir kutlama süsü vererek bayram, muharrem matemi, nevruz sultan ve aşure bayramı gibi bütün dinî bayramları kutladık. Muharrem mateminin 10 günü boyunca peygamberlerin hayatını anlatan Radika kitabını okuyorduk. Ve bütün bunlar Hacı Dede Reşat Bardi sayesinde yapılıyordu; çünkü, o, zor zamanlarda Bektaşîliği canlı tuttu. Demokrasinin gelmesiyle Bektaşîler bir yönetim kurulu oluşturdular. Bu kurumu Dede Reşat Bardi yönetiyordu ve ben birinci sekreter oldum. Mücerret yani evlenmemiş olan birkaç babanın katılımıyla 22 Mart 1992'de dedebabalık tekkesini açtık."

Mondi ile evlilik konusunda hafif tartışmamız oldu. Onu vermem lâzım. (Yarın).

 

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları