Benim Sözcü'm…

A+A-
Orhan UĞUROĞLU

Gazetecilik fikir işçiliğidir kulisleri dikkatli takip etmek, her gün ister iktidar, ister muhalefet siyasilere telefonda ya da yüz yüze görüşerek istişareler yapmak kimi zaman haber vermek kimi zaman yorum yapmaktır.

Kulislerde yaşanan siyaset ile medya önünde yaşanan siyaset çok farklıdır.

50 yıldır başta merhum gazeteci babam olmak üzere, rahmetli olan ve yaşayan mesleğimin duayen ustalarımdan öğrendiğim etik değerlere sahip çıkıyorum.

Gazetecilik ve köşe yazarlığı günümüzde maalesef cesur olmayı gerektiriyor.

Aslında gazetecilik gerçekleri kamuoyuna yansıtmaktır ki dünyanın her yerinde en tehlikeli meslekler arasında yer alır.

İktidarların hatalarını yazarsınız hedef yaparlar…

Muhalefet partilerinin hatalarını yazarsınız hedef yaparlar.

Bürokratların hatalarını yazarsınız hedef yaparlar…

Gerçekler her zaman acıdır, ama aklı başında insanlar bu yazılardan, yorumlardan ders çıkarır, aptallar ise size kızar, saldırırlar…

Yeniçağ, Sözcü, Cumhuriyet, Milli Gazete, Yurt ve Karar gazeteleri ve köşe yazarları AKP iktidarının hoşuna gitmeyen gerçekleri yazıyorlar…

Diğerleri ise AKP'nin ve özellikle Recep Tayyip Erdoğan'ın yandaşlığı görevini yapıyorlar ki pespaye durumdalar.

Sözcü'nün yazarları hiç hak etmedikleri bir iftira sonucunda hala beraat etmediler, hala yargılanıyorlar.

Elimden geldiği kadar destek veriyorum, haksız ve hukuksuz bir şekilde yargılanmalarına isyan ediyorum.

Değerli okurlarım,

Sizler de Sözcü yazarları da kusura bakmasınlar bazı konularda tevazu göstermeyecek ve mesleğimizin duayen isimlerinin son günlerdeki bazı yazılarından örnekler vereceğim:

16 Haziran 2019 tarihli yazım: Zalimleri dize getiren efsane kahramanlar tarihimizde vardır… Bu kahramanlar her türlü adaletsizliğe bayrak açtılar, haksızlıklara, hukuksuzluklara ve zulme karşı hep kazandılar.

Malkoçoğlu, Köroğlu, Dadaloğlu

Günümüzde de Yandaş Seçim Kurulunun haksız, hukuksuz ve adaletsiz şekilde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini iptal edip mazbatasına el konulan kahraman bir siyasetçi var: Ekrem İmamoğlu…

26 Haziran 2019 tarihli Rahmi Turan yazısı: Tarih boyunca her toplumda haksızlıklara karşı çıkan ve halk için mücadele eden kahramanlar olmuştur:

Malkoçoğlu, Dadaloğlu, Köroğlu gibi… İşte bu da İmamoğlu… Halkın kahramanı!

2 Temmuz 2019 yazım: Tek adam rejimi bir yılda çöktü

7 Temmuz 2019 tarihli Emin Çölaşan yazısı: Adına cumhurbaşkanlığı denilen sistem artık çökmüştür.

4 Temmuz 2019 tarihli yazım: Babacan ve Davutoğlu'nun partileşme sürecindeki bazı temel hedeflerinin ne kadar benzer olduğunu da vurgulayayım. İkisi de "tek adam rejimine" karşı, Davutoğlu, "Ya kuvvetler ayrımının en güçlü örneği Amerikanvari tam başkanlık ya da kuvvetler ayrımının net çizgiler ile ayrılmasını sağlayacak güçlendirilmiş parlamenter rejim" diyor.

Babacan ise komple yenilenecek yeni bir anayasa ile "güçlendirilmiş parlamenter rejim" diyor ve tam başkanlık istemiyor. En önemli fikir birliği ise "Parti Genel Başkanı olmayan Cumhurbaşkanlığı" modelinde ortaya çıkıyor. Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı ile parti genel başkanlığını uygulayış şekli bu modelin Türkiye gerçeği olmadığını ortaya koydu.

İki şapkalı cumhurbaşkanı, parti devleti oluşmasını sağladı ki topluma hizmette particiliğin ön plana çıkması AKP karşıtı vatandaş sayısının çığ gibi büyümesine neden oldu. Babacan ve Davutoğlu bu gerekçelerle Parti Genel Başkanlığı ile Cumhurbaşkanının ayrılmasından yana tavır içindeler.

7 Temmuz 2019 tarihli Rahmi Turan yazısı: Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ile eski Bakan Ali Babacan'ın sonbaharda iki ayrı parti kurmaları kesin gibi…

Davutoğlu ve Babacan'ın ortak özellikleri nedir, biliyor musunuz?

İkisi de "Tek Adam" sistemine karşı!

Yanlış anlaşılmasın. Davutoğlu "Başkanlık Sistemi"ne karşı değil. Onun karşı olduğu, partili cumhurbaşkanlığına dayalı tek adam sistemi…

Davutoğlu'na göre:

"Ya kuvvetler ayrımının en güçlü örneği olan Amerikanvari 'Tam Başkanlık Sistemi' ya da kuvvetler ayrımının net çizgilerle ayrılmasını sağlayacak 'güçlendirilmiş parlamenter rejim' tesis edilmeli."

Babacan'a göre ise:

"Komple yenilenecek bir anayasa ile güçlendirilmiş parlamenter sistem en iyisi."

***

Değerli okurlarım,

Sadece bu kadar değil.

YSK eşittir Yandan Seçim Kurulu diye yazdım, kopyalandı…

YSK yok hükmündedir diye yazdım, kopyalandı…

Ankara'daki ilk konferansını izleyip Davutoğlu parti kuracak diye yazdım, tüm medya kopyaladı…

Ali Babacan Başkanlığa karşı yazdım kopyalandı…

Elbette güzel elbette gururumu okşuyor ama yazılarımdan alıntılar yapanlar kaynak gösterseler olmaz mı?

Sezar'ın hakkını Sezar'a vermek gerekmez mi?

Emeğe, etik değerlere, fikre ve mesleğe saygı gerekmez mi?

Ben farkındayım ama sizler de bilin istedim, onlar da benim Sözcü'm…

 

  • Yorumlar 6
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları