Şerafettin Tilki, Beşiktaş Divan Kurulu Başkanlığı öncesinde yaşananları ve pazarlıkları yazdı...
Tehdit!
Yakın geçmiş zaman.
A Milli takım Avusturya’nın Leogang bölgesinde kampta.
Bölge Alp dağları eteklerinde.
Yani, kayak merkezi..
Öyle ki, dağlardan hiç inmeden, Fransa’ya kadar gidebilecek alt yapı kurulmuş.
Dağlar nakış gibi işlenmiş.
Elbette, eloğlu, yaz aylarını da düşünmüş.
Birçok aktivite yapılabilecek özel alanlar kurmuş.
İşte bu alanlardan birinde, milli oyuncular izin gününde stres atıyor.
Gazeteciler takipte.
Kaleci Volkan Demirel, durup dururken gazetecilere, “Hop sakın bunları çekmeyin” diyor.
Foto muhabiri Vedat Danacı, “Burası herkese açık yer. İşimi yapıyorum çekerim...” diye karşı tepki koyuyor.
Sen misin bunu diyen.
Allah, Allah…
Volkan, “Bak oğlum seni evden aldırırım” diye tehdit ediyor..
Şimdinin moda deyimi ile olay anında viral oluyor..
Yıllar sonra bunu niye hatırlattım.
Konu aynı, içerik farklı.
Ana başlık; ‘seni evden aldırırım’
Beşiktaş’ta pazar günü Divan Başkanlık seçimi var.
4 bine yakın üyenin oy kullanma hakkı mevcut.
Tam 6 aday(!)
Son gün bir fire verdi.
Adaylığını ilk açıklayan Serdar Keskin, Ahmet Ürkmezgil ile koltuk pazarlığı yaptı.
Adaylıktan çekilip, Ürkmezgil’in yönetimine girdi.
Bu bir tercih, meselesi.
Tartışmaya son derece açık..
Şimdi gelelim konumuza.
Aday bol olunca, vaatler de öyle oluyor.
Bol kepçe lokantası gibi
Oy için neler yapılıyor neler.
Ne hediyeler.
Hani; Ohh Ohhh.. suyundan da misali.
İşte oy, için sunulan teklifler:
Sizi evden aldırırım.
Oy kullandıktan sonra aynı şekilde eve gönderirim.
Bakın bu güzel işte.
Volkan, sadece evden aldırıyordu.
Ne yapacaksa artık.
Burada sadece almakla yetinilmiyor.
Alındığı gibi oy attırılıyor.
Gerisin geri bırakılıyor.
Yaaa..
Sevdim bu işi.
Bunu yapan beş kişi
Hepsi erkek, yok dişi(!)
Uçak ulaşımı, otel yanı sıra VİP maç bileti hazır.
Açık büfe kahvaltı ve öğlen yemeği için mekanlar tam takır. Her türlü konforlu ulaşım da..
Yalnız seyahat etmek istemezseniz, refakatçı alın. Her şey bize ait..
Bir koltuk uğruna sunulan bazı bonuslar.
Şimdi bunun adı ne olabilir.
Rüşvet, şike, yozlaşma, oy için kirli pazarlık…
Bir sürü ekleme yapılabilir.
Etik dışı hareketler bunlar.
Atatürk’ün, “Ben sporcunun; zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim” vecizesi başkan ve yönetici adaylarını kapsamıyor mu?
İlla sporcu mu olması gerekir acaba(!)
Ben de artık koltukçuyum!
Eğer mevzubahis ‘koltuk’ ise her türlü alavere, dalavere serbest!
Yürüyün bakalım kim tutar sizi.
Bazıları Divan Kurulu’nun sadece divanını yani koltuğunu dikkate almış olmalılar.
Bakalım daha neler neler göreceğiz.
Bizimkisi koltuk hikayesi
Siyah, beyaz film gibi biraz