Bileylendik...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Geçtiğimiz hafta bir gün bile aklımdan çıkmayan "Yazarını Kurşunlatan Yazılar"ın sahibi Necdet Sevinç'in "yazarlık düşman kazanma sanatıdır" sözlerini hatırlatmıştım. Necdet Ağabeyimin eğitiminden, sohbetlerinden nasiplenenler "Tam isabet" cevabı ile Cumhuriyeti kuran iradenin icraatlarını da hatırlatmışlar. Dahası ülkemizde sağcıların kabullenemediği, siyasal islamcıların "düşman" ilan ettiği merhum İsmet İnönü'nün "Namuslular da namussuzlar kadar seslerini yükseltmeli" tesbitinin altını çizmişler. Doğru da yapmışlar... Bir süre önce inşa edilen "Korku İmparatorluğu" ve "Sessizlik sarmalı"nın nasıl yıkıldığını örnekleri ile sıralamışlar. Yakın tarihimizde "Vaka-i Vakvakiye" olarak anılan 31 Mart'ın bir asır sonra cevap verilişi de manidar... Ziya Paşa'nın "tarihin tekerrürü" konusundaki özdeyişi yeniden gündemde... Bundan bir yıl önce 31 Mart seçim sonuçları böylesine yorumlanabilir miydi? 31 Mart yerel seçimleri gerçek anlamda dönüm noktasıdır. 31 Mart öncesi sanatçılar, iş adamları, yazarlar bu gün gibi rahat konuşabilir, rahatça yorumlayabilir miydi? Bunun karşılığında iktidarın tetikçileri "O sanatçılara sahne yok... Belediyelerin festivallerine asla davet edilemeyecek!" çıkışları daha da manidar değil mi? Sayın Erdoğan'ın tıpkı "Ne istediler de vermedik" sözlerinde olduğu gibi "Onlarla ilgili yasaları biz çıkardık" tepkisinin yanında "karınlarını doyurduğumuz halde bize oy vermediler" şikayetinin anlamındaki ağırlık 31 Mart gecesine dayanıyor.

Mensubiyetiyle onur duyduğum Yeniçağ ailesi adına hiç bir dönem "suskunluk sarmalına" kapılmadığımız gibi, korku duvarını aşabilmek için verdiğimiz mücadele sadece basın tarihimize değil, cumhuriyet geçmişimize mühür vurmuştur. Sporcusundan, sanatçısına, klup yöneticisinden, siyasilerine, namuslu vatandaşlarımız namussuzlardan daha fazla seslerini yükseltmesinde bizlerin bir nebze katkısı oldu ise ne mutlu bize... Bu cesareti şüphesiz okuyucularımızdan aldık! Yakın çevremizde, aile efradımızda "başını belaya sokma" telkinlerine rağmen duruşumuzdaki tavizsizlik yüzünden yargılanmış, ceza almış olabiliriz. Dahası öldüresiye dayağı da hak etmişizdir. Lakin bütün bunlar bizleri yıldıramadığı gibi bu mesleğin hakkını veren ve bu uğurda toprağın kara bağrında yatanların yolundan asla geri adım atmayacağımızı da hesap etmelilerdi. Sopa, demir, dayak yıldırmaz! Kurşunlar, bombalar susturamaz! Tam aksi bileyler bizi...

Sakalı kesersiniz, tırnağı çekersiniz ardından daha gürü çıkar... Yazarlığa düşman kazanmak için başlarken bir de bakarsınız dostlarınızın sayısı düşmanlarınızı kat be kat geçmiş... Şehit ve gazilerimizin ayrışmaya tutulduğu dönemde dost ve düşmanı ayırmak kimilerine göre zor sayılabilir. Ve fakat çok mutlu oldum. Dostlarımın, sevdiklerimin sayısı sevmeyenlerden, nefret edenlerden fazlaymış. Öyle ki 5 gece 6 gün kaldığım hastanede yöneticileri, ziyaretçi koşullarını hiçe sayan binlerce ziyaretçi, onbinlerce mesaj, yüzbinlerce sosyal medya tepkisi ile milyonları aşması bu satırların yazarını ziyadesi ile mutlu, mesut ve bahtiyar etti.

Şimdi "Mesut Bahtiyar'dan şarkılar" gibi fantazileri dillendirme yerine, tasavvur dahi edemediğim "Sevgi seli" karşısında çocuklarıma bırakacağım "zengin miras"ın huzurunu yaşamayı tercih ediyorum. Endişe eden dostlarım "koruma-güvenlik tedbirleri" ile ciddi konularda önerileri var. Sağ olsunlar. Ömrüm boyunca normal hayatımdan ödün vermedim. Özgürlüğümün sınırlarını zorlamadım. Her daim olduğu gibi günlük hayatıma aynı  şekilde devam edeceğim. Bu arada "bileylendim" yeniden... Keskinleştim bir nevi... Kılıcımızın her iki yanı hak'tan, hukuktan yana daha da keskinleşti... Birileri kusura bakmasın "biçmek" ise itina ile biçeceğiz! Kimseler bizim tarlamızı bizden izinsiz ekemeyecek. Sevgi tohumları ekerken, gönlümüzün dikenlerini de hoş görüyü artık göstermeyeceğiz. "Gülün dikeni soldu" şarkısı yerine dikenin maşasını tutan "şerefsizler"in peşine düşeceğiz! Kimliği belirlenmiş "Kriminal çete" mensuplarının kaynağını araştırıp, fash etmekten geri durmayacağız. Onların "Genel Müdürleri", "Şefleri", "Tetikçileri" ve dahası "T" ağabeyleri, "S" babalarının da izini süreceğiz! Hey; Namussuzlar, unutmayın ki namusluların sesi sizden daha yüksek çıkıyor... Ve; biz namusluların sesinden yanayız... Namussuzları da girdikleri fare deliklerinden çıkarmaya kararlıyız!.. 
Hodri Meydan!..
Not: Cumartesi günü (Bugün) İYİ Parti'nin Tüzük Kurultayı esnasında Yenimahalle Nazım Hikmet Kültür Merkezinde Sevgili Murat Ağırel ile beraber kitaplarımızı imzalayacağız. Dostları, okurları bekleriz...

 

  • Yorumlar 16
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları