"Bir dilim ekmeğe muhtacız" diyen emekliler: Sandıkta hesaplaşacağız

"Bir dilim ekmeğe muhtacız" diyen emekliler: Sandıkta hesaplaşacağız
Açlık sınırında yaşadıklarını dile getiren emekliler "Bize yüzde 5 zam verenler, etin kilosundan, elektrik, su, doğalgaz faturalarından habersiz. Ay başını nasıl getirdiğimizi bir biz, bir Allah biliyor. Bizler sadaka gibi artış değil, seyyanen zam istiyoruz. İnsanca yaşamak bizim de hakkımız. Bu hakkı İYİ Parti ve CHP bize verir. Bayramlarda 1000'er lira ikramiye alıyorsak bu da CHP sayesindedir"

Ekonomistler Türkiye'deki 12 milyon emekliden 6 milyonunun zor geçindiğini, 4 milyonun da açlık sınırı altında yaşadığını belirtiyor. 

Emeklilerin durumunu bir de onlardan dinlemek için İstanbul'un Bakırköy ve Esenler İlçelerine gittik. Kiminle sohbet etmek istesek "Benimle konuşma evlat. Son günlerimi cezaevinde geçirmek istemiyorum" diyerek sorularımızı yanıtsız bıraktı. 

Bir bankta oturan bir dayının yanına gittik. Konu açılsın diye çakmak istedim. Suratıma baktı "Ver iyi bir sigara da ciğerlerim bayram yapsın" diyerek çakmağını uzattı. 

68 yaşındaki dayı ismini vermek istemedi. 1800 TL aylık aldığını söyleyen dayıya "Geçinebiliyor musun" sorusunu yöneltir yönetmez sigarasından derin bir duman çekerek içini döktü.

5  yıldır tütün sararak, içtiğini belirten dayı "Hanımım öleli 2 sene oldu. Yalnız başıma, bodrum kattaki dairemde güneşe hasret bir şekilde yaşıyorum. Daha doğrusu nefes alıp veriyorum. En büyük meşgalem tütün sarmak. Onları bir kutuda biriktiriyorum. Sonra da içiyorum. Alım gücüm düşünce tasarruf yapmak için tütün kullanıyorum" dedi.

Ev kirası vermediği halde fırın ekmeği yerine çok daha ucuz olan belediyenin ürettiği Halk Ekmek tükettiğini belirten 68 yaşındaki emekli "Doğalgaz, elektrik, telefon, su faturaları benim belimi büküyor. Arkadaşlarım da aynı durumda. Yine içlerinde en insaflı gelen su faturası. En acımasızı da doğalgaz" diye konuştu.

Yoldan geçen bir kişiye Mehmet diye seslendi dayı. Adam durup sesin geldiği yere bakınca konuştuğumuz kişi elini kaldırdı. Yanımıza geldi. Konuştuğumuz konuyu özetledi. Ardından da gerçek adı Mehmet değil, sesimi tanıdığı için baktı demeyi de ihmal etmedi.

Mehmet amca da 65 yaşında bir emekli. 1650 TL maaş alıyormuş. Ne emeklisi olduğunu sordum. "Ne emeklisi olursam olayım. Aldığım para bu. Karımla birlikte 2 kuruş parayla aybaşını getirmek için insanüstü uğraş veriyoruz. En ucuz markete gidiyoruz. En ucuz ürünü alıyoruz. Geçen gün otobüs durağının önünde bir aracın bagajında tatlı satan bir adam vardı. Durdum. 10 TL'lik baklava aldım. Şanfıstık yerine bezelyeyi basmışlar içine. Ülke sahtekar dolu. Hoş kilosu 40 liraya baklava mı olur diye tereddüt de etmiştim" dedi.

"Ucuz etin yahnisi bu kadar olur" diyen emekli Mehmet amca "İnanın kalite felan yerlerde. Bir peynir alıyorum. Resmen kireç. Peynir demeye bin şahit lazım. Ama yapacak bir şey yok. Allah'tan yaştan dolayı ulaşım bedava. Marketten açık deterjan alıyorum. Hanım 'temizlemiyor' dese de ona 'senin gözlerin bozuk' diyerek deterjana toz kondurmuyorum. En ucuz ürünleri benim gibi emekliler tüketiyor" dedi.

"APTAL AKILLANDI"

Kendisini sadece seçim zamanları insan zannettiğini belirten Mehmet bey "O zaman hal hatırımı soruyorlar. Broşür veriyorlar. Karşılığında da oy istiyorlar. Oyumu alanlar sonra ne arıyor, ne soruyor. Aç mısın tok musun demiyor. Taki öbür seçime kadar. Ama aptal akıllandı. Beni kireç gibi peynire, sahte deterjana mahkum eden partiye oy vermeyeceğim. Onlar lüks içinde yaşarken, ben de tabanı delik ayakkabıyla dolaşıyorum" diye konuştu. 

Esenlerde bir parka girdim. Yanımdaki banka oturan kişiye "Nasılsın dayı?" diyerek konuya girdim havadan sudan muhabbetlerden sonra. Nasıl geçindiğini sordum.

Niyazi bey "Sen hiç kırık peynir ve yumurta aldın mı?" diye sordu? "Biliyorum ama almadım" yanıtını verdim. "İnşallah ömrün boyunca da almazsın evlat" dedi. 

Ardından da başladı anlatmaya "Bir alt mahallede oturuyorum. Çocuklarım kapımı açmıyor. 'Ne yiyorsun ne içiyorsun' bile demiyorlar. Bir yumurtacı var. Oraya gidiyorum. Oradan çatlak yumurta ve tenekenin dibindeki kırılmış peynirlerden alıyorum. Parası olan ise kalıp alıyor. Zaten onu da 1 kilo felan değil. 500 gram alıp 2 kişi bir haftada tüketmeye gayret ediyoruz. Bazen canım istemiyor diyerek hanımın daha fazla yemesine olanak sağlıyorum" diye konuştu.

Halk ekmeği ya da fırından bayat ekmek aldığını belirten Niyazi bey "Fırına girince kafamı öne eğiyorum. Utana sıkıla bayat ekmek alıyorum yarı fiyatına. Fırıncı dayı sıcak da al benden diyerek torbama koyuyor. Beni bu hale düşürenleri Allah daha beter etsin" diyerek yaşaran gözlerini eliyle sıvazlamaya başladı.

Gerçekten bir dokundum bin ah işittim. Dayı anlatmaya devam etti "Hanım pazara akşam saatinde gidiyor. Pazarcılar tentelerini toplamaya başlayacağı sırada. Fiyatı düşen ezik domates ve meyveleri alıyor. Eve gelince de ezik kısımları bıçakla kesip, atıyoruz. Bize göre sağlam olan yerleri de tüketiyoruz. Bana bu rezilliği yaşatanlardan seçim zamanı hesabını soracağım. Bugüne kadar yaşadıklarım akıllanmama neden oldu. 1000 TL, bayram ikramiyesi her ay verilse anca belimi doğrulturum. Bir kilo domatesin 5 lira olduğu bir ülkede aldığımız emekli maaşı sadakadan farksız" diye konuştu.

  • Yorumlar 24
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58