Bazı insanlar vardır ki, haklarında “Bu kişilerin beyinleri uranyum piliyle mi çalışıyor ki, enerjileri, araştırma hevesleri ve en önemlisi merakları hiç bitmiyor?” diye düşündüğüm çok olmuştur. Bizden ilk aklıma gelen iki isim; Peyami Safa ve Erol Güngör. Batı dünyasında ise yüzlerce örnek saymak mümkündür. Ben bunlardan biri hakkında biraz bilgi sahibiyim. Türkçeye çevrilmiş eserlerini okudum ki, bunlardan biri olan İslam’ın Güler Yüzü adlı eserinde bu hanım, “ihtiyarlığın insanoğlunun merak duygusunu kaybetmesiyle” başladığını yazmıştır. Bu fikrini hafızama kazımıştım.
Geçen gün sosyal medyadaki bir gönderide, ortadan ikiye ayrılmış bir tarafı genç bir tarafı yaşlı bir kadın yüzü resminin altına şunlar yazılıydı. UNESCO’nun Yaşlılık Tanımı: Bir insan konfor alanının dışına çıkamıyorsa; Yeni şeyler öğrenmiyorsa, şaşırmıyor ve çoğu şeyi bildiğini düşünüyorsa; Merak etmiyor, keşfetmiyorsa; Geçmişte, anılarında yaşıyor ve sürekli eskiyi tekrarlıyorsa yaşlıdır!
Fransız düşünür Eva de Vitray-Meyerovitch (Müslüman olduktan sonra Havva adını kullanmış), hayatı boyunca incelemiş, araştırmış ve “gerçek nedir?” sorusunun peşinde koşup ona ulaşmaya çalışmış bir bilim kadınıydı. Mesela İslam dinine geçmeye karar verdikten sonra, eski dinine ihanet etmediğinden emin olabilmek için üç yıl boyunca ilahiyat eğitimi almış ve ilk İncilleri okuyabilmek, “baba ve oğul” zırvasının gerekçesini öğrenebilmek için Yunanca öğrenmiştir. Sonunda merak ve hakikat arayışındaki bu hanım, bütün faniler gibi vefat etmiş, vasiyeti üzerine Türk dostları cenazesini Konya’da Şems’in türbesine defnettirmiştir.
Altmış küsur yaşını aşmış bendenizin mütevazı yaşantısındaki dinamiklere gelirsek… Zannederim yüzde elli yüzde elli sabitlenmiş bir denge söz konusu. Doğrusunu söylemek gerekirse, “konfor alanımı” sık sık ihlal ediyorum! Yeni şeyler öğreniyorum. Bilhassa yapay zekâ, bilgisayar programları ve otomobil motor tamirine hastayım! Evet, çok şaşkın değilim ama çok bildiğini sanan ahmaklar ordusundan terhis olalı da uzun zaman oldu! Merakımın pusulası yön değiştirdi. Haritamda gündelik siyaset yok. Politikacıların insanları hangi rejimle nasıl yönetmeleri gerektiğini değil,"yönetmeli mi yönetmemeli mi?" tartışmasının nasıl sonuçlanacağını merak ediyorum! Geçmişte kalmamak için, anılarımı yazılarıma katarak bir anlamda nesnelleştirip kaydediyor ve gündemimden çıkartmaya çalışıyorum. Yeni anılar biriktirmeye başlayalı uzun zaman oldu! Sizler de kendinizi test edin bakalım, ne durumdasınız?
KUTU
62. Antalya Altın Portakal’ın ayak sesleri: Adana Altın Koza Film Festivali’nin ardında Antalya Altın Portakal’ın ayak sesleri daha net duyulmaya başladı. Festival programı tamamlandı, jüriler belirlendi, artık “Festival Başlasın!” demek için gün sayılmaya başlandı. Geçen haftaki yazımda Festival Sanat Yönetmeni ile yapılan bir röportajdan söz etmiştim. Şimdi de festival hakkında bizleri bilgilerle besleyen Batuhan Zümrüt’ün verdiği haberlerden söz edeyim. Altın Portakal’ın bu yılki programına, nihayet ateşkes şartlarına kavuşan Filistin’e Özel Seçki ‘Sınırlardan Sınırsızlığa’ eklendi. Bu çerçevede beş film festival izleyicileri için gösterilecek. Bu filmler şunlar:
Sepideh Farsi yönetmenliğini üstlendiği, İsrail askeri işgali altındaki Gazze’deki yaşamı tasvir eden ‘Put You Soul on Your Hand And Walk’, 2025 Venedik Film Festivali Giornate degli Autori bölümünde dünya prömiyerini yapan, Cyril Aris’in yönetmenliğindeki Beyrut’un gölgesinde geçen, umutla kederin iç içe geçtiği otuz yıllık bir aşk hikâyesini aktaran, 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ilk kez Türkiye’de gösterilecek ‘A Sad and Beautiful World’, Venedik Film Festivali’nin ana yarışma bölümünde ilk gösteri yapan ve Jüri Büyük Ödülü’nü kazanan, Gazze’de beş yaşında hayatı yarım bırakılan Hind’in sesi etrafında şekillenen, Kaouther Ben Hania’nın yönetmenliğini üstlendiği ‘The Voice of Hind Rajab’, 2025 Cannes Film Festivali’nin Un Certain Regard bölümünde birçok ödüle aday gösterilen, daha iyi bir hayat arayışıyla Fildişi Sahili’nden Tunus’a göç etmiş üç kadının öyküsüne odaklanan, Erige Sehiri yönetmenliğindeki ‘Promised Sky’ ve 2025 Sundance Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan, Sidney Film Festivali’nde En İyi Uluslararası Uzun Metraj Ödülü’nü kazanan, Cannes Film Festivali’nin yarışma dışı bölümünde gösterilen, üç kuşak boyunca süren bir aile destanı aracılığıyla, Filistin halkının kolektif hafızasını ve nesiller boyu aktarılan travmalarını derinlemesine işleyen, ilk kez Türkiye’de 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde gösterilecek Cherien Dabis’in yönettiği ‘All That’s Left of You’.
Ankara Film Festivali de yolda: Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından düzenlenen, bu yıl 13-21Kasım 2025 tarihlerinde gerçekleşecek 36. Ankara Film Festivali’nin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda değerlendirilecek filmler belli oldu. Ankara’da ilk kez seyirciyle buluşacak sekiz film, Mahmut Fazıl Coşkun’un başkanlığındaki jüri tarafından değerlendirilecek. Festivalde bu yıl, Emine Emel Balcı’nın “Buradayım, İyiyim”, Hasan Tolga Pulat’ın “Parçalı Yıllar”, Mustafa Emin Büyükcoşkun ile Semih Gülen’in “Atlet”,
Özkan Çelik’in “Perde”, Seyfettin Tokmak’ın “Tavşan İmparatorluğu”, Şeyhmus Altun’un “Aldığımız Nefes”, Tunç Davut’un “Kesilmiş Bir Ağaç Gibi” ve Ziya Demirel’in “En Güzel Cenaze Şarkılar” adlı filmleri jüri karşısına çıkacak. 30 film başvurusu arasından Ulusal Uzun Film Yarışması’nda yarışacak sekiz filmi akademisyen ve sinema yazarı Ece Vitrinel, sinema yazarı ve yazar Murat Erşahin ile Ankara Film Festivali Direktörü İrfan Demirkol’dan oluşan Seçici Kurul belirledi.

