Bölüşümdeki adaletsizlik güvenlik sorunları yaratacak

A+A-
Evren Devrim ZELYUT

Ekonomide yaşadığımız sorunlar sadece kur artışı, enflasyon ve işsizlik değildir. İnsanlarımızı etkileyen en önemli sorunlardan birisi de gelir dağılımındaki bozukluktur. Yani üretim faaliyetleri sonucunda oluşan gelir pastasından en büyük dilimleri sürekli aynı kesimlere, aynı şirketlere vermenizdir. Bu noktada daha fazla yorum yapmak yerine gelin rakamlara bakalım.

TUİK'in 2019 yılına ilişkin yaptığı 'Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması' oldukça ilginç rakamlar barındırıyor. Araştırmaya göre, "En yüksek fert gelirine sahip yüzde 20'lik grubun toplam gelirden aldığı pay %46,3 oldu. En düşük gelire sahip yüzde 20'lik grubun aldığı pay ise %6,2"

Toplumun oluşturduğu gelirin yarısına yakın bir kısmını nüfusun en üst gelir grubunda yer alan %20'lik kesimin alması adalet midir? Bu durumun en tehlikeli sonucu ise geniş halk kitlelerinin fakirleşmesinin ekonomik durgunluktan çıkış sürecini uzatmasıdır. Daha sade bir ifade ile, siz paranın yarısını küçük bir kesime verirseniz, ekonomi durgunluğa girdiğinde yapılan harcama ona göre az olur. Oysa bu para daha çok vatandaşın elinde olsa, harcama yapacak insan sayısı çoğalırdı. Böylece ekonomik faaliyetler daha hızlı artar ve çarklar kısa sürede dönmeye başlardı.

Raporda önemli bir başlıkta 'Gini Katsayısı' ile ilgili. Bakın ne diyor, "Gelir dağılımı eşitsizliği ölçütlerinden olan Gini katsayısı, sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımında eşitliği, bire yaklaştıkça gelir dağılımında bozulmayı ifade etmektedir. En son yapılan araştırma sonuçlarına göre Gini katsayısı 0,395 olarak tahmin edildi."

Türkiye'nin sahip olduğu 0,39 değeri, incelediğimiz 37 OECD ülkesinde, Meksika ve Şili'nin 0,46 olan değerlerinden sonra en kötü rakamdır. Üstelik bu rakam yaşadığımız son krizden önceki döneme aittir. Türkiye bu hali ile gelir adaletsizliğinde ilk üçe girmektedir. Karşılaştırma yapmak için bazı Avrupa ülkelerinin değerlerini şöyle sıralayabiliriz: Portekiz 0,32 Polonya 0,27 Fransa 0,29 Almanya 0,28 Norveç 0,26

Rapordan vereceğimiz son ayrıntı ise P80/P20 oranı. "P80/P20 oranı, en yüksek gelire sahip yüzde 20'lik grubun gelirinin en düşük gelire sahip yüzde 20'lik grubun gelirine oranı şeklinde hesaplanmaktadır. Oran küçüldükçe gelir eşitsizliği azalmaktadır."

"Son yapılan araştırma sonuçlarına göre P80/P20 oranı Türkiye'de 7,4 olmuştur."

Rakamın gösterdiği gelir referans yılı 2018'dir. Bu rakamı 2020 için hesapladığımızda 'durgunluk ve pandemi' etkisi ile zenginlerin çok daha zengin, fakirlerin ise çok daha fakir olduğunu göreceğiz.

Paralar kime gidiyor?

İlk bölümde rakamlarla Türkiye'de gelir dağılımı bozukluğunu ortaya koyduk. O zaman kaynakların nereye gittiğine bakalım. Önceki yazılarımızda da dediğimiz gibi bütçe siyasi bir tercihtir. Para kimden alınacak, kime verilecek sorusunu yanıtlar. Muhalefetin dile getirdiği ihale yolsuzlukları, yandaşların aldığı çifter çifter maaşları geçelim, ana başlıklara bakalım:

1-Suriye meselesi Türkiye'nin dış politikasındaki bir hata olarak kalmadı. İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ'ın açıklamalarına göre en az 80 milyar dolarlık kaynağı yuttu.

2- CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ise patronlara son 2,5 yılda verilen teşvik ve desteklerin, 18 yılda işsizlere verilen toplam ödeneği geride bıraktığına dikkat çekti.

Mart 2002'den 31 Ağustos 2020 tarihine kadar İşsizlik Fonu'ndan işsizlere ödenen toplam tutar 36,2 milyar TL oldu. Son 2,5 yılda patronlara verilen teşvik ve destekler ise 38,2 milyar TL'ye ulaştı.

3- Özellikle dev ulaştırma yatırımlarında vatandaşın cebinden bir kuruş dahi çıkmayacak denilirken, bütçe yolu ile milyarlarca liralık kaynak bazı firmalara aktarıldı. Bu durum Dünya Bankası raporlarına bile konu oldu. 

Bu konudaki son örneği ise CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz verdi. Yapımı süren 1915 Çanakkale Köprüsü'nün sözleşmedeki maliyet bedelini soran CHP'li Yavuzyılmaz, "Gelen yanıta göre bu maliyet 7 milyar 145 milyon TL. Sözleşme gereğince 1915 Çanakkale Köprüsü'nde otomobil araç geçiş ücreti 15 Euro + KDV" dedi.

Yapılan hesaba göre firma köprü maliyetini üç yılda çıkarıyor. Ancak 16 yıllık sözleşme var. Bu sürede 3 tane daha Çanakkale Köprüsü vatandaşın cebinden çıkmış olacak.

Örnekleri uzatmak mümkün. Ancak bütün bu rakamların ve para akışının gösterdiği önemli bir sonuç var: Toplumda gelir dağılımı ne kadar bozulursa, zengin ve fakir arasındaki makas ne kadar açılırsa, toplumsal barış o kadar tehdit altında kalacaktır. Bu sonuç sadece Türkiye'ye özgü olmayıp bütün dünya için geçerlidir.

Unutulmaması gereken bir konu da, tehditi polisiye önlemlerle de durdurmak oldukça güç olabilir. Tıpkı bir gaz kaçağı gibi, ne zaman ve nerede, hangi bahane ile sıkıntı yaratacağını bilemezsiniz. Bu nedenle geniş halk kitlelerinin gözetilmesi ve yoksulluk karşıtı politikaların artık devreye alınması gereklidir.

 

  • Yorumlar 4
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58