Büyük Manevra ve Psikolojik Harekât: II

A+A-
Durmuş HOCAOĞLU

Kitle psikolojisine biraz eğilmek lâzım; kaldığımız yerden devam edelim: Birinci Madde’de  “Kitle, herşeyi blok olarak görür, blok olarak kavrar; detayla ilgilenmez, dinlemez ve dinlese de anlamaz. Kitle, ismiyle müsemmâ olarak, kitlevî olanı kavrar” dedikten sonra  “teferruat, yâni dallı-budaklı kısımlar ulemânın ve ulemâdan da ziyâde intelijansiyanın işidir; onları da halletmek kolay zâten”  demiştik. Niçin? Çünkü öyle de ondan; şöyle, ’öyle de ondan’, her iki şekliyle, hem Kitle için hem de Ulemâ ve İntelijansiya için: İlkin, Kitle, herşeyi blok, yâni kaba bir ’bütün’ olarak kavrar ve teferruatla ilgilenmez ve gerçekten, ilgilense de anlamaz; çünkü, Kitle’nin, asıl mesâîsi gündelik hayâtın gailesi  “entellekt” üzerine değil, maîşet ve kisb ü kâr üzerine teksîf olmuştur, maîşet ve kisb ü kârı velev ki az velev ki çok da olsa; yâni burada zenginlik-fakirlik gibi bir kıstas o kadar da bahse mevzû değildir prensip îtibâriyle: En üst gelir grubundaki ile en alt gelir grubundaki arasında ciddî bir fark pek yoktur; zenginler de fakirler de aynı nisbette pay alırlar  “kitle” ye dâhil olmak ve  “kitle-adam”  olmak noktai nazarından; hattâ zengin ülkelerin kitle adamı ile fakir ülkelerinkiler arasında da öyle mühim bir fark yoktur. Hattâ ve hattâ, dahası, “kitle-adam” olmak noktai nazarından, şaşılacak gibi gelebilir ammâ, çok üstün vasıflı olduğu zannedilen Ulemâ’nın ekseriyeti de bu büyük cemaate - aşîret de denebilir - dâhildir. Nitekim,  “Cemiyet, her zaman, iki parçanın dinamik bir birliğinden oluşur, azınlıklar ve kütleler. Azın-lıklar, özel vasıfları haiz fertler veya fertlerden oluşmuş gruplardır. Kütle ise, özel vasıflardan mahrum insanların bir araya gelmesiyle vücut bulur”  diyen, “kitle-adam kavramının mûcidi Gasset, hemen akabinde ” Şu halde, kütleler derken, sadece veya esas olarak, “emekçi kütleleri” kastedilmediği anlaşılmalı. Kütle, alelâde insandır. “ demeyi ihmâl etmemektedir.[1] Buradaki ” alelâde “ sıfatının ” ordinary “ mânâsında istîmâl edildiğine dikakt edilmezse ” âdî, bayağı “ demek olduğu zannedilebilir, hâlbuki değil: Her yerde bol-bol, mebzûlen bulunan, sıradan adam demektir. İşte Ulemâ’nın - artık ” bilim insanı “ denen homo sapiens - ” kitle-adamlığı “ da burada ortaya çıkar: Yine Gasset’nin tâbiriyle söylersek[2]:

Bilgilidir, ama kendi ihtisas sahasına girmeyen bütün diğerlerinden habersiz: fakat yine de cahil değildir, çünkü ” ilimci “dir ve kâinatta kendine ait olan küçücük kısmı çok iyi ” bilir “. Onun bilgili bir cahil olduğunu söylemek mecburiyetindeyiz, ki bu da kendi özel sahasında bilgili birinin hırçınlık ve huysuzluğunu dışarı vurduğu için bilgisiz sayılacağı ima edildiğinden çok daha ciddî bir meseledir.

İşte uzmanın davranışı da gerçekten böyle. Politikada, sanatta, âdet ve geleneklerde, diğer ilimlerde ilkel, cahil bir adamın davranışıyle hareket eder; ve tutumunu kuvvetle ve kendinden hoşnut bir şekilde takınır, ve - işte paradoks burada - bu konularda diğer uzmanların da bulunabileceğini kabul etmez.  

Biâenaleyh, aslında en mühim kitle-adamlar işçiler, köylüler v.s.’den ziyâde - onlar da dâhil ama - bu “bilgili câhil”erdir ve en kronik olanlar da bunlardır; çünkü meselâ fizikte “pozitron”u iyi bilir, lâkin politik vizyonu çocukçadır, mahalle kahvehânesinde kâğıt oynayan esnaf veya ameleden daha üstün evsafta değildir; değildir, ammâ, haddini bilmez, üstelik bir de etrafından saygı gördüğü için bu naif bilgileriyle etkide de bulunur.

İşte, bu bilim insanları da tıpkı diğer hem cinsleri kitle-adamlarla birlikte bir cemiyetin en büyük adedî kısmını oluştururlar ve aynı illet ile mâlûldürler: Eşya’yı blok olarak kavradıkları için ustalıklı, ” ince-âyar “ bir siyâsetin avı olurlar.

Şimdi, entelektüelleri pas geçip Madde İki’ye geçmeden şunu soralım: Ulemâ’nın hepsi mi böyle?
Ortega y Gasset., Kütlelerin İsyanı (La Rebelion De Las Masas).,., Çeviren: Nejat Muallimoğlu., Bedir Yayınevi., İstanbul, 1992., s.16-17; [2] Gaset., a.e., s.94

Yazarın Diğer Yazıları