ÇED raporu felaket

A+A-
Murat AĞIREL

Çılgın proje olarak açıklandığı günden itibaren "Kanal İstanbul" tartışılıyor.

NATO toplantısı sonrası Erdoğan'ın konuyu tekrar ülke gündemine sokması sonrasında, bilim insanları, Kanal İstanbul projesinin yaratacağı tahribatı anlatmaya çalışıyor.

Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporunun hazırlandığını ve Bakanlık tarafından onaylandığı haberi medyaya düştü.

Rapor tam 1595 sayfa. Raporu hazırlayan firma Çınar Mühendislik A.Ş., firmanın sahibi Selahittin Hacıömeroğlu. Biga Enerji Elektrik Üretim A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı da Hacıömeroğlu'ydu.

Daha raporu okumaya başlamadan ilk falso veriliyor. 

Firma, kamu kurumlarından son 8 yılda 24 milyon TL değerinde 42 ihale almış. Bu firma sahibini daha önce başka haberlerden de hatırlıyoruz. Firma sahibi, BOTAŞ yolsuzluk operasyonunda yargılandı, 10 ay ceza aldı. Kendi Enerji Dağıtım şirketinin de bulunduğu alan ile ilgili olumlu ÇED raporu verdi.

Biz yine yayımlanan rapora dönelim.

Tüm raporu okuduktan sonra tek kelimeyle özetlemem gerekirse: Felaket!

Zira skandal olaylar var.

En baştan anlatayım…

Raporda, kanal İstanbul Projesi'nin gerçekleştirilmesi için İstanbul'un Avrupa yakasında tespit edilen beş ayrı güzergâh değerlendirilerek en uygun güzergâh belirlenmiş.

14 Temmuz 2017 tarihinde etüt-proje işi ihalesine çıkılmış ve gerekli işlemlerin tamamlanması ile 08 Ağustos 2017 tarihinde işe başlanılmış. Ancak anlamadığım şu. 2017 tarihinde işe başlayan firmaya yeterlilik belgesi 2019'da verilmiş.

ÇED Raporu, Küçükçekmece Gölü-Sazlıdere Barajı-Terkos Gölü doğusu olarak belirlenen güzergâh için hazırlanmış.

Şimdi size ÇED raporundan gördüğüm önemli ifadeleri madde madde aktarayım…

- Küçükçekmece Gölü, Terkos Gölü ve Şamlar Tabiat Parkı gibi doğa alanları "etki alanı içerisinde kalıyor."

- Marmara, Ege, Karadeniz, İstanbul ve Çanakkale boğazlarının, Kanal İstanbul'dan etkilenecek su kalitesi üzerine "Su Kalitesi Nümerik Modeli Nihai Raporu" raporunda, "Marmara Denizi'nde üst tabaka verimli bir tabaka olup, kanal yapımı nedeniyle Marmara Denizi yüzeyine düşük tuzluluğa sahip olan su geleceğinden, bu tabakanın kanal yapımından etkilenmesi muhtemeldir" deniliyor.

- Bu kanal güzergâhının uygulanabilmesi için İstanbul'un 24-25 günlük su ihtiyacını sağlayan ve yapılan ön tespitlerde kirlenme ihtimali en fazla olan Sazlıdere Barajının iptali gerekecek.

- İstanbul ili Büyükçekmece Baraj Gölü, Küçükçekmece Gölü, Terkos (Durusu) Gölü ve Sazlıdere Baraj Gölü havzasında yapılan araştırmalar kapsamında havzada 11 familyaya ait 29 balık türünün bulunduğu tespit edildi.

- Kanal İstanbul Çevre Etki alanında gerçekleştirilen kuş gözlem çalışmalarında alanda toplamda 21 takım, 44 familyaya ait 124 kuş türü tespit edilirken, 15 kuş türü CITES kapsamında. Yani nesli tehlikede olan türlerden ve korunması gerekiyor.

- ÇED raporunda  "Tespit edilen kuş türlerinden bazıları proje alanının belli kesimlerini kışlama alanı, belli kesimlerini üreme alanı ve konaklama alanı olarak kullanmaktadır. Proje faaliyetinin kuşlar üzerine olacak en büyük etkisinin habitat kaybı olacağı düşünülmektedir" deniliyor.

- Raporda, göçmen kuşların Kanal İstanbul ile birlikte kaybedeceği konaklama alanlarıyla birlikte "Kuşlar zorunlu olarak ya Yeni Havalimanı sahası etrafındaki çayırlıklara ya da Çatalca civarındaki açıklıklara iniş yapabileceklerdir" ifadeleri kullanılıyor. Bu da yolcu uçaklarının güvenliğini ve hayvanların ölme riskini ortaya çıkarır.

- Küçükçekmece Gölü Altınşehir bölgesi üreyen 2 tür için önemli. Bunun nedeni de bu 2 türün proje alanına en yakın ürediği noktalar Gala Gölü Milli Parkıdır. Projenin hayata geçmesi ile birlikte bu alanlar kaybedilecek.

- Küçükçekmece Gölü ve Terkos Gölü Doğal Sit Alanı statüsüyle korunan bir alandır. Bunun haricinde çalışma alanına 220 m mesafede Şamlar Tabiat Parkı bulunmaktadır. Tüm alan Devlet Ormanı statüsündedir.

- Rapora göre, bölgede yapılan araştırmalarda kesinlikle korumaya ihtiyaç duyulan hayvanlardan Su samuru görülmüş ve diğer hayvan türlerinden de karaca, kaya sansarı, gelincik, kokarca, porsuk, yaban domuzu, kızıl sincap, çakal, kurt gibi yüzlerce hayvan türü tespit edilmiş.

- Yine yapılan tespitlerde, Terkos Gölü Kış Ortası Sukuşu Sayımlarında tespit edilen nesli küresel ölçekte tehlike altında olan sukuşu türleri: Elmabaş patka, pasbaş patka, büyük kumkuşu, kadife ördek, kervançulluğu, kız kuşu. Sayım yapılan her yıl elmabaş patka tespit edilmiş.

- Küçükçekmece Gölü'nün batısında, göl kenarında bulunan ağaçlık alanda hemen yanında arkeolojik SİT alanı bulunmaktadır.

Korkunç hafriyat rakamı

- Marmara Denizi'nin biyoçeşitlilik açısından önemi, deniz memelileri, kuşlar ve pek çok koruma altındaki veya ekonomik değeri olan balıkların önemli göç yollarından biri olmasıdır. Ayrıca, yüksek besin elementi ve plankton yoğunluğundan dolayı pek çok türün üreme ve yavru gelişme alanıdır.

- Oşinografik açıdan, hidrolojik özellikleri farklı iki deniz (Akdeniz ve Karadeniz) arasında ara sistem oluşturan Marmara Denizi, koruma altındaki deniz memelerinin ve ekonomik değeri yüksek uskumru, palamut, lüfer ve pek çok balığın göç yoludur. Bu türler özellikle üreme ve beslenme için Marmara Denizi'nde de dağılım yaparlar ve yaşamlarının bir kısmını bu denizde geçirirler. Bu türler koruma altındadır.

- Buna göre, Marmara'da 1. derecede soyu tehdit altında olan keler balığı türünün dağılımı ve bu sahayı üreme alanı olarak kullanması son derece önemli bir kriterdir.

- Kanal İstanbul Projesi kapsamında 440 adet mera, yaylak, kışlak vasıflı taşınmazından 418 adet (13.437.022,67 metrekare) taşınmazın mera niteliği kaldırılıyor. Bu yaklaşık 2 bin futbol sahası büyüklüğünde bir alana denk geliyor.

- Projenin uygulama alanının yaklaşık yüzde 60'ı tarım ve mera alanlarını kapsıyor.

- Kanal güzergâhı boyunca 28 milyon metrekarelik alanda yaklaşık 30 cm derinliğe kadar bitkisel toprak sıyrılması planlanıyor.

- Toplam dolgu hacmi ise karada yapılacak kazı sonrası elde edilecek malzeme miktarı kadar yani yaklaşık 1,1 milyar metreküp (hafriyat) olarak tespit edildi. Bu korkunç bir rakam!

- Proje içerisindeki arazilerden birinde Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi'nin (yeni adıyla Teknoloji Geliştirme Dairesi (TGD) Başkanlığı) bulunuyor. TGD Başkanlığı, 2.5 milyon metrekare tel örgü ile çevrili 291 bin metrekare hisseli tapu üzerinde yerleşik bulunuyor.

- Kanal güzergâhı son kesimlerinde Terkos Gölünde 2.7 milyon metreküp su kaybı olacağı tahmin ediliyor. Doğal koşullarda Terkos Gölü civarında yeraltı suyu akış yönü doğudan batıya doğru olurken kanalın yapılmasıyla birlikte doğal koşullar değişecek.

- Sazlıdere Barajı'nın ortadan kalkmasıyla baraja bağlanan derelerin taşkınlara sebep olmaması ve Kanal İstanbul güzergâhına rüsubat taşımaması için bu derelerde gerekli yukarı havza (sel kapanı, tersip bendi, ıslah sekisi vb.) ve mansap ıslahı (sedde, duvarlı kanal vb.) ile ilgili tedbirlerin yerel ve merkezi otoriteler tarafından alınması gerekecek.

- Proje kapsamında gerçekleştirilecek çalışmalar sonucunda mevcut olan bitki türleri kazı ve diğer çalışmalar sonucunda etkilenecek. Makro alglerde olduğu gibi ilerleyen süreçte kanal içerisinde bitki türlerindeki artış nedeniyle ölen türlerin dip yapısında birikmesi sonucu hem kalıntı artması hem de koku söz konusu olabilir.

Bütünüyle bir yaşam alanı kaybı meydana gelecek

- İnşaat aşamasında proje alanı içinde ve yakın çevresinde deniz içinde askıda katı madde ve bulanıklık artacaktır. Bu durum ışık geçirgenliğini olumsuz yönde etkileyecektir. Dolayısıyla ilk olarak birincil üretimi yapan fitoplanktonlar olumsuz yönde etkilenebilecektir. Devamında zooplanktonlar, balık yumurtaları, larvalar, bentik organizmalar ve balıklar olumsuz etkilenecek.

- Balıklar, inşaat sırasında oluşacak gürültü vb. dolayı balık gibi hareketli türler proje alanını terk edeceklerdir.

- Kanal yapım aşamasındaki başlıca aktivite, kanal güzergâhının karasal kısmının tamamında bitki örtüsünün temizlenmesidir. Ağaçların kaldırılması ve derinliği birkaç metreye kadar kazı yapılması nedeniyle kanal güzergâhı boyunca bütünüyle bir yaşam alanı kaybı meydana gelecektir.

- Proje nedeniyle ortaya çıkacak en önemli etki, önerilen kanal ve geçici erişim yollarının kurulması nedeniyle yaşam alanlarının kaybedilmesidir. 

- Kanal İstanbul Projesi inşaat ve işletme aşmasında oluşabilecek en önemli etkilerin habitat kaybı ve habitat bölünmesi olacağı öngörülmektedir. Kanalın açılması sonucunda kanalın doğusundaki kalacak kara parçasının bir ada ekosistemi gibi Trakya'daki kara parçasından izole olması söz konusu olacaktır.

- Sazlıdere Baraj Gölünde tespit edilen balık türleri proje alanına yakın olan Terkos (Durusu) Gölü, balık faunasıyla benzerdir ve her iki gölün genel habitatı birbirine yakındır. Proje kapsamında göldeki balıkların taşınması durumundaki alan oldukça büyük olduğundan hepsinin taşınması mümkün değildir.

- Kanal İstanbul Projesi kapsamında gerçekleştirilecek faaliyetler sonucunda kuşlar için en büyük etki üreme, kışlama ve konaklama habitatlarının kaybedilecek olmasıdır.

- Kanal İstanbul Projesinin Montrö Sözleşmesi altında değerlendirilmesi için yapılan çalışmada, Eski Danıştay Üyesi, Eski Deniz Ulaştırması Genel Müdürü ve Deniz Hukukçusu olan Ali Kurumahmut ile avukat Enes Sefa Sar (2017 yılında belge aldı) tarafından yapılan değerlendirmeler esas alınmıştır.

Burada bir not… Ali Karamahmut, Ulaştırma ve Denizcilik Bakanlığı Özel Danışmanıydı. Şaibeli Kılavuzluk ve Römorkör Hizmetleri Yönetmeliğinin mimarı…

İşte ÇED raporunda, bu isme atıf yapılmış. Demiş ki; "Kanal İstanbul geçişleri cazip hale gelebilir ve önemle tavsiye edilebilir."

Yani rapordaki bunca olumsuz değerlendirmeye rağmen "yapın bir şey olmaz" diyor!

Neyse maddelere devam edelim…

- Söz konusu proje kapsamında Karadeniz Dolgu Alanı İle Karaburun Batısında bulunan kumul alanlarda yapılacak dolgu faaliyetinden dolayı habitat kaybı yaşanacak.

- Kanal İstanbul Projesi kapsamında 7 adet köprü geçişi planlanmış. Bu geçişlerden 5 tanesi, mevcutta Kanal İstanbul güzergâhı üzerinde bulunan karayolu geçişleri veya yapımı devam eden Kuzey Marmara Otoyolu geçişleridir. Söz konusu yollar bu bölgedeki ana taşıyıcı arterler olduğu için Kanal İstanbul inşaatı başlamadan yeni geçiş sistemlerinin yapılması ve bu geçişlerin kesintiye uğramadan sağlanması gerekmektedir.

- Kılavuz kaptan, kanaldan geçmek için zorunludur ve birçok durumda römorkör gereklidir.

- Büyük gemiler için bir römorkör ve büyük ve tehlikeli gemiler için iki römorkör gerekecek. (Kimyasal tankeri, LPG mavnası ve petrol tankeri).

- Kanal İstanbul Projesi'nin öngörülen en önemli etkilerinden biri, İstanbul'un kısıtlı tarım ve mera alanlarının kaldırılması ve bu nedenle tarım ve hayvancılık sektöründeki istihdamı önemli ölçüde azaltacak olmasıdır.

- Balıkçılarla yapılan odak grup görüşmelerinde, projenin hem inşaat hem de işletme aşamasında balıkçılığın olumsuz etkileneceği ve balıkçılığın Karaburun-İstanbul Boğazı arasında yapılamaz hale geleceğini ifade etmişler.

Bilgilendirme toplantısında o bölgedeki vatandaşlar tepki göstermiş

ÇED raporunda Halkın Katılımı Toplantısından bahsediliyor. İstanbul Arnavutköy Yeni Belediye Binası Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen toplantıda Kanal İstanbul'un yapılacağı bölgedeki halk meğer tepki göstermiş zaten.

Toplantıda, "Bu toplantının amacı nedir? Muhtarlar burada mı? Muhtarlar içeriye alınmadı, kapıda kaldılar. Daha büyük salon olsun. Belediye personelini bilgilendiriyorsunuz halkı değil. Buraya gelmeyen halk bu toplantıyı en azından muhtarlardan, STK'dan öğrenecek"  ifadeleri kullanıldığı raporda aktarılıyor.

Sonuç olarak… Yandaş isimlerin hazırladığı ÇED raporunda bile görülüyor ki, tabiat parkları, su havzaları, bitki örtüsü, ormanlar  yani doğa yok olacak, insanlar işsiz, tarlasız kalacak, nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya olan hayvanlar yok olacak, anlaşmalar, ulusal egemenlik alt üst olacak…

Ama hala Kanal İstanbul ısrarı niye?

İşte bu sorunun cevabını yakında göreceğiz…

 

  • Yorumlar 11
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları