Çek bi "Goebbels" numarası!

A+A-
Murat İDE

Yazımıza, Goebbels'in, Hitler'in Propaganda Bakanı olduğunu hatırlatarak başlayalım...

Erken seçim tartıştırdılar Türkiye'ye..

Birkaç hafta sürdü..

İktidar yanlıları ekranlara çıktı, "Erken seçim olmaz.. Seçimler zamanında" diye başladı, "Bu muhalefet de niye seçim istiyor anlamak mümkün değil?" diye devam etti..

O programlarda muhalefetin görüşünü temsil eden kimse yoktu. Olan programlarda ise, muhalif katılımcılar, "Yahu ne erken seçimi? Kim istedi erken seçimi? Bu erken seçim gündemi de nereden çıktı?" dediyse de, "Bakın, sürekli erken seçim diyorlar" diye, mevzu uzatıldıkça uzatıldı.. Oysa, erken seçimi gündeme getiren, kendi ortaklarıydı..

**

Darbe tartıştırdılar Türkiye'ye..

Birkaç hafta sürdü..

İktidar yanlıları çıktı ekrana, "Darbe marbe olmaz artık. Darbeci zihniyet, 15 Temmuz'da dersini aldı. Nereden çıktı bu darbe mevzuu" diye başladı, "Muhalefet darbeye umut bağlıyor" diye devam etti.

Oysa, muhalefet cephesinde tek bir ağızdan "Darbe" lafı çıkmamıştı. Tek tük muhalif katılımcı da, "Darbe nereden çıktı? Darbeye teşebbüs eden karşısında önce bizi bulur. Darbe tartıştırmanın bir anlamı yok" dediyse de, "Bak, habire darbe diyorlar, bunların özlemi bu" diye, uzatıldıkça uzatıldı mevzu. Oysa, son darbe teşebbüsü, 10 yıl el ele, kol kola yürüdükleri eski ortaklarından gelmişti.

**

Doğu Akdeniz'i, Ege adalarını 'Mavi Vatan' başlığıyla tartıştırıyorlar bir süredir. Doğu Akdeniz meselesinde, bundan 15 yıl önce, "Şunlar şunlar yapılmalı.. Hem de acilen yapılmalı" diyen komutanları cezaevine atan kumpasların savcıları yapıyor bir de bunu. Atı alan Üsküdar yolunu yarılamış, Ege'de işgal altındaki adalarımızda mangal yellemeyen Yunan yetkili kalmamış, yeni uyandılar mevzuya. İktidar borazanları ekranlarda, "Muhalefet böyle milli bir konuda bile devletinin yanında değil" diye gözümüzün içine baka baka yalan söylüyor. Tek tük karşılarına oturabilen muhalif sesler, "Yahu 15 yıldır göz yumdunuz.. Bugün işler bu kadar karışınca, birşeyler yapıyor-Muş gibi yapıyorsunuz" deyince, "Bak, Yunan tezlerini savunuyorlar" diye yalanlarına yalan ekliyorlar..

**

Bir itirafta bulunayım mı; Ak Parti iktidarı "Algı operasyonlarını", "Gündem belirleme" işlerini eskiden daha iyi yapardı. Uzunca bir zamandır, hadi adını daha net koyalım, işin içine Hitler'in taktikleri girdiğinden beri, fena çuvallıyor. IMF konusunda, Ali Babacan'a laf çakayım derken, muhteşem bir iletişim ortası yapmasının altında da bu var, Davos üzerinden Ahmet Davutoğlu'na laf çakayım derken altın tepside sunduğu cevap imkanının altında da bu var.

**

Uzun bir aradan sonra, iktidarı muhalefetiyle, Türkiye açılışında uzlaşmışken, Ayasofya'yı bile polemik konusu yapma fikri bile başlı başına bir iletişim faciasıydı. "Hayır" diyen yokken, var-Mış gibi tek taraflı polemik icrası, kendin çal kendin oynadan başka bir şey değildi..

**

Peki bunlar ne anlama geliyor?

Kısa ve öz, bunlar, çarşıda, pazarda, mutfakta, bordroda, ev ekonomisinde, piyasalarda çuvallamış, ve toparlaması da mümkün görünmeyen bir iktidarın, telaşını ve çaresizliğini gösteriyor.

Kendi kendine konuşana deli derler bu topraklarda. Aksini söyleyen yok, var-Mış gibi yapıp kavga edeni gören uzmanlar, "Bi bakalım şizofreni durumu nedir?" diye düşünür. Tarih bize işaret ediyor ki, "Siyasi şizofreni" sonun başlangıcıdır.

**

O olmadı.

Bu kesmedi.

Şunu yemediler.

Eeee, ne yapmalı?

Cep delik-cepken delik kalınca, eski defterleri kurcalamalı. İşte Ocak 2020'de, ABD Başkan adayı Joe Biden'ın sarf ettiği saçma sapan sözler bu yüzden ısıtılıp sürüldü piyasaya. "Goebbels" aklı sınır tanımıyor. Başarabileceğini sanıyor. Ama her defasında sap gibi ortada kalıyor.

**

Biden'ın sözlerinin, muhalefete değil, iktidara yarayacağını tahmin edemeyen yoktur sanırım. Öyle sözler ki, Türk seçmenine, bir nevi "Muhalefetinle işbirliğindeyim" diyor. Amerikan karşıtlığının ne noktada olduğunu düşündüğünüzde, söyler misiniz, bu sözler muhalefetin mi işine yarar, iktidarın mı?Hadi bu kısmını geçtim, 'Devlet yönetiyoruz' diyenlerin, böyle bir küstahlıktan 8 ay sonra haberdar olmaları, sizce de beceriksizlik değil midir?

**

Kaldı ki; Ben hiçbir muhaliften, "Dostum Trump" lafını duymadım.

Hiçbir muhaliften, "Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilerimiz her geçen gün daha da iyiye gidiyor" diye bir cümle duymadım..

Hiçbir muhalifin, o lafları eden Joe Biden'la sarmaş dolaş fotoğrafını görmedim.

Dolayısıyla, kamuoyu birkaç saat içinde tüketti mevzuyu. Bu yapay gündemin bir bacağını, yedi ay önce söylenmiş olması kırdı, diğer bacağınıysa, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aynı Biden'le, hem de 15 Temmuz kalkışmasından kısa süre sonra çekilen sarmaş dolaş fotoğrafı kırdı.. Yani yine olmadı..

Araya bir 'Eve dön' çağrısı sıkıştırmışlardı..

Onu da Meral Akşener evirdi-çevirdi 90'a taktı.

**

İşin özeti olmuyor.

Olmuyor, çünkü siyaset son 3 yıldır başka seyrediyor. Rahmetli Cumhurbaşkanı Demirel'in sözüydü yanılmıyorsam.. Derdi ki, "Siyaset boşluk kaldırmaz."

Nihayetinde o boşluk doldu.

Biri cesaret gösterdi, ve cesaret bulaşıcı olduğu için hızlı yayıldı.

Moda tabirle, Türk siyaseti, son üç yılda hızla 'Antikor' üretti.. Yapay gündemler, algı operasyonları, uydurmalar, çamur atmalar, yalanlar bu yüzden fazla yaşamıyor.

**

Son üç yıl tarifimden sadece "İYİ Parti"nin kuruluşu anlaşılmasın.. Şahsi kanaatim, o tarih bir başlangıç. Türkiye o tarihten itibaren, farklı bir siyaset diline, siyasi taktiklere sahne olmaya başladı. Korku duvarı yıkılınca, cesaret daha gür bir sesle konuşunca, yalanlar cılız kalmaya başladı.

Körü körüne üsluplar ve dillerle yapılan muhalefet, yerini, akılcının da ötesinde, akıllı muhalefete bıraktı..

"Goebbels" kafasının görmediği, göremediği gerçek bu.

Gördüğünde de çooook geç olacak.. Kimse konuşamazken ne diyordu Goebbels'in hazırlattığı reklam panolarında;

"Bu yolları size Hitler yaptı !"

"Bu kömürü size Hitler dağıttı !"

Yolların kendi parasıyla yapıldığını anlayan milletin refleksinin sonucudur bu fiyaskolar. O kömürün, analarının ak sütü gibi helal, ve kendi keselerinden olduğunu anladıkları için fiyaskodur tüm bu çabaların sonucu.

**

'Mutfak' diyorsun, 'Darbe' diyor.

'Geçim derdi' diyorsun, 'Erken seçim hayaldir' diyor..

'Har vurup harman savurma' diyorsun, 'İsteseniz de istemeseniz de Libya'da olacağız' diyor.

'O beş müteahhite gelince var, bize gelince yok' diyorsun, sarmaş dolaş fotoğraf verdiği 'Biden haddini bilsin' diyor..

 **

Olmuyor..

Hiçbiri marketteki etiketleri indirmiyor.

Ay sonunu getirmiyor.

İş bulamıyor.

Aşa katılmıyor.

Dolayısıyla, yenmiyor, yenemiyor.

Cesaret arttıkça gerçekler daha net görülüyor. Gerçekler netleştikçe, sırmalar dökülüyor. Ve yazın bir kenara, Türkiye'de bir devir kapanıyor.

**

Geçenlerde sosyal medyada görmüştüm.. Diyordu ki biri;

-Beş bin yıllık Türk tarihinde denk geldiğimiz zamana bak arkadaş !

Bize de, şansımıza küsüp, gerçeklere tutunup, az daha sabretmek kalıyor. Çünkü doğrular hızlı yayılıp, cesaret hızla bulaşıyor.

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58