Cemiyetin cinnet hâli!

A+A-
Arslan TEKİN

Cemiyetin cinnet hâlini anlayamıyorum... Gayesi olmayan insanlar öldürerek ölmeyi tercih ediyorlar. Öldürdükten sonra, hayat kendisine tebessüm edecek mi? O, bitmiştir. Varsa çocuklarının yüzüne bakamayacak, yakınlarına yanaşamayacaktır. Bir tükenmişlik içinde, belki kaderine razı olup sürünecek, belki bir kuytuda hayatını tüketecektir.

Bu nasıl bir cinnet?!

Yıllardır peş peşe kadın cinayetleri... Yol tartışmasında bile hemen silahını çekiyor ve peş peşe tetiğe basıyor. Sonrası kendisi için ölüm mü, hayat mı?!

Bir hamile kadının bulunduğu araca, yol vermedi diye bütün hırslarıyla saldırıyorlar. Arabanın kapısını açabilselerdi, o cinnet hâliyle kadını da kocasını da herhâlde linç edeceklerdi.

Her gün soygun haberlerini okuyor, dinliyoruz. O kadar kanıksadık ki, ekranda soygunları âdeta canlı, film seyreder gibi seyrediyoruz.

Önceki gün... İstanbul'da, Beşyol'da, Florya'ya sapan yolda durak kenarında iki kadın otuyordu. Biz de, E-5'te arabadayız. Bir genç geldi, kadının birinin elindeki telefonu kaptığı gibi fırladı. Kadın çaresizce arkasından koştu, bağırdı ama bulunduğu yer tenhaydı ve müdahale edecek kimse yoktu. Kot pantolonlu gaspçı genç yandan merdivenleri tırmanıp gözden kayboldu. Gaspa uğrayan kadar, görenler için de ıstırap verici bir hâdise...

Uyuşturucu, hırsızlık, gasp, darp, katl vaka-i âdiyeden. Kanıksatıyorlar. Ama nereye kadar? Beni şaşırtan, "ahlâk ve fazilet"i öne çıkarmış bir iktidar zamanında, cinnete düşmemiz. Eksik olanı cemiyette mi aramalıyız, İslâmı kendilerine yontanlarda mı?

"Cinnet" deyince... Necip Fazıl'ın hapishane hayatını anlattığı "Cinnet Mustatili" kitabı aklıma geldi. Kitabın bir diğer adı "Yılanlı Kuludan". "Yevmiye" dediği hapishane günlükleri. Fasıllara ayırarak gün gün yazmış.

Necip Fazıl rejimle kavgalıydı. Bir idealin peşindeydi. Yaşasaydı, bilmiyorum, kendisine övgüde sınır tanımayan, mevcut hükûmet edenlerin zamanında aradığını bulmuş olacak mıydı? O, iktidardakilere, gençliklerinde, emek vermişti: Cinnet Mustatili'nde yazar:

"Gençler, hakikî gençler!.. Bu adam yolunuza fedadır. Eğer yetişmenizde; çeyrek asırdır zift çektikleri, zulmet sıvadıkları ruhunuzun nesçlerini aralayıp mukaddes kıvılcımın girmesine yol hazırlama işinde de küçük bir emeğim varsa, bunu ebediyet tapusu kadar kıymetli sayarım. Bu adam yolunuza fedadır; ve siz mevcut oldukça bu topraklarda yaşanmaya değer bir hayat açılmasına ümitle bakılabilir. Gerisi hep kolay, hep basit... Hapis, işkence, ölüm, açlık, sefalet, hakaret... Hepsine dayanılabilir. / Başı boş bir serçe ağzından rastgele düşmüş bir tohumun bile kaybolmasına meydan vermeyen Allah'ım, bu gençlerin, böyle gençlerin büyük hasad gününe beni yetiştirsin!.."

Kitabın "Yirmi sekizinci fasıl"ında, bir katilin gözyaşlarını anlatır:

"Hapishanenin hayvanları... en başta görünürde kedi-güvercin... Hapishane kedileri kadar munis ve bakımlı, hatta terbiyeli ve talimli şeyler görmedim... Bir gün, bir çaylağın [terbiye edilmemiş kediyi kastediyor] kaptığı güvercine bakıp semaya diktiği gözlerinden sıcak yaşlar boşanan bir kanlı kaatil gördüm. Donup kaldım."

Katil ve merhamet... Düşünemiyoruz.

Cinnet hâlinin sebepleri üzerine kim kafa yoruyor?

 

  • Yorumlar 4
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58