'Çöl Fedaisi' neciymiş?

A+A-
Arslan TEKİN

2020 yılı Ömer Seyfettin'in vefatının 100. yılı. Modern Türk hikayeciliğinin öncüsü, millî kimliğimizin örgücüsü Ömer Seyfettin için Millî Eğitim Bakanlığı, üniversitelerimiz ne yapacaklar? Çok merak ediyorum doğrusu. Bu konuya yine geleceğiz.

Halit Payza'nın "Çöl Fedaisi Kuşçubaşı Eşref" romanı çıktı. (Tarihçi Kitabevi, 352 s.).  Belge roman diyebiliriz.

Daha önce Philip H. Stoddard'ın "Kuşçubaşı Eşref, Hayber'de Türk Cengi" kitabını okumuştum. Stoddard, Kuşçubaşı Eşref'le bizzat görüşmüş ve hatıralarını dinlemiştir.

Ahmet Efe'nin keskin kaleminden çıkan "Kuşçubaşı Eşref-Efsaneden Gerçeğe" kitabı ise Teşkilât-ı Mahsusa'nın bu önemli ismine bir başka açıdan bakar.

Halit Payza'nın romanı Stoddard'ın kitabının muhtevasını da içine aldığı için ayrıntıya girmeyeceğim.

Burada dikkat çekmek istediğim bir husus var: "Çerkes" diye anılan birçok isim Osmanlı şahsında, kritik noktalarda hizmet vermişlerdir.

Kuşçubaşı Eşref Ubıh'tı. Enver Paşa'ya bağlı olarak Teşkilât-ı Mahsusa adına büyük işler başarmıştır. (Hatırlatırım: Enver Paşa, Orta Asya'ya çekildiğinde yanında Eşref'in kardeşi Hacı Sami vardı. Daha önce Orta Asya Türklerini teşkilâtlandırmak için gönderilen beş Türk'ün biri de Kuşçubaşı Hacı Sami idi.)

Eşref, İngilizlerin elindedir. Malta'ya sürülmektedir. Bir İngiliz subayıyla konuşuyor... Subay, İngilizleri nasıl bulduğunu sorar. O: "Ben evvel bievvel Osmanlıyım, ve Müslümanım. Dinim ve kanunum icabatı olarak ben bütün satveti ve güzelliği evvelâ kendi milletimde görürüm." der.

"Kendi milletim" dediği elbette Osmanlı'yı idame ettiren Türkler.

Sözü Ömer Seyfetin'e getireceğim. 1918'de Sebilürreşad dergisine gönderdiği bir kısa mektubu vereceğim. Sonra bu mektubu göndermesine sebep yazıdan bahsedeceğim (Bu mektubu hatırlatan Prof. Dr. Ali Birinci Hocamıza teşekkür ederim. Hoca, Türk Yurdu'nda, Mümtaz'er Tütrköne'ye bir müstehzî cevabı yayınlamıştır: "Ben Türküm cancağızım", Türk Yurdu, S. 259, Mart 2009. Prof. Dr. Mütaz'er Türköne mahpus. Cemaatçiliğe lanet okuduğu hâlde, muhalifliğinden mahpus. Bir "ilim adamı" boşu boşuna cezalandırılıyor.)

Ömer Seyfettin'in mektubu:

"375 numaralı nüshanızda bana 'Çerkes' diyorsunuz. Ben milliyeti 'ırk' diye anlamam. Milliyet 'din, lisan, ırk' birliğidir. Bununla beraber "Çerkes" değilim. Pederimin Sarıyer'de Hüseyinağa Mahallesi'nde 38 numaralı hanede mukîm piyade binbaşılığından mütekaid Ömer Şevki Efendi'dir. Kendisi bir kelime Çerkesçe bilmez, Kafkasyalı bir Türk'tür. Gidip bizzat tahkikat yaparsınız. İstanbullu olan annem de meşhur Haseki Mustafa'nın torunudur."(Ömer Seyfettin, "Sebilürreşad Mecmuası İdarehanesi'ne", Sebilürreşad, C. 15, S. 376, 31 Teşrinievvel 1334 [31 Ekim 1918]).

Söz konusu derginin 375. sayısında: "Her biri ayrı ayrı kavmiyetlere mensup olduğu hâlde Gökalp Bey'in etrafında Türkçülerden Çerkes Ömer Seyfettin Bey, 20 Teşrînievvel [20 Ekim] tarihli Akşam gazetesinde neşrettiği bir makalede Türkçülerin siyasî mefkûrelerini şu suretle hulâsa ediyor..." dendikten sonra yazıdan kısa alıntı veriliyor ve Türkçülükle İngilizler arasında bağlantı kuruluyor! (Akşam'da "Türkçüler ve Muharebe" başlığı altında çıkan makalenin tamamı için bkz. Nâzım Hikmet Polat, Ömer Seyfettin-Bütün Nesirleri, TDK Yayınları, 2018, s. 560-562).

 

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları