Daha iyisi yapılana kadar en iyisi bu!

A+A-
Servet AVCI

Termik santrallerin bacalarına filtre takma mecburiyetini 2.5 yıl erteleyen yasayı, tepkiler üzerine Erdoğan veto edince milletvekillerimiz kendilerine geldiler… Genel kurulda 'evet' veren kimi milletvekilleri, vetodan sonra Erdoğan'ı umuma açık biçimde tebrik yarışına girdiler…

Termik santral bacalarına 2.5 yıl daha filtre takılmamasına izin veren yasa, Meksika parlamentosu tarafından kabul edildiği için çok kızan bizimkiler Erdoğan'ın vetosuyla rahat bir nefes aldılar, şükranlarını ifade etmek için sıraya girdiler!..

***

Kamuoyu lüzumsuz tepki gösterdi "Nasıl oluyor da hem yasa çıkarıyorsunuz hem de o yasa veto edilince ilginiz yokmuş gibi Erdoğan'a yağcılık yarışına giriyorsunuz?" diye…

Oysa dinlemek lâzımdı, yaptılar ama niye yaptılar? Yargısız infaza gerek yoktu… O yüzden biz de sorumlu gazetecilik yapıyor, mikrofonlarımızı kendilerine uzatıyoruz… Söz savunmanın:

- Efendim ben 17876. kere Avrupa Birliği'ne giriyoruz sandım… O yüzden şeeeeyttiydim… Filtreden filan haberim yoktu…

- Ben de tekrar Avrupa Birliği'nden çıkıyoruz sanmıştım… Gâvura vurur gibi, portakal bıçaklar gibi, mazgala kola döker gibi, Iphone kırar gibi oy kullandım ekmek çarpsın…

- İkiniz aynı partidensiniz… Nasıl oluyor bu, hem girerken hem çıkarken alkışlamak?

- Efendim çok kolay oluyor… İradenizi böbreğe bağladığınızda hiçbir mesele, hiçbir dert, hiçbir endişe kalmıyor!..

- Ya sizler?

- Ben aslında milletvekili filan değilim… Yemin ederim bi arkadaşa bakıp çıkacaktım… Birden kendimi Genel Kurul Salonu'nda buldum… Utanmadan beni de saymışlar… Şerefsizim ilgim alâkam yok… Şikâyetçiyim…

- Bizler aslında beşer şaşarız… Bir de beşmez şaşmaz var… İyi ki de var… Sağ olsun, arkamızı topluyor… Bizim yerimize düşünüyor… Aziz milletimizin huzurunda haykırmak istiyorum: Yaşasın Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi…

- Ben aslında oy moy vermezdim… O ara uyukluyordum… Sonra gözlerim aralandı ve yanımdakinin 'evet' oyu kullandığını görünce, gayriihtiyari ben de aynısından yaptım… Çok pişmanım…

- O oyu ben kullanmadım, vallahi kuzenim kullandı…

- İstanbul yerel seçimlerinde oylarımızı çalanlar kimlerse, işte onlar benim oyumu değiştirmişler… Yalan söyleyen namerttir… 80 milyon bizi izliyor… Çevre konusundaki hassasiyetimi vatandaşlarımız çok iyi bilir…

***

Bizim Göktürk Ömer iyi yakalamış:

Hamlet: Şu bulutu görüyor musun, şurada? Bir deveye benziyor değil mi?

Polonius: Doğru vallahi, tıpkı bir deve…

Hamlet: Bense bir fareye benzetiyorum…

Polonius: Evet, sırtı tam bir fare sırtı…

Hamlet: Balina sırtı mı yoksa?

Poloius: Tamam, ta kendisi, balina sırtı…

***

Bu gâvurun klasiğiydi… Bir de bizim klasiğimiz var, dalkavukluk üzerine… Hani padişah patlıcanı çok severken öve öve bitiremeyen… Padişah patlıcanı beğenmediğinde patlıcan hakkında atıp tutan, "Patlıcan dediğiniz, zararlıdır, kötü nimettir, eti az olursa karnıyarığı işe yaramaz, kızartması yağlı olur, dolmasının tadı olmaz, yağı tam denk gelmezse imambayıldısı yenmez" diye sallayan…

Önceki tutumuyla sonraki hâli arasındaki çelişki sorulunca da "Ben padişahın dalkavuğuyum, patlıcanın değil" diyerek işi pişkinliğe vuran…

Bir fıkra ve o fıkraya ruh veren davranış biçimi bu kadar mı taze kalır ve bu kadar mı çağları aşar!.. 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58