"Damat", "Zik-zak" ve de "Ayyaş" bayramımızı kutladı!..

A+A-
Ahmet TAKAN

24 Temmuz  Gazeteciler ve Basın Bayramı'ymış... Türkiye'de Türk basınında sansürün kaldırılmasının yıl dönümü olarak her yıl 24 Temmuz tarihinde kutlanan önemli bir günmüş müş!...

Trajikomik!..

Gözaltına alınan, cezaevlerinde yatan, tutuklu bulunan, haklarında davalar açılan gazetecilerin istatistikleri, çeşitli dünya ülkeleri kıyaslamaları ile boş yere kürek çekmeyeceğim. Sürekli tehdit alan öldüresiye dayak yiyen arkadaşlarımızdan örnekler verip  nafile uğraşlara devam da etmeyeceğim!..

Hatırladım!.. Dün 24 Temmuzmuş... Hem de Basın Bayramı'ymış... Sabahın erken saatlerinde telefonum çaldı. Arayan,  Çankaya Emniyet Müdürlüğü'nden çok kibar bir polis memuruydu. "Hakkınızda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan tebligat var. Gelip ifade vermeniz gerekiyor. Zaten yerimizi biliyorsunuz" dedi. Doğru!.. Çok gidip geliyorum... Konusunu sordum. 21 Nisan'da kaleme aldığım, "Binali Yıldırım affını istedi" başlıklı yazı olduğunu öğrendim. Yok... Yok... Binali Yıldırım, çok sinirlenip hakkımda dava açılmasını istememiş. Damat Berat Albayrak, yine çok hiddetlenip davayı patlatmış. Yasal süre içinde alışık olduğumuz üzere yine gidip ifademizi vereceğiz elbette. Hakkımda açılan davaların artık sayısını tutmuyorum. Ama, 24 Temmuz günü sabahın köründe aldığım telefonla Gazeteciler ve Basın Bayramı'nı hatırlamak benim için çok manidar oldu. Bir gün öncesi (23 Temmuz) akşamı da MHP Genel Sekreteri kılıklı mecnun bir siyasetçi, Doktor Devlet Bahçeli'yi eleştirdiğim bir yazıdan dolayı çukurluğuna ayna tutan bir hakaret açıklaması yapıp bayramımızı erkenden kutlamıştı!.. MHP'nin Bremen Mızıkacıları takımından bir başka isim de dün sabah ayılır ayılmaz açıklamayı patlatmış!.. Gecesi yine ağır geçtiğinden herhalde, vücuduna yüklediği ağır sıvının etkisiyle kusmuş... Sağlık olsun... İktidar ve küçücük ortağının basın bayramı kutlamaları uzun süredir böyle oluyor. Garipsenecek bir durum yok. Kendilerine yakışanı yapıyorlar!..

Ha!.. Yazının girişine koyduğum fotoğrafı da izah edeyim;

Bir parçası olmaktan büyük gurur duyduğum YENİÇAĞ'ın  Ankara haber merkezindeki çalışma masam. Bilgisayar klavyesi ile haber ve yazı yazma sistemine geçtiğimiz günden beri  daktiloya ve şakırtsına hasret kaldığımı ve büyük özlem duyduğumu bilen değerli ailem, yaş günümde güzel bir oyuncak daktilo hediye etti. Bilgisayarda yazı yazarken dönüp dönüp bakıyor hasret gideriyorum. Eski günleri arıyorum!.. O oyuncak daktilo üzerinde gördüğünüz kağıtlar, not kağıtları değil. Son bir hafta içinde mahkemelerden gelen tebligatlar. İktidarın, yazılarımızdan dolayı aleyhimizde açtığı davalarla ilgili. Eskiden, tebligatları sadece büroya gönderiyorlardı. Şimdilerde, eş zamanlı  hem eve hem de büroya gönderiyorlar. Geri adım atmadığımızı, yıldırılamadığımızı gördüklerinden herhalde ailemizi tedirgin etmek maksadıyla!..

Bir yanda mahkeme tebligatları bir yanda e-posta, sosyal medya üzerinden savrulan ağır hakaretler ve tehditler... Diğer yanda iktidarın küçücük ortağının tetikçilerinin küfür ve tehditleri...

Değerli meslektaşlarım;

Sizlerin de geçmiş Gazeteciler ve Basın Bayramı'nı en içten dileklerimle kutlarım. Alayınızı yanaklarından öperim. Bir sorun bakalım;

Allah tekrarına erdirsin mi?..

İçinizden neler geçiyor da söyleyemiyorsunuz?..

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58