Darısı Müyesser'e...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Türkiye, Barış Pehlivan, Murat Ağırel ve Hülya Kılınç'ın tahliyesi ile bir büyük ayıptan kurtulduğunu sanmasın. Türk basınının yüzakı bu arkadaşlarımızın bırakınız 6 aydan fazla tek kişilik hücrede hapis yatmasını bir gün bile gözaltında bulundurulmaları hukuka aykırı olduğu gibi insan haklarına, hayatın olağan akışına aykırı idi. Maksat "Çizmeyi aşan"lara gözdağı vermekti. Odatv cidden çizmeyi aşmıştı. Kumpas davalarının hakim ve savcılarının, sahte belgeleri tezgahlayan FETÖ polis kılığındaki tetikçilerinin boğazdaki ünlü (!) iftar yemeği fotoğraflarını yayınlayarak; gerçek suç örgütünü ifşa etmişti. Zir Vadisinde Yarbay Mustafa Dönmez'e kurulan komplonun görüntülerini, ses kayıtları ile ortaya çıkarmıştı. Toplumun önemli kesimi "Ateş olmayan yerden duman tütmez" diyorken Odatv, FETÖ'nün uluslararası istihbarat örgütlerinin güdümünde hareket ettiğini, ABD'nin taşeronluğunu yüklendiğine dikkat çekiyordu. Barışları tutukladılar. Odav'nin kurucuları Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul'u içeri tıktılar. Şehit haberlerini yazan Müyesser Yıldız'ı tutukladılar. Devletin içinde paralel yapılanmayı gerçekleştiren sözde "Hizmet"in örgütlenmesini "Haliç'de yaşayan Simonlar" ile ifşa eden Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'yı tutukladılar. Hem de sol terör örgütüne yardımdan. Bitmedi başta Özbekistan olmak üzere Orta Asya'daki Amerikan ajanlık üslerini okul adıyla çalıştıran FETÖ'nün ileri karakollarını rapor edip, kapattıran Kaşif Kozinoğlu'na tezgah kurdular. Silivri Cezaevinde resmen infaz edip; "Kalp krizinden öldü" dediler. "Kozinoğlu cinayetini çözmek namusumuz diyen MİT" bu konuda ne kadar mesafe aldı bilemeyiz...

İnternet ortamında FETÖ ve Kumpas Davalarına karşı takipçilerini uyaran Odatv'nin yanında yazılı basında Yeniçağ tek tabanca kalmıştı. Önce kumpasın adının Ergenekon konmasına karşı çıktı, Ümraniye Davası olarak adlandırdı. Silivri'deki duruşmaları günlük izleyen tek gazete idi. FETÖ'ye teslim olmuş ajans haberlerine itibar etmeyerek günlük muhabir gönderdi Silivri Mahkemelerine. Sadece gerçekleri yazarak, yandaş ve tetikçilere karşı tek alternatif oldu. Tozlu arşivlerde aylarca çalışmaya gerek yok artık. Kumpas dönemlerinin gazete manşetleri, haber ve yorumları sanal alemde duruyor. Kimin haklı olduğu tarihe geçti. Yeniçağ "Sadece okuyucularının satın alabildiği gazete" olabilmenin ilkesi ile yayın çizgisinden taviz vermeden her fırsatta partizanlık, yolsuzluk, yoksulluk ve hukuksuzluğun üzerine cesaret ile gitmekten vazgeçmedi. Gazetemizin binası saldırıya uğradı. Yazarlarına suikastler düzenlendi. Yöneticileri, yazarları yargılandı. Ve tutuklandı...

Son olarak Sevgili kardeşim Murat Ağırel'i tamamı Sayıştay raporları ve belgeleri ile dolu yazıları yüzünden hedef seçtiler. Devletin nasıl hortumlandığını, belediye kasalarının hangi yöntemle boşaltıldığını, türedi holdinglerin hangi yöntem ile ihaleleri aldığını ortaya koydu Ağırel, Murat'ı Yeniçağ'a kazandırmanın onurunu ömrümün sonuna kadar yaşayacağım. Sağolsun kardeşim kendisine yapılan tehdit, şantaj ve tekliflerin çoğunu da ağabeyi olarak benimle paylaştı. Murat'a teklif edilen servetler karşısında "Hayır" diyebilmek bazıları için imkansız olabilir. Sevgili Murat günü geldiğinde bunları da açıkça yazacaktır. O en başından "Bedel ödemeye hazır" olduğu için, herşeyi göze alarak bunları da yazarak, "Kamu görevi"ni yerine getirirken, Türk milletinin uyanışına, bilgilendirilmesine devam edecektir. Tanık olarak da bizleri gösterdiğinde onurla kabul ederiz. Gizli ya da yönlendirilmiş kumpas tanığı değil. Adaletin gerçekleşmesine yardımcı olabilmek için tarihi görevimizi de yerine getirmekten geri durmayız. Karşılığında "Bedel"de öderiz!..

Hoşgeldin Murat... Yeniçağ'a ve bizlere güç vermeye devam edeceğinden zerre kadar şüphemiz yok. Barış'lar zaten hep gönlümüzde. Hukuksuzca kapatılan Odatv'nin gerçek adresi ile yeniden açılışını da dört göz ile bekliyoruz. Ve Hülya Kılıç... Manisa sınırlarını çoktan aştın kardeşim. Türkiye'nin de değil, dünyanın gazetecisi oldun. Bu arada gönlümüz kırık... Yüreğimiz buruk... Ablam, annem, kaynanam Müyesser Yıldız halen Sincan'da tutsak. O kapalı, taş duvarların arasında biz ise yarı açıktayız. İddianamesi bile yazılmadı. Umarım en kısa zamanda aramıza döner... Müyesser'in tutuklu kaldığı her gün Türkiye'mizi hasbel kadar yönetenlerin en büyük ayıbıdır! Hoş geldiniz Barış, Murat ve Hülya! Darısı Müyesser'in başına...

  • Yorumlar 5
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları