Davutoğlu'nu sıkıntıya sokacak sorular!..

A+A-
Ahmet TAKAN

AKP'den ilk istifa eden milletvekili... Emin Şirin... 2003 yılı Eylül ayında yayınladığı istifa mektubu büyük tartışmalara yol açmıştı... İnternette bulun o mektubu... Ali Babacan ile Ahmet Davutoğlu'nun bugün söyledikleri ile büyük benzerlikler göreceksiniz... 16 yıl aradan sonra!..

AKP eski İstanbul milletvekili Emin Şirin bu durumu eleştirmiyor. Geçtiğimiz günlerde medya vasıtasıyla  içini döken Ahmet Davutoğlu'na çok önemli sorular yöneltiyor. Şirin, "Davutoğlu dendiğinde evvela dış politika konusu ön plana çıkıyor. Bu dış politika konusunda da bizi şu anda en alakadar eden Suriye meselesi ve Doğu Akdeniz meselesi. Ben bunlarla ilgili tarihler vererek konuyu daha açması gerektiğini düşünüyorum" diyor. İşte, Emin Şirin'in gündeme bomba gibi düşecek soruları;

Neden Kobani'ye giremedin?

"1- Ahmet Davutoğlu, 2014 senesinin 27 Ağustosu'nda Başbakan oluyor. Başbakan olduğunda arkasındaki gelişmelere baktığımızda, bundan hemen sonra 4-5 Eylül'de NATO zirvesi yapılıyor İngiltere'de Galler'de. Sayın Tayyip Erdoğan ile birlikte Çavuşoğlu ve İsmet Yılmaz gidiyorlar. Ve orada IŞİD'e karşı kurulan koalisyonun kuvvetlendirilmesi konuşulduktan sonra Türkiye'ye bir davette bulunuyor NATO. Diyorlar ki, 'Gelin bu IŞİD karşıtı koalisyona girin'. O kadar ciddiye alıyorlar ki bu işi hemen NATO toplantısından sonra 8 Eylül 2014'de, Hagel, Amerika'nın Savunma Bakanı, kalkıyor Türkiye'ye geliyor ve iki konuyu konuşuyor. Diyor ki bir; "Lütfen Türk ordusu da Türkiye de bu IŞİD'e karşı koalisyona girsin." İkincisi de, "Biz İncirlik'i kullanıyoruz ama sizlerle yaptığımız anlaşmada Suriye'deki IŞİD'e karşı İncirlik'i kullanma iznimiz yok. Bize lütfen İncirlik'i kullanma hakkı verin" diyor. Cevap vermediğimiz gibi fevkalade bir gecikme söz konusu oluyor. Biz cevap vermedikten sonra 29 Ekim'de 2014'de Kobani'ye Türkiye üzerinden peşmerge giriyor. Bakın, 29 Ekim 2014 ve Amerika ve NATO diyor ki "Kobani'ye peşmerge girerken Türk ordusu da girsin.  IŞİD ile mücadele koalisyonuna girin." Ona da cevap vermiyoruz. Ve Kobani'ye peşmerge gidiyor yerleşiyor IŞİD'e karşı bir mücadele veriyor ve bu mücadelenin sonunda netice alıyor, gayet memnunlar. Biz, IŞİD'e karşı koalisyona ne zaman giriyoruz biliyor musunuz?. 23 Temmuz 2015'de. Aradaki zaman 11 ay.  Şimdi şu soruyu soruyorum; koalisyona 29 Ekim 2014 tarihinde girse idik, peşmerge, Türkiye'nin içinden geçerek Kobani'ye giderken Türk ordusu da girse idi, Kobani'yi, Kamışlı'yı ve Fırat'ın doğusunu IŞİD'den beraber temizleseydik, Türk askeri 2015'de Davutoğlu'nun Başbakan olduğu zaman girseydi biz bugünkü Fırat'ın doğusu problemi ile karşılaşır mıydık?..

Bu sorunun cevabını istiyorum Davutoğlu'ndan. Desin ki, 'düşünemedim', veya diyebilir ki, 'bana askerler mani oldu' veya diyebilir ki, 'Sayın Recep Tayyip Erdoğan istemedi.' Kim istemedi de biz Kobani'ye peşmergeyi yollarken NATO da  Amerika'da 'siz de girin' derken biz niye girmedik?

Akşam yemeğinde ne konuşuldu?

2'nci sorum bağımlı olarak; kendisi 27 Ağustos 2014'de Başbakan olduktan sonra Suriye ile beraber konuşulan en önemli konulardan bir tanesi Doğu Akdeniz'deki hidrokarbonlar meselesi. 29 Ekim'de Kobani'ye peşmerge girdikten, biz de girmedikten sonra 21 Kasım 2014'de Joe Biden Türkiye'ye geliyor. Doğu Akdeniz ve Suriye meselesini konuşmak için. Joe Biden o sırada Obama'nın yardımcısı. Başbakan Davutoğlu ile 3 saat akşam yemeği yiyor. Ne konuşuldu burada? Biden, 21 Kasım 2014'deki konuşmadan sonra 24 Kasım 2014'de Rum lider Anastasiadis'i arayıp bilgilendiriyor. Bunu şu bakımdan önemsiyorum. Biz Kıbrıs'taki petrol arama faaliyetlerini bizim dışımızdaki petrol arama faaliyetlerini durdurmak için müzakere etmek yerine NAVTEKS dairesinin yayınladığı o bölgeyi kapatma beyanlarında bulunuyoruz. Bu yüzden orada arama faaliyetinde EXXON ya da diğer yabancı firmalar aramada bulunamadıkları için onlar da Biden gidip bu konunun hallini konuşsun. Demek ki, ortada bir müzakere ortamı olabilir. Ne zaman? 2014 Kasım. Bugünden 5 sene evvel. Ne oldu da biz bu konuları halledemedik. Niye bu konu halledilemedi? Acaba bizden Kıbrıs için bazı aşırı tavizler mi istediler? Başka konular mı oldu, neden bu işleri halledemedik?

Putin'e ne oldu?

Şimdi bu dış politika ile ilgili  soruların haricinde bir sorum daha var. Bu ara bir Rus hayranlığı içinde gidiyoruz, Putin, 25 Kasım 2015 senesinde bir beyanat veriyor, diyor ki, 'mevcut yönetim  Türkiye'yi İslamlaştırıyor, Türkiye'ye gitmeyin' diyor. Bu 'Türkiye'ye gitmeyin' sonradan kalktı da,  'Sayın Recep Tayyip Erdoğan yönetimi Türkiye'yi İslamlaştırıyor' beyanını Putin geri çekti mi? Çünkü, hemen 3 Aralık'ta da 'Türkiye pişman olacak' diyor. Şimdi, Putin'in aradan geçen 4 sene içerisinde Türkiye'ye nükleer santral inşaatının yanı sıra Astana sürecinin yanı sıra S-400'lerin satışının yanı sıra hakikaten Türkiye'nin menfaatine olacak ne yaptığını ben sorguluyorum. Çünkü bu yapılan hadiseler, bu yapılan konular esas itibariyle uzun vadede Türkiye'nin lehine midir yoksa Türkiye'nin aleyhine midir yoksa Putin bu boşluktan faydalanarak Türkiye'yi demokratik dünyadan, hukuk devleti dünyasından koparıp kendi otoriter dünyasına mı çekmeye çalışıyor? NATO ittifakını bölmek suretiyle. Şimdi bundan benim Amerikancı olduğum ortaya gibi bir şey çıkmasın. Benim 1 Mart tezkeresindeki durumum belli. Aldığım tavır belli. Burada yalnız şunu söylüyorum, demokrasi ile alakası olmayan, hukuk devleti olmayan basın hürriyeti ve özgürlüğüne hiç dikkat etmediğini daha geçen gün Yavuz Oğanlar'ı işten attırarak ortaya koyan Putin modeline mi gideceğiz, yoksa Rusya ile iyi geçinmek suretiyle -bunun da altını çiziyorum-, iyi geçinmek suretiyle biz Kopenhag kriterlerini, hukuk devleti kriterlerini, insan hakları kriterlerini uygulayan demokratik bir ülke mi olacağız? Tercih budur. Bu tercihi yaptığınız zaman da ne kadar emperyal amaçları olursa olsun Amerika ile Avrupa ile Fransa ile Almanya ile onların emparyal amaçlarını gemlemek suretiyle iyi ilişkiler içinde olmak ve o kampın içinde olmak mecburiyeti var.

Siyasi etik yasasına ne oldu?

Şimdi bu bağlamda, 2 soru daha sormak istiyorum Sayın Davutoğlu'na. Dedi ki, 'ben eğer iktidarda kalsaydım Başbakanlıkta ve Genel başkanlıkta bir pişmanlığım var ben vize muafiyetini alırdım'. Ondan sonra geçen 4 senede biz vize muafiyetini alamadığımız gibi bu konu gündemden de kalktı. Neden? Çünkü terörle mücadele yasasının yanı sıra benim daha da üzerinde durduğum siyasi etik yasası çıkarılacaktı. Bu siyasi etik yasasının çıkarılmasına kim mani oldu? Orada hiçbir şekilde ima etmeden, imalı cevaplara saplanmadan Sayın Davutoğlu'ndan siyasi etik yasasını kimin çıkarttırmadığını ve bugüne kadar bu konunu neden gündeme gelmediğinin açıklamasını bekliyorum. Ne oldu? Kim mani oldu buna, kim istemedi? ..

Konuşmaya herhalde devam edeceklerdir. Konuşmaya devam ettikçe bu soruları sormaya ben de devam edeceğim. Niye sorduğumu da söyleyeyim. Katiyen tenkit amacım yok. Ama ne olduğunu anlayalım ki ileriye doğru planların çizilebileceğini görelim. Doğru mu? İkincisi, arkadaş bizim hata olarak gördüğümüz bu konuları sen eskiden yapmışsın, seneler sonra bunu ortaya koyuyorsun ve hata olduğunu da daha kabul etmiyorsun. Sen bir daha siyasete girdiğin zaman bu hataları tekrar etmeyeceğinin ne garantisini veriyorsun bize? Sana niye güvenelim?"

 

Yazarın Diğer Yazıları