Demokrasinin elektriğini kesemediler!

A+A-
Tuncay MOLLAVEİSOĞLU

İlk günden beri ilgi ile takip edip, yazıyorum...

* Meral Akşener ve arkadaşlarının MHP'de önlerinin hukuk dışı yollarla kesilmesi,

* haksızlığa uğrayan isimlerin birlikte harekete geçmesi,

* hassas dengeler üzerinde sürdürülen partileşme süreci,

* partinin yelpazesinin giderek Türkiye'yi kucaklayacak şekilde açılması,

* olağanüstü bir enerji ile memleketin tüm noktalarına yapılan ziyaretler...

"Bu kar topu çığa dönüşecek" diye yazmıştım...

Öyle de oldu...

Akşener'e "beslemeler" tarafından, yandaş medya kanallarından atılan iğrenç iftiralar geri tepti...

Ne FETÖ'cülüğü kaldı, ne ajanlığı...

İğne ucu kadar açığı olsaydı bugün sokağa çıkamazdı... Ama o her gün yurttaşlarla kucaklaşıyor...

 

*

Emperyalizmin, iki partili ama tek adamlı "başkanlık sistemi" projesi İYİ Parti ile yıkıldı...

 

CHP, verilecek en doğru kararla İYİ Parti'nin Mecliste grup kurmasını sağlayarak AKP'nin ezberini bozdu...

 

İktidarın öfkesi, İYİ Parti'nin bir şekilde seçimlere sokulmayacağının da bir göstergesi oldu...

 

*

Hatırlayın;

Akşener'in partileşme sürecinde halkla buluşmasına engel olunuyor, salon verilmiyor, konuşma yaptığı sırada elektrikler kesiliyordu!

 

AKP ve MHP ittifakı bu kez İYİ Parti'yi seçime sokmayarak demokrasinin elektriğini kesmeye kalkıştı...

 

Millet yaşananları görüyor...

Türkiye'nin kurucu değerlerine sayılı günler kaldı...

 

***

 

İKİ KAPRUZ BİR KOLTUKTA TAŞINMIYOR...

 

CHP'li Özgür Özel dün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hedefindeydi...

Erdoğan, Özel'e yönelik olarak, " sen AKP genel Başkanını eleştirebilirsin ama Cumhurbaşkanını eleştiremezsin" dedi...

 

Bu bilmeceyi çöz çözebilirsen...

 

Hem parti başkanı, hem de Cumhurbaşkanı olan kendisi...

 

İki karpuz bir koltuğa sığmıyor;

Biri; toplumun belli bir kesiminin siyasi düşüncelerini savunan parti başkanlığı koltuğu,

diğeri; siyasetten arındırılmış, tüm siyasi görüşlere aynı mesafede durması gereken, ırk, dil, din, mezhep ayrımı yapmadan tüm toplumu kucaklaması şart olan Cumhurbaşkanlığı koltuğu...

 

İki uyumsuz görevi bir araya getiren ve bu şekilde kaotik bir algı problemine neden olan bizzat Erdoğan ve başında bulunduğu AKP değil mi?

 

Cumhurbaşkanı'nın tarafsız, bağımsız olması gerektiğini söylerken tüm bunların yaşanacağını öngörüyorduk...

 

Anayasada, Cumhurbaşkanı seçildiğinde; varsa partisi ile ilişkisi kesilir, TBMM üyeliği sona erer maddesi, şu an Erdoğan'ın içinde bulunduğu düşünce ve eylem karışıklığının önüne geçilmesi içindi...

 

Eleştiriler karşısında "ben Cumhurbaşkanıyım" diyerek öfkelenen Erdoğan'ın; muhalefete ağır sözler söylemesine, toplumun tamamını değil sadece kendi parti seçmenini "benim milletim" diyerek işaret etmesine ne demeli?

 

Sandık zamanı yaklaştıkça Erdoğan öfkeleniyor...

Bu görüntü seçimlerin kaybedileceğine yönelik algının giderek arttığının işareti...

 

***

KILIÇDAROĞLU'NDAN ÖZÜR DİLEYİN!

 

15 Temmuz Darbe girişimi önümüzdeki seçimlerin "malzemesi" yapılmamalı...

Darbecilerin hedefinde;

* Atatürk Türkiye'sini silah zoru ile yıkmak,

* mevcut iktidarı silah zoru ile indirmek ve en önemlisi

* Türk Silahlı Kuvvetleri'ni emperyalizmin paralı askeri yapmak vardı...

 

Darbecilerin asıl hedefi TSK idi... Darbecilerin asıl hedefi, AKP'nin çok ötesinde, Türkiye'yi ele geçirmekti...

Ve görülen o dur ki; FETÖ denilen sinsi şebeke, asıl amaçlarını gizleyerek AKP'yi kaldıraç olarak kullanıp, AKP iktidarının koruması ve önünü açması ile bu hain süreci yıllar içinde darbe noktasına taşıyabilmiştir...

 

Bu gerçekler karşısında AKP ve yöneticilerine düşen;

başta darbe gecesi hedef olan TBMM'de grubu bulunan partiler olmak üzere, toplumun tüm kesimlerinden samimi özür dilemek, pişmanlık duymaktır...

 

Kemal Kılıçdaroğlu'na "havaalanında neden tankların üzerine çıkmadın?" diyenler, öncelikle FETÖ'cü darbe girişiminden dolayı Kılıçdaroğlu'ndan özür dilemelidirler...

 

Sadece Kılıçdaroğlu'ndan değil... Toplumun tüm kesimlerinden özür dilemeliler.

 

Suçlamak yerine, kaçtı, korktu demek yerine, pişmanlık duymalılar...

Darbeci subayların; kumpas davaları ile önü açılan subaylar olduğu unutulmamalıdır...

Kumpas davalarına kol kanat geren, bu siyasi iktidar değil miydi?!

 

Kaldı ki; o gece Başbakan Binali Yıldırım bir tünelde saklandığını itiraf etmiştir...

Bunu eleştirerek yazmıyorum; olabilir... Güvenliği için böyle bir önlem almıştır...

 

Ancak insanların aklı ile dalga geçer gibi; "Kılıçdaroğlu tanklardan kaçıp Bakırköy'de darbeyi izledi" demek, hiçbir kurala sığmıyor...

 

AKP yönetimi 15 Temmuz ile ilgili neden oldukları hatalardan dolayı özür dilemek yerine üste çıkmaya kalkar ve bunu seçim malzemesi yaparsa, bu millet bu pilavı yemez...

  • Yorumlar 10
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları