"Dırar mescidi" ve "Tengri işiyle oyun"

Ayasofya gösterisi üzerine Trabzon'dan emekli edebiyat öğretmeni, şair Sebahattin Köroğlu eski bir yazımı hatırlattı ve "Yaptığı ibadetin fotoğrafının veya videosunun çekilerek yayınlanmasından mutlu olanlara gelsin" diyerek özetini paylaştı.

Yaklaşık 20 yıl önce Dünya Türk Gençlik Kurultayı için Çuvaşistan'a gitmiştik. Çuvaş Türkleri Hıristiyan olduğu için bize kiliseleri gezdiriyordu. Tertip Komitesi'nden İlya İvanov'a "Bir kilise ziyareti bizim için yeter. Burada eski Türk dinine mensup olan Türkler olduğunu duymuştum. Bir de onları ziyaret etsek" dedim.

İlya Bey, "Evet var ama onlar, güneyde Ulyanovsky vilayetine bağlı Çuvaşkase köyünde yaşıyor. İsterseniz sizi götürebiliriz. Fakat yol altı saat sürüyor. Dönüşü de düşünürseniz bir gün ayırmak gerekir." dedi. Bunun üzerine diğer gazeteci arkadaşlarla konuştum. Onlar da gitmek istedi. 10 Türk gazeteci olarak yola koyulmadan önce İlya Bey, köyün şamanına telefon etti. Şamana, "Türkiye'den gazeteciler gelecek. Onlar için bir ayin düzenleyebilir misiniz? Televizyoncular çekim yapacak." demesini rica ettim. Şaman şöyle cevap verdi:

- Buyursunlar gelsinler, başımızın üzerinde yerleri var. Yalnız biz, gazeteciler, televizyoncular çekim yapacak diye ayin düzenleyemeyiz. Tengri işi ile oyun olmaz. Çekim yapmak istiyorlarsa ayin günü gelirler.

Durum böyle olunca, Tengri işiyle biz de oyun oynamak istemediğimiz için Çuvaşkase köyüne giderek şamandan sözlü bilgiler aldık, bizi tam bir içtenlikle konuk ettiler...

Adam iman sahibiydi ve ibadetin reklamını yapmaktan kaçınıyordu.

***

Ersoy Öngün ise Kenya'nın kurucu devlet başkanı Jomo Kenyatta' nın "Batılılar geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde topraklarımız vardı. Bize gözlerimizi kapayarak dua etmeyi öğrettiler. Gözümüzü açtığımızda bizim elimizde İncil, onların ellerinde topraklarımız vardı." sözünün Türkiye uygulamasını yazdı:

"AKP iktidara geldiğinde ellerinde Kur' an, halkın elinde fabrikaları, stratejik tesisler, limanlar vardı. Bize gözlerimizi kapayarak dua etmeyi tavsiye ettiler. Gözümüzü açtığımızda bizim elimizde Kur'an, onların ellerinde toprak dahil memleketin bütün serveti vardı!"

Akın Ergüler de, Kur'an'ın mabetler konusundaki buyruğuna işaret etti:

"Atatürk, 4 binin üzerindeki kitapla birlikte, Kuran'ı ve tabii ki İslâm tarihini de çok iyi biliyordu... Hz. Muhammed, , kendisini inananlar arasında ikilik çıkarmak üzere inşa edilen bir mescidde namaz kılmaya ikna etmeye çalışan fitneciler karşısında alacağı kararda zorlandığı sırada inen ayette 'Böyle bir mescitte sakın namaza durma! Daha ilk gününde takva üzerine kurulan bir mescit, içinde namaz kılman için çok daha uygundur.' denilmişti. (Tevbe, 108)

Kilise olmadan önce pagan tapınağı olan bir yer, hakiki Müslümanın ibadetine hiç uygun değildir bence."

Aslında Ayasofya'nın 1934'te müzeye çevrilmesi, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni Rusya'ya ve Batılı ülkelere kabul ettirebilmek için hazırlık çalışmasıydı. Böylece Boğazlar'da Türk egemenliği ancak kurulabilmişti. Tarihi olayları, yaşandığı dönem içinde değerlendirmek gerekir.

Milleti bölen "Dırar Mescidi"nde namaza durmanın ise hiçbir kıymeti yoktur.

***

Bilal Edoğan ise harf devrimi ve alfabe tartışması başlatmaya dönük sözler söyledi:

"İlkokulda alfabemizden dolayı geri kaldığımız bize anlatıldı. Yunanistan niye alfabesini değiştirmemiş? Gürcistan... Japonya niye alfabesini değiştirmemiş? Çin niye alfabesini değiştirmemiş? O zaman insan diyor ki demek ki gelişmenin alfabeyle bir alakası yokmuş."

Doğru... Türkler niçin Göktürk alfabesini değiştirerek Arap alfabesini almış, değil mi? Bugün Latin alfabesi denilen alfabenin Etrüsk alfabesinden türediği kesinleşmiştir. Atatürk bunu bildiği için yeni harflere "Türk alfabesi" demişti.

Yazarın Diğer Yazıları