Doğrulayarak yalanlayan açıklama!

A+A-
Murat İDE

İlginç biridir Semih Yalçın.. MHP Genel Başkan Yardımcısı..

Yakın tanıyanlar bilir, nev-i şahsına münhasır biri.. Kimine göre olumlu algılanır bu tarif, kimine göre olumsuz..

Herkesin tarifi kendine deyip mevzuya gireyim..

**

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, 30 Nisan tarihli grup toplantısında dedi ki;

- Anlaşılıyor ki, bu ittifakta davul sayın Erdoğan'ın boynunda ama tokmak ortağının (Devlet Bahçeli) elinde..

Bu bir durum tespiti.. Katılan olur, katılmayan olur.. Tartışabilirsiniz de.. Ama bu sözün ardından edilen laflara bakarsanız, arı kovanına çomak sokmuş Meral hanım..

Feryat figan sesler yükseldi;

- Cumhur ittifakına nifak sokuluyor..

- Cumhur ittifakı bu fitnelerden etkilenmez..

- Biz Cumhur ittifakına sadığız, muhatabımız da söylesin..

Nitekim ertesi gün bu çağrı yanıt buldu ve Cumhurbaşkanı da ortağının talebini yerine getirdi..

İki taraf da hiçbir sorun yok diyor.. Ama iki taraf da, sürekli sorun olmadığını vurguluyor..

Bu vurgu da gösteriyor ki, orada aslında sorun var..

Ak Partililerin de, Cumhurbaşkanı'nın da içine sinmeyen bir şeyler var..

Nitekim, Cumhurbaşkanı'nın 'Türkiye ittifakı' dediğinin ertesi günü, MHP'den gelen "7 Haziran'da, Referandum'da, 15 Temmuz'da ve 24 Haziran'da seni ben kurtardım" vurgulu ve örtülü tehtit gösteriyor ki, gerçekten bir sorun var..

**

Meral Akşener, bu sorunun, iki parti arasındaki ilişkiyi aşıp, artık Türkiye için bir sorun haline geldiğini vurgulayınca ortalığı toz duman kapladı..

İşte yazının girişinde bahsettiğim Semih Yalçın açıklaması da bunun üzerine geldi..

Bilen bilir, MHP'de açıklama Semih Yalçın adına yapılsa da, kalem doğal olarak Genel Başkan'ın elindedir..

Devlet bey bu seviyede (!) bir açıklamayı 'Seçilmiş kişiler' üzerinden yapar..

Dikkatle örülmüş bir kurgusu var 11 sayfalık açıklamanın.. Ama finalinde bir itiraf var..

Bakın ne diyor Semih Yalçın(!);

- Dememiz o ki, kafayı Sayın Genel Başkanımızın siyasi müessiriyetine(etkililik) ve MHP'nin dominant (baskın) tutumuna takan İP Müdiresiyle (Meral Akşener oluyor) tilmizlerini (öğrencilerini) bekleyen; yeis, hayal kırıklığı ve hüsrandır.

Ee Meral Akşener ne demişti de, Semih Yalçın (!) bu kadar kızmıştı;

- Anlaşılıyor ki, bu ittifakta davul sayın Erdoğan'ın boynunda ama tokmak ortağının (Devlet Bahçeli) elinde..

Şimdi bu iki cümleyi yan yana getirin.. Biri iddia, diğeri yalanlayan (!) cevabı.. Ama her ikisi de aynı anlama geliyor.. Davul ve tokmak örneğine cevap verirken, siyasi ittifaktaki etkililik ve dominantlığa vurgu yapılıyor..

Davul-tokmak bir teşbih.. Siyasetteki müesseriyet (etkililik) ve dominantlık (baskınlık) da aynı anlama gelmiyor mu? Bir nevi itiraf değil mi?

Konuyla ilgili Cumhurbaşkanı'na aynı mesaj, muhalefete ayrı mesaj siyaseten belki iyi taktik.. Ama fark edilirse, duvara toslatacak bir taktik..

**

Son olarak Semih Yalçın hocaya seslenmek isterim;

- Hocam, siz benden iyi bilirsiniz ki, Türk Milliyetçisi öncelikle Türkçe'ye sahip çıkmalı.. Açıklamalarınızı Arapça sözlükten çözmeye çalışmak, bir gazeteci için gerçekten yorucu oluyor..

"DEMOKRASİ ARAÇTIR" ŞAKA DEĞİLMİŞ!

Cumhurbaşkanı bombayı patlattı yine ve dedi ki;

İstanbul'da gidelim millî iradeye.. Ne karar verirse kabulleniriz..

Sorun şu, zaten gidildi 'Millî iradeye'..

Zaten kabullenemediğiniz şey, 'Millî iradenin kararı"

Ve zaten 'Demokrasi araçtır' diyen bir siyasi duruşun, millî iradeyi tanımayacağını, kararını kabullenmeyeceğini biliyorduk ki biz..

Değilse, İBB Meclisinde çoğunluğu ele geçirdikleri için, aynı zarftan çıkmış sonuca itiraz eden bir Ak Partili gördünüz mü, duydunuz mu?

Aynı zarftan çıkan ilçe belediye başkanlıklarına itiraz eden bir Ak Partili gördünüz mü?

Dolayısıyla zihinlerindeki millî irade tarifi şu; Millî irade ben kazanırsam millî irade..

**

Ben size bir şey söyleyeyim mi, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz diyor ya;

- İstanbul'da ne olduğunu tam anlayamadık.. Ama kesin olarak bir şeyler oldu..

Hah, işte o bir şeyler ne biliyor musunuz, tezgâh bu kez tutmadı.. "Ne olduğu anlaşılamayan ama kesin olmuş bir şeyden söz etmek, bir nevi, "İşi ayarlamıştık ama nasıl oldu da olmadı" demektir..

Olan oldu.. Millî irade kararını verdi.. Ama ilk günler İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in espri gibi algılanan bir sözü vardı, hatırlayın, "Ak Parti kazanıncaya kadar seçim mi yapacağız.. Böyle demokrasi olur mu?"

Mizah gibi algılanan bu söz, Cumhurbaşkanı'nın sözlerinden de anlıyoruz ki, tam bir durum tespitiymiş..

"Millî iradeye gidelim" yani seçim yenilensin, karara uyarız..

O seçim yapıldı ve karara uymadınız da, yenilendiğinde millî iradenin kararına uyacağınızın garantisini kim verecek?

Yaptıklarınız, yapacaklarınızın teminatı ya, söyleyin, bu garantiyi kim verecek?

YURDUM TAKSİCİSİ!

Bu fotoğrafı dün İstanbul'da çektim.. (Trafik durmuştu)


murat-ide-yazisina,-taksi-001.jpg

Şöyle yazıyor taksinin arka camında;

- Çek yolla Cumhurbaşkanı duysun, İstanbul kurtulsun..

Mevzu kaputta devam ediyor;

- Cumhurbaşkanım, İstanbul trafiğini 1 ayda çözecek 100 projeyi size vermek istiyorum..

Sosyal medya hesapları da açmış.. Zirveye sesleniyor.. Sesi duyuldu mu, duyulur mu bilmem..

Vallahi ben saygıyla karşıladım..

Anlaşılan, Hazine Bakanı sayın Berat Albayrak dışında, sorunların çözümü için memlekette herkesin bir projesi var..

Yurdum taksicisinin de.. Ne diyeyim, tekerine taş değmesin şoför bey..

 

  • Yorumlar 8
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları