Dostoyevski 198 Yaşında DÜŞÜNCE ŞEHİDİ

A+A-
Hulki CEVİZOĞLU

Dünya edebiyatının dev isimlerinden Dostoyevski, üç gün sonra 198 yaşına giriyor. (Doğumu: 30 Ekim 1821).

Zihnimizde dönemi karşılaştırmalı olarak daha iyi canlandırmak için şöyle diyeyim:

1881'de öldüğünde Atatürk doğmuştur.

Bir kişiyi öldüren katil, bir milyonu öldüren kahraman!

Çoğunluk onu başta "Suç ve Ceza" romanı ve romanın kahramanı katil Raskolnikov'un cinayet felsefesi sözleriyle hatırlar.

Dostoyevski, değerleri ve "insancıkları" sorgular roman kahramanları üzerinden:

"Tamam, ben bir katilim, yaşlı bir kadını öldürdüm" diyen Raskolnikov, o can alıcı soruyu sorar:

"Ben bir kişiyi öldürdüm bana katil diyorsunuz, ama Napolyon bir milyon kişiyi öldürdüğü halde ona niçin kahraman diyorsunuz?"

Bir başka dev yazar olan Stefan Zweig, Dostoyevski'yi çok güzel anlatır.

Zweig, "Üç Büyük Usta" adlı eserinde şu alıntıyı yapar:

"Tanrı bana bütün hayatım boyunca eziyet etti." (Dostoyevski)

Dostoyevski, bir yoksullar evinde doğar.

Yaşamı ağır koşullar altında geçer ve 56 yıl boyunca yoksulluk, borç, cezaevleri, sürgünler ve hastalıklardan kurtulamaz.

"Ev sahibesi polisle birlikte gelip kirayı istemekte, ebe ücreti için dırdır edip durmaktadır. Bütün bunlar olurken o Suç ve Ceza'yı, Budala'yı, Ecinniler'i, Kumarbaz'ı 19.yüzyılın bütün bu büyük eserlerini, ruhsal dünyamızın bu evrensel kişiliklerini yazmaktadır." (Zweig).

İnsanlık psikoloğu

Zweig'a göre, Dostoyevski bir "insanlık psikoloğudur."

Dostoyevski'nin psikolojisi hatasızdır.

O, psikologların psikoloğudur.

İnsan kalbinin derinliği onu sihirli bir biçimde çeker; bilinçdışı, anlaşılmaz olandır onun gerçek dünyası.

Gece hayvanlarının karanlıkta görmesi gibi o da alacakaranlıkta diğerlerinin gündüz gördüğünden daha berrak görmektedir.

Deliliğe nefesini duyacak kadar yaklaşır.

Zweig, daha da derinleşerek şu tanımlamaları yapar:

"Dostoyevski, bilinçdışının yeraltı dünyasına doktorlardan, hukukçulardan, suç uzmanlarından ve psikopatlardan daha derin biçimde sokulmuştur.

Bilimin ancak çok sonra keşfettiği ve adlandırdığı, deneylerle adeta ölü deneyimlerden bir neşterle kesip çıkardığı şeyleri, bütün bu telepatik, histerik, sanrılı, sapıkça fenomenleri kâhince bir sırdaşlık ve birlikte acı çekebilme konusundaki o mistik yetisi sayesinde çok önceden ortaya koyabilmiştir.

Dostoyevski sanatta yeni bir psikoloji başlatır."

**

Zweig'ın gözünde o "Düşüncenin muazzam şehidi" ya da "Kendi kendinin şehididir."

Dostoyevski'nin en son formülü de şudur:

"Hayatı, hayatın anlamından daha çok sevin."

**

Hepimiz (hadi çoğumuz diyelim), "hayatı yaşamak" yerine "hayatın anlamını bulmak" için koşarak kendi kendimizin şehidi olmuyor muyuz?

Tabii buna şehitlik denirse.

(Yeniçağ, 27.10.2019, pa.) 

 

  • Yorumlar 6
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları