Düşman müttefikin büyük hainliği

A+A-
Cahit Armağan DİLEK

ABD'den 24 saat içerisinde Türkiye'yi hedef alan iki hamle geldi. Hem de 29 Ekim'de, Cumhuriyet Bayramının kutlandığı günde.

Temsilciler Meclisi'nin sözde soykırım kararı bunlardan biri. Bağlayıcılığı bulunmayan bir karar ama Kongre'nin bu konudaki yaklaşımını yansıtması bakımından sembolik nitelik taşıyor. ABD'de eyaletlerin 41'i zaten kendi meclislerinde tanıma kararını almış durumda. Ama federal mecliste böyle bir karar alınması ülkedeki Ermenilerin zorlama da olsa Türkiye nezdinde tazminat veya toprak taleplerini mahkemeye taşımada kullanılmasının önünü açabilir.

Ve Türkiye'ye ve Cumhurbaşkanı dahil iktidardaki yetkilileri kapsayan yaptırım yasası. Meclis'te ezici çoğunlukla geçti. Senatoda da aynı şekilde geçerse, Trump'ın onayına gidecek. Trump, 10 gün içinde ya veto edecek ya da onaylayacak. Veto ederse Kongre tekrar görüşecek. Yine 2/3'ten büyük çoğunlukla kabul edilirse bu sefer Trump'ın onayına gerek kalmaksızın yürürlüğe girecek.

Temsilciler Meclisi'ndeki bu kararlarla Fırat doğusunda Resulayn-TelAbyad arasındaki güvenli bölge için ABD ile yapılan mutabakatı da boşa çıkardı. Trump, mutabakatla kendi koyduğu yaptırımları kaldıracağını beyan etti ancak Kongre'nin daha sert yaptırım yasası çıkaracağını ve bunu engelleyemeyeceğini biliyordu.

Trump, bir kez daha Erdoğan yönetimini kandırdı. Şimdi Senato da oylanacak yaptırım yasası için senatör Graham başta herkes ellerini ovuşturmuş Türkiye'ye ceza kesmek için bekliyor.

Ama Senato'da bu yaptırım yasasının geçmeme olasılığı var. Trump, perde arkası girişimleriyle yaptırım yasasının en azından sürüncemede kalmasını sağlayabilir. Ve bu süreçte Erdoğan yönetimiyle pazarlıklar devam eder. Türkiye, bir şekilde Barış Pınarı harekat alanını genişletirse, Kobani'yi harekat alanına alırsa işte o zaman Senato'daki yasa engellenemez olur.

Bu sözde soykırım kararında kamuoyunun gözünden kaçan bir husus var. Ve ABD Kongresinin hainliği büyük. Sadece Ermenilerle yetinmemiş. Sözde Ermeni soykırım karar metninin birinci paragrafına ustaca bir şekilde Yunan, Süryani, Keldani, Arami, Maruni ve diğer Hristiyan toplumlara da soykırım yapıldığı eklenmiş.

ABD, algı yönetimi ve psikolojik harekata dünyada en fazla para ve insan kaynağı harcayan ülkedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıldönümünden ülkemizi hedef alan bu kararları da tamamen Türkiye'ye dönük kasıtlı ve algı oluşturmaya dönük bir girişimdir. Düşmanca bir girişimdir. Türkiye Cumhuriyeti'ne doğrudan saldırıdır ve düşmanca bir harekettir.   

ABD'nin bu düşmanca tutumuna Irak ve özellikle Suriye'de sahadan aşinayız. Zira ABD'nin PKK/YPG terör örgütüne binlerce TIR silah vermesinin askeri anlamdaki tek izahı Türkiye'ye dönük düşmanca harekettir.

Şimdi de ABD'nin bu düşmanca hareketlerinin, Türkiye düşmanlığının arazide askeri alandan sonra siyaset ve yasamada da yapıldığına tanıklık ediyoruz.

Ama en somut ve çabuk cevap Erdoğan'ın 13 Kasım ziyaretini iptal ettiğini açıklaması olur. Erdoğan bir hafta önce sorun yok ABD ziyaretimi yapacağım demişken önceki gün henüz karar vermedim soru işaretleri var dedi. Bu kararsızlık görüntüsü doğru değil. Çünkü ortada soru işareti yok, aksine ABD'nin çok somut düşmanca hareketi var.

İkinci somut adım IŞİD koalisyonuna Türk üsleri ve topraklarını kullanıma kapatmak olmalı. Trump'ın göklere sığdıramadığı, kahramanlaştırdığı, general unvanı verdiği terörist Cilo'nun başında bulunduğu SDG, ABD ve koalisyonu tarafından koalisyonun aradaki ortağı tanımlanıyor. Türkiye'nin halen bu ittifakta kalması mümkün değil. Bunu terörist Cilo'nun Trump'la dostluğu deşifre olmadan daha önce yapmalıydık.

ABD, özellikle 4-5 yıldır Türkiye'ye 'benim için vazgeçilmez bir alternatif değilsin' mesajı veriyor. Yani aslında ABD'nin Türkiye'yle işbirliğini gözden çıkarma süreci yeni değil, 2015'e kadar gidiyor. ABD'nin o dönemki askeri ve stratejik dokümanlarından da onların artık ülkemizle stratejik işbirliği planı içinde olmadıklarını anlayabiliyoruz.

ABD, o dönemden Türkiyesiz B planını yapmış gözüküyor. Türkiye'nin bazı rollerini Yunanistan, Ürdün, Erbil'de Barzani yönetimine aktarma içinde. Tam da bu nedenle İncirlik'in Türkiye'nin ABD'ye karşı bir kozdan ziyade ABD'nin Türkiye'ye karşı kullandığı bir koza dönüştüğü görülmeli. İncirlik yerine Kürecik radarının kapatılması ABD'nin bölgesel planlarını alt üst edebilir.

Türkiye, ABD'ye başka karşılıklar da vermeli ama bu anlamda ülkemizin çok da geniş manevra alanı yok. Trump'ın, ekonominizi mahvederiz twitinin Demoklesin Kılıcı gibi sallandığını unutmayalım. Bu tehdit Türkiye'nin iç cephedeki en zayıf anında en hassas noktasını hedef almıştır. Bu Amerikan devletinin yaptığı Türkiye muhakemesinin Trump üzerinden yansımasıdır.

Doğrudan ABD'yi hedef almasak da tekraren yazıyorum, hiç beklemediği şeyi yani Şam yönetimiyle bırakın işbirliğini ittifak yapmalıdır. Bunu sahada yapamadık biraz da gecikecek gibi gözüküyor ama 30 Ekim'de toplanan anayasa komitesinde doğrudan Şam yönetimiyle ittifak içinde hareket edilmeli. Yeni anayasa yazımı değil mevcut anayasanın revizesi desteklenmelidir. Aksi halde Suriye'nin üniter yapısı dağılacaktır.

 

  • Yorumlar 7
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları