Egemenliğimizden asla vazgeçmeyiz...

A+A-
Hüseyin Macit YUSUF

Cumhurbaşkanı Tatar'ın Kıbrıs Türk halkının ve Anavatan Türkiye'nin desteğini alan siyaseti, 'egemen eşitlik temelinde iki devlete dayalı' modelin kısa zamanda ilgili taraflarca kabul edilmesi, hazmedilmesi beklenmemelidir. Tatar zor yolu seçmiştir, devletimizin çoktan hakettiği statüsünü kabullendirmek için kafa yormakta, temaslar yapmaktadır. Bu uzun ve meşakkatli bir yoldur; karşımızda adayı Yunan yapmak isteyen uluslararası güçler ve onların piyonu haline gelmiş kuruluşlar, birlikler vardır. Kıbrıs'ın tamamını hristiyanlaştırmak isteyen Batı'lı güçler bu hedefleri için Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'ni kullanmaktadır.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin, (BMGK) adada 1964'ten beri görev yapan ve barışı tesis etme adına hiçbir faydası olmayan BM Kıbrıs Barış Gücü'nün (BMKBG) görev süresini 6 ay daha uzatan son kararı gerçek bir skandaldır. BMGK, BM Genel Sekreteri Guterres'in ay başında yayınladığı iki Rapor'unu dikkate almayarak, bitmiş tükenmiş federasyon temelinde, iflas etmiş BM parametrelerinde direten, 52 yıldır sonuç alınamayan bir sürecin devamından yana olduğunu ortaya koyan bir karar raporunu yayınlamıştır. Bu gerçek bir kepazeliktir.

BM, kendi 'Kuruluş Şartı'nın en önemli maddesini -halkların kendi geleceklerini belirleme hürriyetini- yok saymakta, insan hakları ihlali yaparak, çağdışı bir uygulama ile kendi tezi ile ters düşmekte, adeta kendi kendini inkar etmektedir. BMGK, Genel Sekreterin Mart ayında toplamak istediği 5+BM Konferansı'nda tarafların alternatif fikirlerini masaya getirme özgürlüğü olduğunu, ortak zemin bulmak için yeni görüşlerin masada olması ve ilgili tarafların bunu kabullenmesi halinde gerekli adımları atacağı açıklamasını yok sayan bir karara daha imza atmıştır. BMGK,Kıbrıs sorununa bulunacak bir çözümün hangi zeminde müzakere edileceğinin ancak ve ancak tarafların rızasıyla belirlenebileceği gerçeğini de unutmuş görünmektedir. Görünen odur ki Cumhurbaşkanı Tatar ve Kıbrıs Türk halkının BMGK'ni, özellikle 5 Daimi Üye'yi, ikna etmesi, ada gerçeklerini anlatması kolay olmayacaktır...

Adayı Yunan yapma hedefine kilitlenen Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis'e gönderdiği mektupta haçlı zihniyetindeki Avrupalının çirkin yüzünü birkez daha gösterdi. Michel Rum basınına yansıyan mektubunda Kıbrıs Türk halkının iradesiyle ortaya koyduğu egemen eşitlik temelinde iki devletli model hedefine son vermek üzere üst düzeyde acil formül üretmeye çalıştığını, gayret gösterdiğini Anastasiadis'e bildirdi.

Şu iyice bilinmelidir ki BM ve AB istedi, ABD istedi diye Kıbrıs'taki haklarımızdan, devletimizden, egemenliğimizden, özgürlüğümüzden ve Anavatan Türkiye'ye bağlılığımızdan, milli davamızdan vazgeçecek değiliz. Kıbrıs Türk halkı haklarımızdan geri adım atmayacağını 18 Ekim'de egemenliğimizi ve devletimizi savunan Anavatan'a bağlı Ersin Tatar'ı Cumhurbaşkanı seçerek, federasyoncu tavizci Akıncı'yı tasfiye ederek göstermiştir.

Anavatan Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu 1-2 Şubat tarihinde gerçekleştirdiği KKTC ziyaretinde KKTC makamları ile Kıbrıs uzlaşmazlığı konusunda görüş alış verişinde bulundu. Ziyaretinin ilk gününde Meclis Başkanı, Başbakan ve Dışişleri Bakanı ile görüşen Çavuşoğlu Salı günü de Cumhurbaşkanı Tatar ile görüştü.Cumhurbaşkanı Tatar ile Çavuşoğlu arasında önce başbaşa bilahare de heyetler arasında toplantı gerçekleştirildi. Özellikle 5+BM Konferansı ve sonrasında izlenecek siyaset birkez daha gözden geçirildi ve sonrasında Tatar ile Çavuşoğlu ortak basın toplantısında gazetecilere ve toplantıyı merakla bekleyen kamuoyuna bilgi verdi. Gerek Cumhurbaşkanı, gerekse de Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu basın toplantısında çok net mesajlar verdiler. KKTC ve Türkiye'nin tam bir uyum içerisinde olduğunu açıkladılar;Yüzde yüz fikir birliği içerisinde olunduğunu tüm dünyaya duyurdular. Bundan sonraki süreçte kesinlikle federasyon görüşülmeyeceğini altını çize çize vurguladılar. Egemen eşitlik temelinde iki devlete dayalı siyasetin her şartta devamından yana olduklarını, bundan sonra gerçekçi olmayan müzakerelerle zaman kaybedilmesinin sözkonusu olamayacağını bildirdiler. Yapılan açıklamada AB'nin Kıbrıs konusunda KKTC adına karar verme yetkisi olmadığı, BMGK'nin müzakerelere zemin teşkil eden parametrelerinin ise değişemez olmadığı vurgulandı. Anavatan'ın AB ve ABD'den gelen tehditler karşısında taviz vermeden yeni Kıbrıs siyasetimizin arkasında durması, desteğini sürdürmesi memnuniyet vericidir. Bu kararlılıkla Devletimizin Türkiye dışındaki ülkeler tarafından da tanınması muhakkak gerçekleşecektir…

Yazarın Diğer Yazıları
ÇOK OKUNANLAR
      Tüm Hakları Saklıdır ©
      Yeni Çağ Gazetesi

      İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel: (0212) 452 40 40
      Faks: (0212) 452 40 58