Enflasyon, Tanzim Satış, Hal Yasası…

A+A-
Fatma ÇELİK

Gıda enflasyonunun Ocak 2019'da yüzde 31'lere ulaşmasıyla birlikte, en temel ihtiyacımız olan "gıda"ya ulaşma, en büyük problemimiz oldu. Domates, soğan, biber, patlıcan… Birinden vazgeçsek diğerini almak zorunda kalıyoruz, ancak oldukça fahiş fiyatlara…

İşte bu hususla mücadele için İstanbul'da 50, Ankara'da 30 tanzim satış noktasının hizmete girmesini içeren proje üretildi… Satış noktalarının bir kısmı kuruldu ve satışlar başladı. Patates ve soğan 3 liradan; salatalık ve domates 3,5 liradan; ıspanak 4; biber 6; portakal 2; elma 2,5 liradan satılıyor; ancak satışlara 2 kiloluk da kota uygulanıyor.

Fiyatlar böyle olunca insanlar, tanzim satış noktalarının önünde kuyruklar oluşturuyor tabi… Bu kuyruklar da, ülkede ekonominin ne hale geldiğinin, açlık durumunun açık ve acı kanıtını oluşturuyor. Tartışmaları da beraberinde getiriyor…

Devletin fahiş fiyatların önüne geçebilmek için piyasaya girmesi olan tanzim satış, yatıştırıcı etkisi geçici olan bir uygulamadır. Nitekim bizde de iki buçuk ay süreceği açıklandı. Sonrasında hem mevsim gereği hem de siyasi atmosfer gereği bu uygulamaya ihtiyaç duyulmayacağı söylenebilir.

Aslen tanzim satış, yanlış bir uygulama sayılmaz. Tanzim satışlar dediğimiz gibi kalıcı ve temelli çözümler getirmese de, piyasanın sorunlarının bir kısmına geçici de olsa çözüm getirebilir. Ancak bu geçici çözüm uygulanırken, kalıcı çözümler için adımlar atılmazsa da, ancak sorunların hasıraltı edilmesine sebebiyet verir ve köklü çözümleri geciktirir.

Meyve ve sebze ticaretinin düzenlenmesi ile ilgili atılan tek adım tanzim satış değil. Çıkarılması planlanan yeni hal yasası da benzeri amaç taşıyor ancak bu amaca zıt sonuç soğurabilecek düzenleme de içeriyor…

Yeni Hal Yasası

Ticaret Bakanlığı tarafından yaş meyve ve sebze ticaretinin düzenlenmesinde değişiklikler öngören Hal Yasası taslağının seçimden sonra Tarım Komisyonu'na gelmesi bekleniyor. Ülke genelindeki 175 sebze ve meyve hal sayısının 30'a indirilmesi, hal komisyonculuğunun kaldırılması, ürün toplama merkezlerinin kurulması gibi düzenlemeler içeren taslakta, dikkat çeken önemli bir değişiklik ise sebze ve meyve hallerinin kurulması, yönetilmesi ve işletilmesiyle ilgili.

Bildiğiniz gibi mevcut düzenlemelere göre hallerin kurulma iznini belediyeler veriyor. Belediyeler, yap-işlet, yap-işlet-devret ve üst hakkı modelleriyle gerçek ve tüzel kişilere devredebiliyor ancak bu imkân uygulamada pek kullanılmadı. Söz konusu yeni hal taslağında ise hallerin "anonim şirketler" tarafından kurulması öngörülüyor. Bakanlık, bu hususta TOBB, TESK, TZOB gibi kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerini de görevlendirebiliyor ve bu kuruluşların payı yüzde 51'den az olamıyor. Ancak şirketlerin halka arz edilmesi halinde bu yüzde 51 şartı uygulanmıyor.

Taslakta bu düzenlemenin, mevcut haliyle, hallerde özel sektörü etkili kılarak, rekabeti azaltacak hatta tekelleşmeye neden olabilecek bir tehlike oluşturduğunu söylemek mümkün.

Kalıcı çözümler gerekli

Ne tanzim satış ne de yeni hal yasası enflasyonla mücadelede etkili sonuçlara ulaşmak için yeterli değil. 85 milyon nüfusun problemine 50 çadırın çare olmayacağı gayet açık olmakla birlikte, üretim eksikliğinden kaynaklanan fahiş fiyatlara, belediyelerin yüksek fiyata tedarik ettikleri ürünleri zararına satmasıyla çözüm getirilemez.

Bugün gıdaya ulaşma zorluğumuzun ne sebebe dayandığının anlaşılması ve ortaya konulması, geçici çözümleri değerlendirirken de önem arz ediyor.

Ülkenin nüfusu son 15 yılda yüzde 25 artarken, tarım arazilerinde yüzde 14 küçülme yaşandı. Buna bağlı olarak da sebze ve meyvelerin üretiminde gerileme gerçekleşti.

Yalnızca 2018 yılında baklagil üretiminde yüzde 6, tahıl üretiminde yüzde 5, sebze üretiminde ise yüzde 3 düşüş oldu. Fındıkta, mercimekte yüzde 25'lere; patlıcan, şeker pancarı, soğan ve fasulyede yüzde 10'lara dayanan üretim azalması görülüyor.

Yıllardır gözlenen bu durumun sonucu olarak da gıda büyük ölçüde ithalata dayanıyor. Net verilerle açıklamak gerekirse; 2010-2017 yılları arasında sebze ithalatı yüzde 66, meyve ithalatı yüzde 81 oranında arttı.

Elbette halkın ihtiyaçlarına makul fiyatlarla ulaşması önemli ancak yeterli üretim yapılmadıkça fiyatların artmasının önüne geçilemez. Yeterli üretim olmadan, dışa bağlı tarım politikaları sürdüğü sürece de tanzim satış gibi uygulamalar kalıcı sonuç vermez. Üretim sorununa kalıcı çözüm için; sürdürülebilir tarım ve hayvancılık politikaları devreye sokularak üretimin planlanması, çiftçinin teşvik edilmesi, eksikliği ithalatla giderme zihniyetine son verilmesi gerekiyor.

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları