"Engelliler kamuoyuna yansımıyor"

"Engelliler kamuoyuna yansımıyor"
Engellilere yönelik çalışmaları ile bilinen Dr. Hasan Güventürk, Yeniçağ'a açıklamalarda bulundu.

Tolgahan KARAOĞLU / YENİÇAĞ

Engelli bireylerle ilgili projeler yöneten Dr. Hasan Güventürk, "Ülkemizin sürekli değişen gündemi içerisinde engelli bireylerin sorunları kamuoyuna yansıyamıyor" dedi.

Güventürk, "Ülkemizdeki engelli bireylerin sorunları ve kendisinin bu kapsamda sürdürdüğü çalışmalar ile ilgili Yeniçağ'ın sorularını yanıtlayarak, şu açıklamalarda bulundu;

Yeniçağ: Öncelikle kendinizden biraz bahsedebilir misiniz, sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Hasan Güventürkk: Tıp doktoru, Mikrobiyoloji uzmanıyım. Yaklaşık 20 yıldır dezavantajlı gruplarla çalışıyorum. 2005-2009 yılları arasında Kadıköy Belediyesi Engelliler Merkezi Başkanlığı görevini yürüttüm. Kurucusu olduğum AREM Avrupa Rehabilitasyon Merkezi’nde Otizm, Cerebral Palsy, zihinsel gelişim gerilikleri, öğrenme güçlükleri ve dil ve konuşma güçlükleri olan bireylerin özel eğitim, rehabilitasyon, sağlık ihtiyaçları, psikosoyal ihtiyaçlarına yönelik tanı, değerlendirme ve aile danışmanlığı hizmeti sunuyorum. Yine kurucusu olduğum Eğitim Üretim ve Sanat Derneği (EÜSDER) bünyesinde dezavantajlı bireylerin sağlık, eğitim, mesleki eğitim, istihdam ve sosyal ihtiyaçlarına yönelik proje çalışmaları yürütmekteyim. Bu 20 yıllık süre içerisinde yurt içinde ve bir çok AB ülkesinde yerel yönetimler, STKları, Üniversitelerle proje çalışmaları yürüttüm.

Yeniçağ: Engelli bireylerle ilgili yürüttüğünüz projelerden biraz bahsedebilir misiniz?

Hasan Güventürk: Dezavantajlı grupların eğitim, mesleki eğitim, istihdam, bakım konularında projelerde yer aldım. Özellikle yerel yönetimlerin dezavantajlı gruplara sundukları hizmetler ve yasal mevzuatları incelemek üzere bir çok AB ülke yerel yönetimi ile İstihdam alanında özellikle Almanya ve İsveç’te çeşitli eğitimlere katıldım. Korumalı iş atölyeleri ve Yeni Kooperatifçilik hareketi ile Sosyal Ekonomi konularında Berlin ve Göteborg’da çalışmalar yürüttüm. Yine bir çok AB ülkesinde özel eğitim hizmetlerini inceledim. Bunun dışında özgül öğrenme güçlükleri (ÖÖG) alanında Derneğimiz European Dyslexia Association (EDA)’a üye olan ilk Türk STK’dur. ÖÖG konusunda Avrupa Parlamentosu’nda bir proje kapsamında seminer düzenledik. Bunun dışında Brüksel’de, Göteborg’da ve Berlin’de dezavantajlı bireylerin sosyal bakımları ile ilgili projelerde yer aldım. Yine özel eğitim alanına nitelikli eğitici yetiştirilmesi amacıyla seminer, kongre çalıştaylar düzenlemekteyiz.

Yeniçağ: Mesleğinizi icra ederken karşılaştığınız zorluklar neler, bu tür zorlukların aşılması için neler yapılabilir?

Hasan Güventürk: Engellenmiş birey ve aileleri ile çalışma oldukça yoğun ve sarsıcı bir çalışma ortamı. Tanı aşamasından itibaren bireyin ve ailesini yaşam boyu bir mücadele bekliyor ve siz tüm bu aşamalarda onlara yol göstermek durumunda kalıyorsunuz. Engellenmiş bireyler ve aileleri tanı aldıkları hastaneler başta olmak üzere, okul, sosyal kurumlar, toplumsal hayatın her alanında ayrı ayrı travmatik süreçler yaşıyorlar ve onlarla çalışırken bu travmaları gözlemlemek de iç dünyanızda sarsıcı bir etki bırakıyor.

Diğer yandan vereceğiniz hizmet kamunun resmi raporlama ve diğer prosedürlerine ihtiyaç duyduğundan çoğu zaman yapmanız gereken asıl işi bırakıp kamudaki engeli aşması için emek harcamak zorunda kalıyoruz. Örneğin Sağlık Bakanlığı bütçesinden milyarlarca dolar kaynak şehir hastanelerine aktarılmaktayken ve 21. yüzyıl teknoloji çağında yaşamamıza rağmen engellenmiş bireylerin rapor çıkarmak için randevu almaları işkence olmaktan çıkarılamamıştır. Hastane polikliniklerinde dezavantajlı çocuğu ile poliklinikleri bir bir dolaşması bir yana bunu yapabilmesi için randevu dahi alınamamakta. 21. yy teknoloji çağında heyet raporu çıkaracak aileler her gün st 16.00 da telefon başında nöbet tutmakta ve bir kaç saniye içerisinde dolan heyet randevularını yakalamaya çalışmakta.

Diğer bir zorluk değerlendirdiğimiz birey ve ailelerinin eğitim, rehabilitasyon ve danışma ihtiyaçlarının çokluğu ancak bireylerin bu ihtiyaçlarının kamu tarafından karşılanmaması. Özellikle otizm, serebral palsy gibi çoklu terapi programlarına ihtiyaç duyan bireylere MEB bünyesinde sunulan ayda sadece 8 saat eğitim/terapi ile yeterli iyileşme sağlayamamaktayız. Dezavantajlı bireylerin terapi ihtiyaçları sadece MEB yönetmelikleri ile yönetilemeyecek kadar çoktur ve Sağlık Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın da devreye girmesi gerekmektedir.

Bir diğer zorluk ailelere kesintisiz danışmanlık hizmeti verilmesi gerekirken devletin bu işe bütçe ayırmaması.

Yeniçağ: Ülkemizdeki kurum ve kuruluşlar engelli bireyler konusunda yeterince bilgili ve hassas mı? Engellilerin günlük hayatta karşılaştığı zorlukların aşılmasına yönelik ülkemizdeki kurumların yeterince destek olduğunu düşünüyor musunuz?

Anadolu coğrafyası hoşgörü kültürü’nün hakim olduğu bir coğrafya olarak bilinir ancak, farklı gelişen bireylerin toplumun tüm katmanlarında uğradıkları ayırımcılığı gördüğümüzde bunun böyle olmadığına şahit oluyoruz ve bu bizim kültürümüze yakışmıyor. Toplumumuz her zaman sağlıklı yaşayacakmış gibi bir sanrı içerisinde ve en ufak bir farklılık derhal dışlanıyor veya görmezden geliniyor. Bu görmezden gelme hali ta ki dezavantajlılık kendi başına da gelene kadar sürdürülüyor. O zaman biz tüm çevrenin her kes sağlıklı yaşayacakmış gibi yapılandırıldığının farkına varıyoruz. Bu konuda yapılan farkındalık çalışmaları da etkili olmuyor maalesef. Aksaray’daki öğrenci velilerinin yaptığı tutumu bir çok alanda görmekteyiz. Yine görüştüğüm ailelerin çoğu doktoru, öğretmeni, okul idaresi ile sorun yaşadığını ifade ediyor. Bu alana hizmet veren tüm profesyonellere dezavantajlı birey ve ailelerinin yaşadıkları travmatik süreçler ile bu süreçlere verdikleri sosyal psikolojik tepkiler konusunda eğitim verilmesi şart. Karşısındaki birey ile empati kuramayan kamu çalışanları, iletişimlerinin dezavantajlı birey ve ailelerinde nasıl bir etki yarattığının farkında yada umurunda değil. Tabi bu konuda çok olumlu örnekler de görmekteyiz. Yine aileler de yaşadıkları travma etkisiyle sürekli bir negatif iletişim içerisinde olabiliyor. Bunların profesyonellikle karşılanması son derece önemli.

Yeniçağ: Engelli bireylere yönelik yapılan kanuni düzenlemeler bu aşamada yeterli mi? Engelli bireylerin haklarına ve sorunlarına yeterince ilgi gösterildiğini düşünüyor musunuz?

Hasan Güventürk: Ülkemizdeki yasal düzenlemelerin çoğu 2000’li yılların başlarında AB uyum yasaları ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde yapıldı. Dolayısıyla bu haklar dezavantajlı bireylerin mücadelesi sonucunda elde edilmedi. AB ülkelerinde durum farklı. Orada çoğu hak mücadele sonucu elde edilmiş görülüyor. Böyle olunca verilen haklar sürekli değişebiliyor ve geri alınabiliyor. Bu durumda dahi Engellenmiş STK’larının yeterli bir tepki verdiğini görmüyoruz. Yine bir çok yasa kopyala yapıştır yöntemi ile getirildiğinden uygulamada bir çok aksaklık gözleniyor. Bir çok yasa ve yönetmelik birbiri ile çelişiyor. Bu yasa ve yönetmeliklerin dezavantajlı bireylerin ihtiyaçlarını karşılaması mümkün değil. Uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış bir çok hak pratik hayatta karşılık bulamıyor.

Bununla birlikte Ülkemizin sürekli değişen gündemi içerisinde engellenmiş bireylerin sorunları kamuoyuna yansıyamıyor. Bu alanda yapılan ve haber ajanslarına gönderilen çalışmalar çoğu zaman haber niteliği taşımadığı gerekçesiyle yayınlanmıyor. Toplumun neredeyse dörtte birini etkileyen bir alan nasıl bu kadar görmezden gelinebiliyor anlamak güç. Engellenmiş bireyler sorunlarının kamuoyunda tartışılması için her yıl 3 Aralık gününü beklemek zorunda kalıyor. O gün Ülke gündeminde olağanüstü bir durum ortaya çıkarsa o gün de gündemde yerini bulamıyor maalesef.

Yeniçağ: Meslek hayatınızda ve yürüttüğünüz projeler kapsamında başınızdan geçen, anlatmak istediğiniz bir olay var mı?

Hasan Güventürk: Türkiye’de Down Sendromlu yetişkin bir kızı olan bir anne ile bir projede çalışıyorduk. Anne, kızı için küçük bir yer kiralamak istediğini ve kızının ürettiği el işlerini orada satabileceğini anlattı. Ben de bunun için ‘Kızınıza böyle bir şey yapmak isteyip istemediğini sordunuz mu?’ diye sordum. Aklına gelmediğini söyledi. Bunun üzerine kızına annesinin kendisi için düşündüğü bu işi yapmak isteyip istemediğini sordum. Bana ‘Böyle bir iş yapmak istemeyeceğini ama annesi’nin mutlu olması için istemeyerek de olsa yapabileceğini’ söyledi. Kendisi’nin ne yapmak istediğini sorduğumda ise ‘yüzme olimpiyatlarında madalyası olduğunu ve yüzme antrenörü olmak istediğini, bunun yanında toplumun dezavantajlı bireylere ve hayvanlara ayırımcılık yaptığını ve ayırımcılıkla ve hayvan hakları ile mücadele eden bir projede gönüllü çalışmak istediğini’ söyledi. Bu deneyim bana, biz erişkin çok bilmişlerin başkalarının hayatlarını ve hayallerini nasıl sınırlandırdığımızı, biz sınır koymaz isek onların neler başarabileceğini göreceğimiz gerçeğini gösteren önemli bir farkındalık yarattı.

Yeniçağ: Son olarak sizin söylemek istedikleriniz neler?

Hasan Güventürk: Engellenmiş bireylerin toplumda eşit haklara sahip yurttaşlar olarak bağımsız yaşam sürebilmeleri için yerel yönetimler başta olmak üzere, kamu kuruluşları, STK’ları, üniversiteler ve özel sektörün yapacağı çok iş var. Ben özellikle yerel yönetim hizmetlerini önemsiyorum. Zira, yerel yönetimlerin birincil görevi sınırları içerisinde yaşayan insanların sosyal sorunlarını çözmektir. Bu noktada dezavantajlı gruplar, yerel yönetimlerin en önemli hizmet alanıdır. Özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi bir Avrupa kenti olabilmesi için dezavantajlı grupların tüm ihtiyaçlarına yönelik çağdaş projeler üretmek zorundadır.

Bununla birlikte siyasi partilerin engellenmiş politikalarını oluştururken alandaki STK’larının görüşleri alınmalı ve kurulacak komisyonlarla hizmet politikası belirlenmelidir.

Son olarak dezavantajlı bireylere hizmet veren yerel yönetim, kamu, özel sektör, üniversite ve STK’lar olmak üzere tüm kuruluşların bir araya gelerek ihtiyaçların belirleneceği kongre/çalıştayların düzenlenmesi ve tüm hizmetlerin eşgüdüm içerisinde verilmesi açısından önem arz etmektedir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.