Erbakan, Abdullah Gül'le gurur duyuyor!

A+A-
Hasan DEMİR

Son seçimler öncesi Sayın Erbakan’ın TV5’te Abdullah Gül ve Recep Tayip Erdoğan için,  “Onlar Milli Görüş Gömleğini çıkarttılar” deyip ardından sıraladıklarını kulaklarımla işitmesem, bugün  “Pes yani!”  deme ihtiyacı duymayacağım. Mesele mâlûmunuz, Cumhurbaşkanı Gül, Erbakan’ın  “Ev hapsi cezasını” affetti.
Af sonrası gazeteciler Erbakan’a sordu:
 “-Bu affın ardından siz de onları affettiniz mi?”
Daha düne kadar çok ağır bir şekilde suçladığı kişiler için Erbakan’ın bu soruya cevabı şu oldu:
“-Onlar her zaman bizim kardeşimiz, talebelerimiz ve taraftarımızdır!”
Ölçü şaşınca işte böyle oluyor!
“Kardeşimiz” diyor.
“Talebelerimiz”  diyor.
“Taraftarımız”  diyor.
İnsanlar siyasetçileri inandığı değerlere, ülke, devlet, millet ve insanlık için ortaya koydukları icraatlara göre değil de, şahsi çıkarlarına uzak yahut yakın duruşlarına göre değerlendirdiklerinde, ölçü şaşıyor. Ve ortaya, sen yeter ki bana ihale ver, sen yeter ki beni affet, o zaman ister bir ABD-Siyonist İttifakı projesi olan “Büyük Ortadoğu Projesi” nin elemanı ol, ister ülkeyi boydan boya ev kiliselerle doldur, ister vatan toprağından, devlet ve millete ait müesseselere kadar ne var ne yoksa bir-iki yıllık kârları karşılığı daha dün Sevr’i dayatan müstevlilere devret, hiç önemli değil fotoğrafı çıkıyor.
Acı bir durum...
İnanınız Erbakan’ın affedilmesine karşı değilim.
Çünkü meseleyi az buçuk biliyorum ve bugün Sayın Erbakan’a uygulanan prosedür bütün partilere uygulansın aynı cezaya çarptırılmayan siyasi parti yöneticisi kalmaz. O dönem bir  “28 Şubat süreci” idi, iş ciddi tutuldu, fatura Erbakan’a kesildi. Hani partilere hazine yardımı yapılır ya, işte o yardımdan değişik miktarda partilerin il ve ilçe teşkilatlarına gönderilir, yahut gönderilmiş gibi yapılır fakat gönderilmez, gönderilmeyen kısım Genel Merkez tarafından değerlendirilir. Mesele budur ve bunu yapmayan siyasi parti yok gibidir. Yani şahsi zimmete geçmiş bir şey yoktur ortada.
İşte Erbakan’ın ceza alması böyle birkaç işlemdendir...
Amma Hoca’nın dün yerin dibine batırdıklarını bugün kucaklaması kendisi ile çelişmesinin de ötesinde Saadet Partisi’ni fiilen yok etmesidir. Sen, Gül ve Erdoğan için,  “Talebelerim-Kardeşlerim-Taraftarlarım”  dedikten sonra senin partin meydanlara çıkıp AKP için diyecek bir şey bulabilir mi?
Bulsa bile millet bu sözlere artık itibar eder mi.
İnsan ister istemez Erbakan’ın 2007 seçimlerini başlatırken Gebze’de yaptığı konuşmayı hatırlıyor meselâ:
“- 22 Temmuz seçimlerinin neden daha önemli olduğunu açıklamak istiyorum. Son 5 yılı ırkçı emperyalizmin sözünden çıkmayan AKP yönetti. Onların isteği üzerine Lübnan’a asker gönderildi. Eğer AKP bir kez daha gelirse, ırkçı emperyalistlerin maddi işgaline mi evet diyeceğiz. Yoksa hayır deyip yeni bir dünya mı kuracağız. (..)  Dünya Siyonizm’i 5 bin yıldan bu yana çalışırken, daha önceki haçlı seferlerine ek olarak 20. haçlı seferleri başlattı. Batı, SSCB dağıldıktan sonra İslam’ı düşman olarak seçti. 1990 yılından bu yana İslam’a karşı haçlı seferi yapılıyor. İşte tarihi bir dönüm noktasında 22 Temmuz seçimlerine gidiyoruz. Biz daha önce olduğu gibi 20. haçlı seferini de geri püskürteceğiz. 1 ay geceli gündüzlü çalışarak, Türkiye’yi İsrail’e vilayet yapmayacağız(..)  Çünkü hepsi dış güçlerin emrindedir. (..) Bu AKP, Milli Görüş gömleğini çıkartıp, Siyonizm’in emrine girdiği gün ben kendilerine şunları söyledim. Dikkat edin sizi ben iyi tanıyorum. Sizin 100 milyar dolar bulmanız lazım. Bunu milleti ezerek değil, Allah’ın verdiği nimetlerden farklı reçetelerden bulacaksınız. Siz, un var, su var, tuz var ekmek yapabiliriz dediniz. Ama siz ekmek yapamazsınız. Çünkü size maya lazım. Siz de maya yok.”
İşte o gün Erbakan’ın  “Sizde maya yok!”  dediği kişiler bugün Erbakan’ın  “kardeşi” ,  “taraftarı” ve  “talebeleri” oluvermiş..
Erbakan daha bir yıl evvel  “mayasız”  olmakla nitelediği Gül ve ötekileri bugün  “taraftar ve talebelerim”  olarak nitelerken çevresindekiler de bir alkıştır tutturmuş; ne diyeyim...
Her şey kaydoluyor..
Ve ben “önceki Erbakan’ı”  alkışlıyorum.
Yeni Erbakan’ı ise tanıyamadım.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58