Erdoğan’ın kara planı!

Tayyip Erdoğan, referandumdan evet çıkarsa daha geniş kapsamlı bir Anayasa değişikliği yapacaklarını birkaç defa açıkladı.
Aslında ne yapacakları daha önce yaptıklarından bellidir.
Prof. Ergun Özbudun ve ekibine hazırlattıkları taslak, Anayasa’nın başlangıç ilkelerini değiştiriyordu.
Mevcut Anayasanın dördüncü maddesi şöyledir:
“MADDE 4: Anayasanın birinci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile ikinci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve üçüncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.”
Peki, ikinci maddedeki temel nitelikler nasıl tanımlanıyor?
“MADDE 2: Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.”
Başlangıç ilkelerinde “Türk vatanı” denilir; “Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı” ifadesi kullanılır.
Peki AKP’nin Anayasa taslağında durum neydi?
Bir defa, başlangıçta belirtilen temel ilkeler ortadan kaldırılıyordu? Yeni, kısa ve kuru bir başlangıç metni yazılmıştı!
Halbuki, Türk anayasasının ruhunu ortadan kaldırmak, üstelik değiştirilmesi teklif dahi olunamayacak ilkeleri yok etmek, başlı başına bir Anayasa suçuydu.
Anayasa, “Başlangıçta ve ilk üç maddedeki temel ilkeler değiştirilemez” diyor, Özbudun ve arkadaşları, Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile hazırladıkları taslakta başlangıcın tümünü ortadan kaldırdıkları gibi maddelerle de oynuyorlar; son hükümlerde de dördüncü maddedeki değiştirilemezlik ilkesine yer veriyorlardı.

* * *


AKP milletvekili Zafer Üskül, Anayasanın başlangıç kısmında ve maddelerinde Kemalizm ideolojisinin yansımaları olan “Atatürk milliyetçiliği” ve “Atatürk ilke ve inkılâpları” gibi kavramların kaldırılması gerektiğini söylüyordu.
Avrupa Parlamentosu Yeşiller üyesi Daniel Cohn Bendit, Avrupa Birliği’ne katılmanın Türkiye’de Kemalizmin sonu olabileceğini söylemiş ve bunun “Kemalist köktenciliğin havaya uçurulması” anlamına geldiğini belirtmişti.
Wolfgang Koydl da “Türkiye her şeyden önce, her toplumsal ve politik gelişimini engelleyen taşlaşmış Kemalizmi kırmalıdır” diye konuşmuş, Zafer Üskül gibi devletin temelleriyle kavgalı kişilere cesaret vermişti.
2003’ün Mart ayında, AB Genel Kurulu’na sunulan Türkiye raporunda Hollandalı muhafazakâr parlamenter Arie Oostlander, Bülent Arınç’ın sık sık gündeme getirdiği gibi laikliğin farklı tercüme edilmesini istemiş, ayrıca Kemalizm ideolojisinden arındırılmış yeni bir Anayasa yazılmasını talep etmişti.

* * *

Biz o zaman “Türk Milleti, Türkiye topraklarını kanıyla vatan yaptı, oylama veya demokrasi ile değil! Dolayısıyla bu tehlikeli oyuna bir an önce son verilmesi, herkes için iyi olur. Anayasayı, cumhuriyeti, Türk vatanını, Türk Devletini, Türk Milleti’nin hukukunu korumak her Türk’ün görevidir. TBMM korumazsa, hükümet korumazsa, TSK korumazsa, tek tek her vatandaşa koruma hakkı doğar!” demiş idik.
Yine aynı uyarıyı yapmak durumundayız.

Yazarın Diğer Yazıları