Erdoğan'ın tekleri tekledi...

A+A-
Orhan UĞUROĞLU

Recep Tayyip Erdoğan'ın bir elinin dört parmağıyla tek tek saydığı sloganı vardı. Son günlerde bakıyorum, "Tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet" sloganından vazgeçti.

Cumhurbaşkanı olarak Erdoğan bu sloganların açılımını da yaparak altına imzasını şöyle atmıştı.

TEK MİLLET;

Erdoğan diyor ki?

"Bu ülkede yaşayan herkes Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Çerkeziyle, Boşnağıyla, Gürcüsüyle, Romanıyla, etnik kökenine bakılmaksızın aynı millettir. Bizim millet anlayışımız budur…"

Diyorum ki;

-   Suriyeli, Afganlı, Iraklı, Türkmen ve Azeri olmak üzere yaklaşık 6 milyon sığınmacıyla tek millet anlayışı kayboldu…

-   6 milyon sığınmacıya yaklaşık 50 milyar dolar harcanırken, milyonlarca Türk vatandaşı yoksulluk, açlık, işsizlik ve enflasyon altında geçim sıkıntısı yaşıyorsa, yandaş zengin daha zengin ediliyorsa bunun hesabını millete nasıl vereceksiniz?

TEK BAYRAK;

Erdoğan diyor ki?

"Bu bayrağa rengini veren şehit kanları, hepimizin ecdadının ortak mücadelesini temsil eder. Şehitlerimizin, gazilerimizin, bayrağımızın yapmadığı ayrımı millete yapanlar alçağın ta kendisidir…"

Diyorum ki;

-   Yunanistan, vatan toprağı 18 Türk adasını işgal edip Yunan bayrağını Türkiye topraklarında dalgalandırıyorsa; Şehitlerimizin de hayatlarını kaybeden gazilerimizin de kemikleri sızlar.

-   Ne acı ki bugün itibarı ile vatan topraklarında hala Yunan bayrağı vardır ve AKP iktidarının seyretmesi nedeniyle Tek Bayrak anlayışı büyük yara almaktadır.…

TEK VATAN;

Erdoğan diyor ki?

"Bu ülkenin 780 bin kilometrekaresinin her bir karışı bizim vatanımızdır. Hiç kimsenin namusumuz olarak gördüğümüz, vatanımıza, evimize, mahremimize el sürmesine izin vermeyiz…

Diyorum ki;

-   O halde 18 Türk adası neden vatanımızın dışında bırakıldı?

-   Namusumuz olan vatan toprağının işgaline 2004'den bu yana AKP iktidarı neden göz yumdu?

-   Süleyman Şah türbesinin bulunduğu vatan toprağı apar topar terkedilip naaşı neden kaçırıldı?

TEK DEVLET;

Erdoğan diyor ki?

"Bizim son devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti Devletinden başka devletimiz yoktur. Kendine başka devlet arayan istediği yere gidebilir…"

Diyorum ki;

-   Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Devletçilik ilkesine" göre, özel teşebbüslere izin verilecek fakat hiçbir özel teşebbüs devlet kontrolünden ve teftişinden çıkamayacaktır.

-   Atatürk'ün "Devletçilik ilkesine" göre iktisaden zayıf bir ulus, fakirlik ve sefaletten kurtulamaz. Toplumsal ve siyasi felaketten yakasını kurtaramaz…

-   Şehitlerimizin kanları ile kurduğumuz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti de biz Türklerin devleti değil mi?

Değerli okurlarım,

Erdoğan'ın tekleri ne yazık ki işte böyle tekliyor…

Keşke teklemeselerdi, keşke bu ilkeler sözde değil özde kalsaydı

Madem Atatürk'ümüzüm devlet anlayışından söz ettim o halde devletin olmazsa olmaz laiklik anlayışından da söz edeyim.

Çünkü günümüzde sahte şeyhler, hazretler, hocaefendiler el üstünde tutuluyor.

ATATÜRK DER Kİ;

"İnsan yaşamında ibadetin dışında her türlü tasarruf, dine göre değil, anayasaya, yasalara ve kurallara göre yapılır.

Din, kişinin özel yaşamının bir parçasıdır. Laiklik ise din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır.

Laiklik, devletçilik dışındaki diğer ilkelerin hepsinin de ön koşulları içinde yer alır:

-   Demokrasinin ön koşuludur; çünkü laiklik olmadan gerçek bir düşünce özgürlüğü de olamaz.

-   Devrimciliğin ön koşuludur; çünkü laikliği kabul etmemiş bir toplumda, bilimin ve çağın gereklerinin gerisinde kalmış kurumları değiştirmenin tartışması bile genellikle yapılamaz.

-   Halkçılığın ön koşuludur; çünkü bir din devletinde halkın istekleri değil, dinsel seçkinlerin düşünceleri önemlidir. "

Değerli okurlarım,

Atatürk, sadece din ve devlet işlerinin değil, dinin de siyasetten ayrılmasının da şart olduğunu vurguladı.

-   Saltanatı (1922) ve Halifeliği kaldırdı. (1924)

-   Tekke, zaviye ve türbeler kapatıldı. (1925)

-   "Devletin dini İslam'dır" ibaresi anayasadan çıkarıldı. (1928)

ATATÜRK DER Kİ;

"Dört Halife'den sonra din, daima siyasetin, çıkarın, zorbalığın aracı yapıldı.

Bu hal Osmanlı tarihinde böyle idi.

Ancak şurasını açıkça düşüncenize arz ederim ki böyle adi ve alçak hilelerle hükümdarlık yapan halifeler ve onlara dini alet yapmaya tenezzül eden sahte ve imansız bilginler, tarihte daima rezil olmuşlar, hüsrana uğramışlar ve daima cezalarını görmüşlerdir.

Artık bu milletin ne öyle hükümdarlara ne öyle bilginler görmeye tahammülü ve imkânı yoktur.

Artık kimse öyle hoca kıyafetiyle sahte bilginlerin yalanına önem verecek değildir. En cahil olanlar bile o gibi adamların niteliğini pek ala anlamaktadır."

Değerli okurlarım,

Ya bugün?

-   Din siyasetin aracı değil mi?

-   Hoca kıyafetleriyle sahte ve imansız bilginler yok mu?

-   Ne acı ki sahte bilginlere ve yalanlarına önem verenler milletin içinde de iktidar partisinde de vardır…

  • Yorumlar 12
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58